Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Körfez bölgesindeki askeri gücünü artırması, Orta Doğu gerilimi endişelerini yeniden alevlendirdi.
İran, olası bir savaş halinde dünyanın en hayati ham petrol sevkiyatı rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapatacağı uyarısında bulundu.
Yaşanan bu sıcak gelişmeler, küresel enerji piyasası dinamiklerini doğrudan tehdit ederken, ABD donanması unsurlarının bölgedeki varlığı tansiyonu daha da yükseltiyor.
ENERJİ GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE
BBC Türkçe'de yer alan habere göre, İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Sekreteri Celal Dehgani Firuzabadi, bir savaş durumunda enerji güvenliğinin tehlikeye gireceğini ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağını ifade etti.
Dünyadaki ham petrolün yaklaşık beşte biri, en dar noktası sadece 40 kilometre genişliğinde olan bu geçit üzerinden transfer ediliyor.
ABD, İran'ın nükleer programı nedeniyle tırmanan kriz ekseninde, Körfez'deki askeri varlığını istikrarlı bir şekilde yoğunlaştırıyor.

DENİZCİLİK İDARESİNDEN UYARI GELDİ
İki ülke arasındaki diplomatik temaslar sürerken, Amerikan Ulaştırma Bakanlığı Denizcilik İdaresi 9 Şubat 2026 tarihinde bir bildiri yayımladı.
Bu duyuruda, ABD bayraklı ticari gemilerin İran karasularından mümkün olduğunca uzak durmaları istendi.
Söz konusu açıklamanın ardından petrol fiyatları yüzde 1 oranından fazla artarken, takip eden gün fiyatlarda hafif bir gerileme kaydedildi.
Geçmiş dönemlerde de bölgedeki tansiyon yükseldiğinde, İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6'nın eski başkanı Sir Alex Younger, boğazın kapatılmasının petrol fiyatları üzerindeki etkisi hesaba katıldığında inanılmaz bir ekonomik sorun yaratacağını ifade etti.
GÜNDE 20 MİLYON VARİL PETROL GEÇİYOR
Veri analiz firması Vortexa'nın kayıtlarına göre, söz konusu boğazdan geçen yıl günde ortalama 20 milyon varilin üzerinde ham petrol, genellikle doğalgazdan üretilen düşük yoğunluklu bir sıvı olan kondensat ve yakıt taşındı.
Bu miktar, deniz yolları kullanılarak gerçekleştirilen ve yıllık yaklaşık 600 milyar dolar değerindeki enerji ticaretine karşılık geliyor.
İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Irak ile birlikte ürettiği ham petrolün çok büyük bir bölümünü, çoğunluğu Asya pazarına gitmek üzere bu geçit üzerinden satıyor.

FİYATLAR ÜZERİNDE ZİNCİRLEME ETKİ RİSKİ
Bu kritik su yolunda yaşanacak herhangi bir kesinti, küresel petrol teslimatlarında ciddi gecikmelere yol açarak fiyatlar üzerinde anında zincirleme bir etki yaratma potansiyeli barındırıyor.
Ancak konuyu değerlendiren analistler, İsrail ile İran arasındaki gerilimin tırmanmasının çok daha ağır sonuçlar doğurabileceği yönünde uyarılarda bulunuyor.
GÜVENLİ GEÇİŞ İÇİN SADECE 10 KİLOMETRELİK KANAL VAR
Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer alan stratejik bir kanal olarak öne çıkıyor.
Giriş ve çıkış kısımlarının genişliği yaklaşık 50 kilometre seviyesindeyken, tam ortasında yer alan en dar bölümünde bu mesafe yaklaşık 40 kilometreye düşüyor.
Ne var ki boğazın derinliği, devasa gemilerin geçişi için yalnızca orta kesimde uygunluk gösteriyor.
Denizcilik navigasyon haritaları, ağır petrol tankerleri için güvenli bir giriş şeridi, güvenli bir çıkış şeridi ve bu iki hat arasında kalan bir tampon bölge tanımlıyor.
Büyük tonajlı gemiler, toplamda sadece yaklaşık 10 kilometre genişliğindeki dar bir koridorda ilerlemek zorunda kalıyor.
Tankerler, Basra Körfezi'ne giriş yaparken, İran ile Arap ülkeleri arasında egemenlik tartışmalarına konu olan Büyük ve Küçük Tunb adalarına oldukça yakın seyrediyor.

DENİZ TRAFİĞİNİ AKSATACAK EN OLASI SENARYO ASKERİ MÜDAHALE
Pek çok uzmana göre, bu bölgedeki deniz trafiğini kesintiye uğratmanın en olası yöntemi doğrudan askeri müdahale olarak görülüyor.
Benzer bir durum, 1980 ile 1988 yılları arasında yaşanan İran-Irak savaşı döneminde de tecrübe edildi.
İRAN İÇİN NÜKLEER SİLAH NİTELİĞİNDE BİR CAYDIRICILIK
Analistler, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapatma kozunu, nükleer bir silaha sahip olmakla eşdeğer bir caydırıcı güç şeklinde algıladığını aktarıyor.
Uluslararası toplum ise uzun bir süredir İran'ın askeri amaçlı nükleer program geliştirme çabalarına şiddetle karşı çıkıyor.
Küresel aktörler de defalarca, Tahran'ın elindeki bu stratejik coğrafi konumu kullanarak dünyadaki enerji arzını boğmasına kesinlikle müsaade etmeyeceklerini ilan etti.
Uzmanlar, genel hatlarıyla İran'ın boğazı yalnızca geçici bir süre için bloke edebileceğini öngörüyor.
Bununla birlikte birçok otorite, ABD ve müttefiklerinin askeri imkanları devreye sokarak deniz trafiğinin akışını çok hızlı bir şekilde yeniden sağlayabileceği konusunda oldukça emin bir duruş sergiliyor.

KADEMELİ MÜDAHALE ADIMLARI LİSTELENDİ
ABD Kongre Araştırma Servisi tarafından 2012 yılında hazırlanan detaylı bir rapora göre, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda aşamalı taktikler uygulaması muhtemel görünüyor.
İlgili raporda bu potansiyel adımlar; boğazda seyir yasağı ilan etmek ancak ihlal sonuçlarını belirsiz bırakmak, geçen gemilerin denetlenebileceğini veya alıkonulabileceğini duyurmak, gemilere uyarı ateşi açmak, belirli hedefleri askeri güçle vurmak, boğaza ve Basra Körfezi'ne deniz mayınları yerleştirmek, ticari ve askeri unsurlara karşı denizaltı ile füzeler kullanmak şeklinde sıralanıyor.
GEÇMİŞTE SİGORTA PRİMLERİ REKOR KIRDI
İran-Irak savaşı sürecinde Tahran, petrol tankerlerine yönelik İpekböceği füzeleri kullandı ve Körfez sularına deniz mayınları bıraktı.
Söz konusu mayınlardan birinin USS Samuel B Roberts gemisine çarpması üzerine ABD misilleme harekatı düzenledi.
İran, o dönemde Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatmayı başaramadı ancak ticari gemilerin sigorta primlerinin olağan dışı seviyelerde artmasına yol açtı.
Maliyet artışı da Körfez çıkışında ciddi bir tıkanıklığı beraberinde getirdi.

HIZLI SALDIRI BOTLARI VE DENİZALTILAR DEVREYE GİREBİLİR
Bölgeyi yakından takip eden uzmanlar, her ay 3 bin civarında geminin seyrettiği bu sularda trafiği durdurmanın en etkili yolunun, hızlı saldırı botları ile denizaltılar vasıtasıyla mayın döşemek olduğunu ifade ediyor.
İran donanması ve Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı deniz birimlerinin, yabancı savaş ve ticaret gemilerine yönelik saldırılar organize etme kapasitesi bulunuyor.
Fakat devasa askeri gemilerin aynı zamanda İsrail veya ABD kaynaklı hava saldırıları için açık birer hedefe dönüşme riski de masada duruyor.
İran'ın envanterinde bulunan hızlı botlar büyük ölçüde gemisavar füzeler barındırıyor.
Tahran yönetiminin elinde ayrıca yarı batık deniz araçları ile çeşitli denizaltılar yer alıyor.
Günümüzde uydu görüntülerini baz alarak denizcilik faaliyetlerini izleyen internet platformları, İran ordusuna ait gemilerin güney deniz sınırlarında artan hareketliliğini raporluyor.
ASYA PAZARI BÜYÜK BİR DARBE ALABİLİR
Vortexa'nın araştırması, Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı üzerinden günde yaklaşık 6 milyon varil ham petrol ihraç ettiğini ve bu rakamın bölgedeki diğer tüm ülkelerden yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, 2024 yılında bu geçitten sağlanan ham petrol ve kondensatın yüzde 84'ü, sıvılaştırılmış doğalgazın ise yüzde 83'ü Asya pazarlarına ulaştı.
Kurum; Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore'yi boğaz üzerinden taşınan ham petrolün en büyük alıcıları olarak listeliyor.
Aynı kurumun verilerine göre, ABD 2024 yılında bu rotadan günde yaklaşık 500 bin varil ham petrol ve kondensat satın aldı.
Bu miktar, ülkenin toplam petrol ithalatının yüzde 7 oranını ve tüketiminin yüzde 2 oranını oluşturuyor.

ABD'NİN KÖRFEZ PETROLÜNE BAĞIMLILIĞI AZALDI
Hazırlanan raporda, yerli üretimin artması ve Kanada'dan sağlanan ithalat hacminin yükselmesiyle birlikte, ABD'nin Körfez ülkelerinden gerçekleştirdiği ham petrol alımının 2024 yılında son 40 yılın en düşük seviyesine gerilediği vurgulanıyor.
Hürmüz Boğazı vasıtasıyla Avrupa'ya ulaştırılan petrol miktarının ise günde bir milyon varilin altında kaldığı hesaplanıyor.
Ortaya çıkan bu tablo; Arap ve Asya ülkelerinin, son çatışma ortamında İsrail ile sıkı bir siyasi ittifak kuran ABD veya Avrupa güçlerine kıyasla çok daha ağır bir ekonomik zarar göreceğini net bir şekilde gösteriyor.
Zaten pek çok Asya ülkesi halihazırda İran ile oldukça iyi ve yakın diplomatik ilişkiler yürütüyor.
ÇİN'İN DİPLOMATİK AĞIRLIĞINI KULLANMASI BEKLENİYOR
Çin, Hürmüz Boğazı üzerinden piyasaya sürülen petrolün en büyük tüketicileri arasında başı çekiyor.
Bu petrolün önemli bir bölümü İran tarafından küresel piyasa ortalamalarının altındaki rakamlarla satılıyor.
Sağlanan bu akış, Tahran yönetiminin ABD yaptırımlarına karşı direnmesinde hayati bir ekonomik can damarı işlevi görüyor.
EIA verileri, Çin'in 2024 yılında İran'ın küresel pazarlara ihraç ettiği petrolün yaklaşık yüzde 90'lık kısmını tek başına satın aldığını gösteriyor.
İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Sekreteri Celal Dehgani Firuzabadi, boğazın kapatılması durumunda ilk olarak Çin'in zarar göreceğini belirterek müzakerelerin Pekin yönetimi için de kritik bir öneme sahip olduğunun altını çizdi.
Orta Doğu'yu karıştıran Ali Hamaney suikastının perde arkası
İRAN ÖNCE KENDİNE ZARAR VERMEK İSTEMEZ
İran petrolünün ana alıcısı konumundaki Pekin yönetiminin, fiyat artışlarını veya tedarik zincirindeki kopmaları olumlu karşılaması kesinlikle beklenmiyor.
Çin'in, bu vazgeçilmez enerji koridorunun kapanmasını engellemek adına bütün diplomatik gücünü sahaya sürmesi muhtemel görünüyor.
CNBC kanalına değerlendirmelerde bulunan enerji danışmanlığı şirketi Outlook Advisors'ın ortağı Anas Alhajji, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının İran'ın düşmanlarından ziyade kendi müttefiklerine hasar vereceğini belirtiyor.
Anas Alhajji, İranlı yetkililerin öncelikle kendilerini vuracak bir hamle yapmaktan kaçınacaklarını savunuyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ ALTERNATİF BORU HATLARINA YÖNELDİ
Yıllardır gündemden düşmeyen boğazın kapatılma tehdidi, Körfez havzasında petrol ihraç eden devletleri alternatif taşıma rotaları oluşturmaya sevk etti.
Suudi Arabistan, 2019 yılında ham petrol transferi yapabilmek için atıl durumdaki bir doğalgaz boru hattını geçici süreliğine aktif hale getirdi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), iç bölgelerindeki petrol üretim sahalarını, günlük 1,5 milyon varil kapasiteye sahip yeni bir boru hattı aracılığıyla Umman Körfezi kıyısındaki Fujairah Limanı'na entegre etti.
İran ise 2021 yılında Umman Körfezi'ne ham petrol taşımayı hedefleyen Goreh-Jask Boru Hattı'nı faaliyete geçirdi.
Bu güzergahtan günde yaklaşık 350 bin varil petrol taşınabiliyor ancak İran'ın henüz tam kapasiteye ulaşamadığı kaydediliyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA), 2025 Haziran ayında, BAE ve Suudi Arabistan'a ait boru hatlarındaki günlük yaklaşık 2,6 milyon varillik atıl kapasitenin, Hürmüz Boğazı'nı devre dışı bırakmak amacıyla kullanılabileceğini raporlarına ekledi.
ABD'nin Orta Doğu'daki 19 askeri üssü İran'ın yeni hedef haritasına girdi
