Annette Dionne, kardeşleri Émilie, Marie, Yvonne ve Cécile ile birlikte 28 Mayıs 1934’te Kanada’nın Ontario eyaletinde dünyaya geldi. Dionne beşizleri, modern tıp tarihinde doğumdan sonra sağ kalmayı başaran ilk beşizler olarak kayıtlara geçti. Büyük Buhran’ın yaşandığı 1930’lu yıllarda bu doğum, dünya çapında büyük ilgi uyandırdı.
“QUİNTLAND” VE ETİK TARTIŞMALAR
T24'te yer alan habere göre, doğumlarının ardından Kanada hükümeti, beşizlerin bakımını ailelerinden alarak onlar için özel olarak inşa edilen bir tesise yerleştirdi. Halk arasında “Quintland” olarak bilinen bu merkez, yıllar boyunca turistlerin ziyaretine açıldı. Beşizler çocukluklarını sürekli gözetim altında, kameralar ve ziyaretçiler eşliğinde geçirdi. Bu süreç, ilerleyen yıllarda çocuk hakları ve etik sınırlar açısından sert eleştirilerin odağı oldu.
TRAVMATİK BİR ÇOCUKLUK
Beşizler yaklaşık dokuz yaşına geldiklerinde ailelerine geri verildi. Ancak bu erken dönem deneyimlerin izleri hayatları boyunca silinmedi. Yetişkinliklerinde Annette Dionne ve kardeşleri, hem devletin hem de ailelerinin kendilerini koruyamadığını açıkladı. Kardeşler ayrıca babaları tarafından cinsel istismara uğradıklarını kamuoyuyla paylaştı.
DEVLETE KARŞI AÇILAN DAVA
Dionne beşizleri, 1990’lı yıllarda Ontario eyalet yönetimine karşı dava açtı. Çocukluklarında maruz kaldıkları ihmal ve sömürü gerekçesiyle açılan dava sonucunda tazminat almaya hak kazandılar. Annette Dionne, sonraki yıllarda çocuk hakları konusunda farkındalık yaratmaya çalıştı ve Dionne beşizlerinin hikâyesinin doğru biçimde anlatılması için mücadele etti.
BİR DÖNEMİN KAPANIŞI
Dionne beşizlerinin diğer üyeleri yıllar içinde hayatını kaybetti. Émilie 1954’te, Marie 1970’te, Yvonne 2001’de ve Cécile Temmuz 2025’te yaşamını yitirdi. Annette Dionne’nin ölümüyle birlikte, bu tarihi doğumun hayatta kalan son tanığı da kaybedilmiş oldu.
Annette Dionne’nin vefatı, yalnızca bireysel bir kayıp olarak değil; tıp, medya ve çocuk hakları tarihinde derin izler bırakan bir dönemin sona ermesi olarak değerlendiriliyor. Dionne beşizlerinin hikâyesi, bugün hâlâ çocukların korunması ve etik sınırlar üzerine yürütülen tartışmaların önemli bir referans noktası olmayı sürdürüyor.
