Bahçeli'den Babacan'a 'askıda ekmek' cevabı

DEVA Partisi lideri Babacan'ın "Adaleti, insan haklarını, demokrasiyi askıya alırsanız o ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız" sözlerine Bahçeli'den sert cevap geldi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP lideri Bahçeli, Meclis Grup Toplantısı'nda muhalefeti sert sözlerle eleştirdi, "Işığı yakanların da kapatacak olanın da sadece aziz millet olduğunu bilmeleri hem tavsiyemiz hem de ikazımızdır" dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın "'Askıda ekmek' diye bir proje başlattılar. Bundan hiç utanmıyorlar mı? Adaleti, insan haklarını, demokrasiyi askıya alırsanız o ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız. Bu, iktidarın bir ortağının vatandaşının ekmek parasına muhtaç kaldığını açıkça ilan etmesi demek. Söze gelince, yerli ve milli diyorlar. Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir" sözlerine Bahçeli sert cevap verdi, "İnsan hakları, demokrasi askıda değildir. Aksini iddia eden siyasi dolandırıcı, siyasi yağmacıdır" dedi.

6 Ekim 2012 yılında Samsun İlkadım ilçesinde olduğu gibi ekmek fiyatlarının zamlandığı başka dönemlerde de benzer kampanyalar yaptıklarını hatırlatan Bahçeli "O tarihlerde kendisine bile devası olmayan şahıs ekonomiden sorumlu bakanlık görevini icra ediyordu. İnançlarımız ne diyorsa onu yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Askıda Ekmek Kampanyası siyasal bir tepki veya eleştiri değil, manevi bir görevi ifa hassasiyeti, kardeşliği, hatırlamayı, paylaşmayı ve kader ortaklığını ifade hasbiliğidir. Biliyoruz ki bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. Biz askıya ekmek koyduk, şu işe bakınız ki ekmeksizler birer birer saklandıkları delikten fırlayarak ortalığa çıktılar" diye konuştu.

"KKTC seçimlerinde Mustafa Akıncı kazanamazsa bu mesleği bırakım" diyen A&G Araştırma Şirketi Genel Müdürü Adil Gür'e de seslenen Bahçeli "Kıbrıs'taki seçimleri Türkiye'nin desteklediği Ersin Tatar kazansın ben bu mesleği bırakacağım diyen hangi anketçi varsa sözünü tutmalıdır" çağrısı yaptı. 

Bahçeli'nin açıklamaları şöyle: 

"Bir elin verdiğini diğer elin görmemesine özen gösterdik. O tarihlerde kendisine bile devası olmayan şahıs ekonomiden sorumlu bakanlık görevini icra ediyordu. İnançlarımız ne diyorsa onu yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Askıda Ekmek Kampanyası siyasal bir tepki veya eleştiri değil, manevi bir görevi ifa hassasiyeti, kardeşliği, hatırlamayı, paylaşmayı ve kader ortaklığını ifade hasbiliğidir. Biliyoruz ki bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. Biz askıya ekmek koyduk, şu işe bakınız ki ekmeksizler birer birer saklandıkları delikten fırlayarak ortalığa çıktılar.

Vay ekmeksizler vay, milletimizin ekmeğine bile göz koyacak kadar nankörsünüz, milli ve manevi hasletlere tahammülsüzlük gösterecek kadar da namertsiniz. Helal lokma arayışı haramdan geçinen kirli yüzleri rahatsız etmiştir. Bunlar her fırsatta ya ekonomiyi kötülerler, ya Türkiye’yi kötü gösterirler, ya da milletimize korku aşılayıp küresel dayatmalara refakat ederler.

"EKMEKSİZLER HEMEN KENDİLERİNİ ELE VERMİŞLERDİR"

Karadeniz'de 21 Ağustos'ta bulunan 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervine ilave olarak 85 milyar metreküp doğalgaz rezervinin bulunması ekonomideki iyimser beklentileri kamçılamıştır. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan bu keşif sonucunda kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan her insanımız ziyadesiyle memnuniyet duymuştur. Bu gelişmeler karşısında yüzleri asılan, canları sıkılan, moral seviyeleri inişe geçen ekmeksizler hemen kendilerini ele vermişlerdir. Bunlar ne ekonomiden anlarlar ne milli kazanımlara sevinirler ne de insan onuruna sahip çıkarlar. Çünkü mayaları lekeli, meşrepleri arızalı, sicilleri bozuktur.

"İSTİYORLAR Kİ DAİMA FELAKET YAĞSIN"

Biz askıya ekmek çıkardık, deva yerine beladan ibaret olan siyasi fosiller, bazı sözde aydın ve cühela köşe yazarları, seviyesizlikleriyle, sevimsizlikleriyle, yalan ve riyalarıyla sazan gibi ağa takıldılar, askıya çıktılar. Diğer yandan 'Askıya ekmeğin koyulmasını milletin açlığa mahkum edilmesi' diye gören ve gösteren siyasi devşirmeler, bizim nezdimizde sadece erdemsiz ve cibilliyetsiz değil, aynı zamanda da ekmeksizdir. Bizi eleştiren şarlatanların evlerinde ekmekleri yoksa, dolambaçlı yollara sapmasınlar, fitneye tevessül etmesinler, babayiğitçe söyleyip, dosdoğru talep edip bizden ekmek istesinler, layık değilseler bile onlara da gönderecek cömertlik bizde vardır. Aç kalmasınlar, açıkta yatmasınlar, sonra onun bunun eline düşüyorlar, esaret altına giriyorlar. Bunlar, yağmurun hemen ardından biten zehirli mantar gibiler. İstiyorlar ki daima felaket yağsın, her felaketi bir diğeri takip etsin. Bu küstahlar, ekmeksizlikleriyle, vefasızlıklarıyla, döneklikleriyle, Türkiye düşmanlarının içimizdeki Truva Atı halinde sivrilip milletimizin hafızasına kazınmışlardır. 

basliksiz-1.jpg

"NASIL OLSA EN İYİ YAPTIĞIN İŞ BUDUR"

Meşhur bir iktisatçı demiş ki 'İstediğiniz kadar posta arabasını arka arkaya ekleyin, elde edeceğiniz şey asla bir tren olmayacaktır.' Bırakınız tren olmayı, bunların vagon olmaları dahi hayaldir. Türkiye’de adalet, insan hakları, demokrasi askıda değildir, aksini iddia eden siyasi dolandırıcı, siyasi yağmacıdır. 'Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir' diyen ekmeksiz, sen nereden bilirsin milliyetçiliği, ne ilgin ve irtibatın var milletle ve milliyetle? Be hey şaşkın, aşı ekmeği, milleti milliyetçiliği bırak da, sana talimat veren, seni kafese sokan, ayağına pranga vuran karanlık lobilere, yabancı efendilerine takla atmaya, şirinlik yapmaya devam et. Nasıl olsa en iyi yaptığın iş budur. 

"CUMHUR İTTİFAKI İLE GÜÇLÜ TÜRKİYE'YE ULAŞACAĞIZ"

Dün önüne koyulan çanağı bugün deviren, yediği ekmeğe ihanet eden kimliksizlerin zilletin askısında nasıl eridiklerini, nasıl rezil olduklarını görecekleri günler yakındır. Askıda Ekmek Kampanyamızı eleştiren odakların milletimizin ekmeğine göz koyan, ekmeğinden çalmak için bahane hazırlayan kriz tacirleri olduğu açıktır. Biz ekmeği askıya koyduk, helalden yana tercihimizi gösterdik; zillete düşenleri tarihin askısına koyup postlarını tartacak olan da büyük Türk milletidir. Biz 'ekmek, millet, refah, bereket, beka, istiklal ve istikbal' diyoruz; manevi dayanışmanın ve milli birliğin dinamizmiyle büyük ve güçlü Türkiye’ye Cumhur İttifakı sayesinde ulaşacağımıza gönülden inanıyoruz."

BABACAN'DAN 'ASKIDA EKMEK' TEPKİSİ

 

Erzurum'da konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, MHP lideri Bahçeli'nin başlattığı 'Askıda Ekmek Kampanyası'nı eleştirmişti, "Yaptıklarından hiç utanmıyorlar mı? Siz bir ülkede adaleti, demokrasiyi askıya alırsanız, o ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız" demişti. 

 

Babacan şunları kaydetmişti: "Askıda ekmek projesi başlattılar. Yaptıklarından hiç utanmıyorlar mı? Siz bir ülkede adaleti askıya alırsanız, insan haklarını askıya alırsanız, demokrasiyi askıya alırsanız, o ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız. Bu ne demek? Vatandaşının bir ekmek parasına muhtaç kaldığını, iktidarın bir ortağının açıkça ilan etmesi demek.

 

Hayretlere düşüyorum. Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır, nasıl utanmazlıktır? Konuşmaya gelince yerli, milli diyorlar. Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir. milliyetçilik bu ülkenin her bir vatandaşını aynı samimiyetle kucaklayabilmektir. Milliyetçilik kutuplaştırmak değildir. Bu yoksulluk çözümsüz değildir, yoksulluk Türkiye’nin kaderi değildir."

"ERMENİSTAN BUGÜN CİNAYET NÖBETİNDEDİR"

Tohum çatlayalı çok olmuş, mefkure güneş gibi doğmuş, mazlumların gözyaşıyla ıslattığı, kanlarıyla suladığı Dağlık Karabağ’ın asıl sahibine geçmesinin zamanı gelip çatmıştır. Doymak ve kanmak bilmeyen zalimlerin bu gerçeği engellemeye ne güçleri ne de takatleri yetecektir. Ermeni katiller geçmişteki alçak saldırılarına yenilerini eklemektedir. Soykırımcı Ermenistan işbaşındadır. Meşrutiyet yıllarında, çeteleri dağlarda gezerken, militanları kahramanlarımızı şehit ederken, memurları ve siyasetçileri sokaklarımızda baston sallayan, nifak saçan, Meclis-i Mebusan’da olay çıkartan, ayrılıkçılık yapan bölücülerin soysuz torunları bugün Ermenistan’da cinayet nöbetindedir.

Dağlık Karabağ Azerbaycan’a geçmeden ateşkes, müzakere ve diyalog uçurumdur, işgalcilerin taktik adımıdır.

"BU SUSKUNLUK TÜRK'E YAKIŞIYOR MU?"

Bizi derinden üzen ve kahreden bir başka konu, 1990’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerinin Dağlık Karabağ konusundaki sessizliği, tepkisizliği ve hareketsizliğidir." ifadesini kullanan Bahçeli, "Özbekistan’ın diplomatik çözüm çağrısını nasıl kabullenelim? Kazakistan’ın müzakere önerilerini nasıl ve neyle izah edelim? Türkmenistan’ın BM himayesinde önleyici diplomasi yöntemlerini kullanma teklifini nasıl hazmedelim? Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri’nin bize göre cılız ve yetersiz tepkisini nereye koyalım? Bu gelişmeler karşısında kendi içine kıvrılan Kırgızistan’dan da bir ses çıkmamasını nasıl yorumlayalım? Bişkek’te baş gösteren sokak eylemlerine, FETÖ’nün oyunlarına bugüne kadar yüksek sesle itiraz eden hangi Türk devletleri olmuştur? Bu suskunluk, bu durgunluk Türk’e yakışıyor mu?

"SİVİLLERİ KATLEDEREK ULAŞACAĞI HİÇBİR YER YOKTUR"

Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Türk’ün feryat ettiği bir ortamda, bir başka Türk’ün buna duyarsız kalması abesle iştigaldir. Hadi Kıbrıs davasında sesiniz çıkmıyor, hadi Kerkük’ten habersizsiniz, bari Dağlık Karabağ’da taraf olun, üstelik hakkın ve hakikatin safında yer alın. Haklı olan ülke Azerbaycan’dır. Mağdur olan ülke Azerbaycan’dır. Toprak bütünlüğü ve egemenlik çıkarları suikasta uğrayan ülke de Azerbaycan’dır. Haksızlık karşısında susmak tarihi hata, elim ve trajik bir acziyettir. Bugün Azerbaycan’ın başına gelenlerin aynısı, Allah muhafaza yarın bir başka Türk Cumhuriyeti’ni etkileyebilecektir. Küresel ve bölgesel nüfuz mücadelelerine 'hayır' diyemezsek, işgal projelerini topluca reddedemezsek, komşunun yanan bacası kendi evimizin ateş almasına kadar giden ilk kıvılcımı çakacak, ilk tutuşmayı sağlayacaktır.

'Bir Türk dünyaya bedeldir' diyoruz, fakat hiçbir dost ve kardeş ülkeden dimdik bir duruş göremiyoruz. Ayıptır, günahtır, Türk’ün birliği ve beraberliği bütün muhasım odakları, bütün şer güçleri, bütün ortak düşmanları A’dan Z’ye yıkıp geçecektir. Türk’ün şakası olmaz, Türk kimsenin icazetine talip olmaz. Dağlık Karabağ’da zafer Azerbaycan Cumhuriyeti’nin olmalıdır. İşgalci Ermenistan 30 yıla yakındır kirlettiği topraklardan derhal çekilmelidir. Sivilleri katlederek ulaşacağı hiçbir yer yoktur.

basliksiz-1-001.jpg

ADİL GÜR'E TEPKİ

Hepsi nal toplamış, tahminlerinde yanılmış, kamyon farı görmüş tavşan gibi donup kalmışlardır. Bizim beklentimiz şudur: 'Eğer Kıbrıs’taki seçimleri Türkiye’nin desteklediği Ersin Tatar kazansın, ben bu mesleği bırakacağım' diyen hangi anketçi varsa artık işini tasfiye ederek sözünü tutmasıdır.

KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde, mücahit ruhu müzakereci saplantıları tarihin kenarına itmiştir. Çok şükür esaret değil cesaret kazanmıştır. Taviz değil milli duruş kazanmıştır. Zillet değil millet kazanmıştır. Rum tezleri değil Türk’ün muteber iradesi kazanmıştır. Çözümü federasyonda arayan, çareyi toprak vermekte gören gayri milli zihniyetler Kıbrıs Türklüğü’nün önünden çekilmek zorunda kalmışlardır.

"LEFKOŞA ANKARA'NIN İKİZ KARDEŞİDİR"

Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın kronikleşmiş sorunları Türkiye’nin desteğiyle köklü çözümlere ulaştıracağına güvenimiz tamdır. 18 Ekim 2020 Pazar günü şu tarihi hakikat bir kez daha tasdik ve teyit edilmiştir: Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır. KKTC’nin tanınması, uluslararası toplum nezdinde kabulü, aynı şekilde egemen bir devlet halinde varlığı ve sürekliliği mutlaka sağlanacak, gecikmiş adalet yerini bulacaktır.

Siyasi tercihi ne olursa olsun KKTC’de yaşayan her kardeşimi kucaklıyor, yeni Cumhurbaşkanımızın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye ile KKTC’nin birbirine kopmaz bağ ile bağlanması siyasi veya stratejik bir ilişkiden öte tarihin seslenişidir, şehitlerimizin emanetidir, milletimizin beklentisidir, Türklüğün yeminidir. Lefkoşe Ankara’nın ikiz kardeşidir. KKTC Doğu Akdeniz’deki son siperimiz, son savunma hattımızdır. Kıbrıs demek vatan demektir. Kıbrıs demek Türk demektir. Kıbrıs demek ecdat demektir. Kıbrıs demek, Akdeniz’deki sönmeyen millet ışığı demektir. 

Ne var ki ışıklar yanıyor mesajıyla kafalarında yer etmiş darbe özlemlerini sosyal medya kanalıyla paylaşan sorumsuzların, ışığı yakanın da kapatacak olanın da sadece ve sadece aziz millet varlığı olduğunu bilmeleri, yarım akıllarını başlarına almaları hem tavsiyemiz hem de ikazımızdır."

'IŞIKLAR POLEMİĞİ' NASIL BAŞLADI?

 

AYM ile iktidarı karşı karşıya getiren tartışma, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, AYM'nin Enis Berberoğlu kararına karşın, 'yeniden yargılanmasına gerek olmadığı' yönünde bir karar vermesiyle başladı.

 

13 Ekim'de AYM üyesi Engin Yıldırım, Twitter'dan AYM'nin fotoğrafını paylaşarak 'Işıklar yanıyor' mesajını yazdı. Yaptığı paylaşımın 'darbe iması' içerdiği yönünde gelen tepkiler sonrası Yıldırım, "Hukukun ışığını kastettim, başka ışıkları değil" diyerek başka bir açıklama paylaştı.

 

İçişleri Bakanlığı bu tweet'e, Bakanlık binasının fotoğraflarını 'Işıklarımız hiç sönmüyor' mesajı ile cevap verdi. 

 

Bir sonraki gün Yıldırım, hükümet yetkililerinin tepkisini çeken 'Işıklar yanıyor' paylaşımıyla ilgili üçüncü kez açıklama yaparak "Yanlış yorumlanmaya müsait şekilde paylaştığım mesaj dolayısıyla kamuoyundan özür diliyorum" ifadelerini kullandı.

İlgili Haberler
YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN