İngiltere merkezli Uluslararası Af Örgütü, İsrail Meclisi’nde kabul edilen idam yasasının Filistinli esirleri hedef aldığı ve ülkedeki apartheid sistemini güçlendirdiği uyarısında bulundu. Örgütün Küresel Araştırma, Savunuculuk, Politika ve Kampanyalar Direktörü Erika Guevara-Rosas, yaptığı yazılı açıklamada, Knesset’te alınan kararın ayrımcılık, canilik ve insan haklarına saygısızlığın açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Guevara-Rosas, dünyada birçok ülkede ölüm cezalarının kaldırılmasına karşın İsrail’de kapsamının genişletildiğine dikkat çekti. Yasayla birlikte temel yaşam hakkı ve adil yargılanma güvencelerinin ortadan kaldırıldığını savunan Guevara-Rosas, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu yasa, aynı zamanda yaşam hakkının keyfi biçimde ortadan kaldırılmasını önlemeye ve adil yargılanma hakkını korumaya yönelik temel güvenceleri ortadan kaldırmakta, Filistinlilere karşı çok sayıda ayrımcı yasayla sürdürülen İsrail'in apartheid sistemini güçlendirmektedir."
Guevara-Rosas, yasanın kabul edilmesine “evet” oyu verenler arasında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan yakalama kararı bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da yer aldığını aktardı. Örgüt yetkilisi, İsrail’de uzun yıllardır Filistinlilerin yargısız infaz edildiğini, zanlıların ise dokunulmazlığa sahip olduğunu vurguladı.
YASANIN PRATİKTE FİLİSTİNLİLERİ HEDEF ALDIĞI BELİRTİLDİ
Af Örgütü yetkilisi, idam yetkisinin askeri mahkemelere tanındığını ve bu mahkemelerin Filistinli sanıkları yüzde 99 oranında mahkum ettiğini kaydetti. Guevara-Rosas, yasayla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
"Usule ilişkin güvenceleri ile adil yargılanma ilkelerini göz ardı etmesiyle bilinen askeri mahkemelere fiilen zorunlu ölüm cezaları verme ve nihai karardan yalnızca 90 günde infazı gerçekleştirme yetkisi tanıyarak İsrail, Filistinlileri idam etmek için kendisine açıkça sınırsız yetki vermekte ve en temel adil yargılanma güvencelerini ortadan kaldırmaktadır."
Guevara-Rosas, bu yasa kapsamında verilecek herhangi bir ölüm cezasının yaşam hakkının ihlali olacağını belirterek, uygulamanın işgal altındaki Filistin topraklarında kullanılması durumunda savaş suçu teşkil edebileceğini kaydetti.
