Frontiers in Communication’da yayımlanan araştırmada, 1994 ile 2023 yılları arasında vizyona giren yaklaşık 200 bin film bütçe, gişe geliri ve yaratıcı ekiplerin cinsiyet dağılımı açısından incelendi. Bulgular, kadınların senarist veya yönetmen olarak yer aldığı yapımların daha yüksek kârlılık elde etmesine karşın büyük bütçeli projelerde kadın yönetmenlerin geride kaldığını gösterdi.
KADIN SENARİSTLERİN FİLMLERİ DAHA KÂRLI
Kadın senaristi olan ama kadın yönetmeni olmayan filmlerin medyan karı, yalnızca erkeklerden oluşan yapımlardan yüzde 34 daha yüksek çıktı. Hem yönetmenliği hem senaristliği kadınlar üstlenen filmlerin medyan yatırım getirisi ise yüzde 25 daha yüksekti. Kadınlara ait başarılı yapımlar arasında, senaryoları Jennifer Lee'nin yazdığı ''Karlar Ülkesi'' ve "Karlar Ülkesi II" ile Geneva Robertson-Dworet, Anna Boden ve Ryan Fleck'in ortak yazdığı, gişede 1 milyar doları aşan "Kaptan Marvel" de yer alıyor.
EN YÜKSEK BÜTÇELİ FİLMLERİN TAMAMINI ERKEKLER YÖNETTİ
Araştırmaya göre son 30 yılda üretim bütçesi açısından ilk yüzde 1'de yer alan filmlerin tamamı erkek yönetmenlere ait. Bu 44 filmden kadın senarist tarafından yazılmış ama kadın yönetmeni olmayan beş filmin medyan karı, yalnızca erkeklerden oluşan yapımlardan yaklaşık 85,3 milyon sterlin daha yüksekti.
YÜKSEK BÜTÇELİ FİLMLERDE DE KADIN SENARİSTLER ÖNE ÇIKTI
Bütçesi ilk yüzde 5'te yer alan filmlerde ise kadın senaristi olan ama kadın yönetmeni olmayan yapımların medyan karı 420 milyon sterlindi; bu, yalnızca erkeklerden oluşan yapımların yaklaşık 65 milyon sterlin üzerinde yer alıyor. İlk yüzde 10'luk bütçe diliminde ise kadınların yazdığı filmler medyan 342 milyon sterlin hasılat yaptı. Bu da yalnızca erkeklerin yaptığı filmlerin yaklaşık 101 milyon sterlin üzerinde.
Times'a göre stüdyoların neden büyük bütçeleri kadın yönetmenlere vermediğini incelemedi. Çalışmanın yazarı, Mainz'daki Johannes Gutenberg Üniversitesi'nden Anja Huwiler ise önceki araştırmalarla aynı doğrultuda bir yorum yaptı. Huwiler'e göre karar vericiler belirsizlikten ve riskten kaçınmak istiyor, bu yüzden tanıdık olana yöneliyor. Film finansmanındaki aşırı belirsizlik, özellikle karar vericiler riskten ya da kayıptan kaçınan biri olduğunda tanıdık isimleri ve yerleşik çalışma biçimlerini daha güvenli gösteriyor. Bu durum, mali veriler başka yönü gösterse bile mevcut düzeni pekiştirebiliyor.
“ME TOO” SONRASI KADINLARIN SEKTÖRDEKİ KATILIMI ARTTI
2017'deki ''Me Too'' (Ben de) hareketi, kadınların film sektöründeki katılımında gözle görülür bir artışa yol açtı. Ancak araştırmacılara göre bu alanda hala katedilmesi gereken yol var. Oscar adaylığı alan "Hamnet" uyarlamasını, kaynak kitabın yazarı Maggie O'Farrell ile birlikte yazan Chloe Zhao, film sektörünün "kadınsal liderliği" desteklemek üzere kurulmadığını daha önce dile getirmişti. Zhao, 2020'de "Nomadland" ile en iyi yönetmen Oscar'ını kazanan yalnızca ikinci kadın. Bu liderlik anlayışının sezgiye, ilişkilere, topluluğa ve karşılıklı bağımlılığa dayandığını, bu yüzden mevcut modele uymadığını belirtmişti.
“KADINLARA YATIRIM YAPMAK TİCARİ AÇIDAN DA MANTIKLI”
"Booksmart" ve bu yılki "The Invite" dahil birçok övgü toplayan filmin yönetmeni Olivia Wilde de sektörü tanımlayan "kadın düşmanlığı ateşinden" söz etmişti. Women in Film & TV (UK) Başkanı Katie Bailiff ise bulguların şaşırtıcı olmadığını belirtti. Bailiff'e göre araştırma, kadınların dahil olduğu filmlerin kanıtlanmış başarısı ile sektörün onlara en üst düzeyde yatırım yapmayı sürdürememesi arasındaki kopukluğu ortaya koyuyor. Kadınlara yatırım yapmanın yalnızca doğru olan değil ticari açıdan da mantıklı olduğunu vurgulayan Bailiff, artık sorunun kadınların yaratıcı ve ticari açıdan başarılı olup olamayacağı olmadığını, sektörün neden onları geri tuttuğu olduğunu söyledi.
