Dünya genelinde en sık görülen dokuzuncu kanser türü olan mesane kanseri, ileri evre veya agresif formlarında hastalar için oldukça sarsıcı bir tedavi süreci gerektiriyor. Standart tedavi olarak mesanenin tamamen alınması (radikal cerrahi) uygulanıyor ve hastalar ömür boyu idrarlarını vücut dışındaki bir torbaya (ürostomi torbası) boşaltmak zorunda kalıyor. Ancak onkoloji dünyasından gelen yeni bir haber, bu çileli ve yıpratıcı süreci tarihe karıştırabilir.
Londra merkezli Kanser Araştırma Enstitüsü (ICR) tarafından yürütülen ve sonuçları Şikago'daki dünyanın en büyük kanser konferansı olan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) yıllık toplantısında sunulan araştırma, tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı.
BAŞARI ORANI YÜZDE 60'TAN YÜZDE 85'E ÇIKTI
AstraZeneca ve Birmingham Üniversitesi tarafından finanse edilen ikinci aşama klinik çalışmaya 54 mesane kanseri hastası katıldı.
Elde edilen sonuçlara göre; standart kemoterapi ve radyoterapi ile hastaların yüzde 60'ında kanserin tekrarlaması önlenirken, tedaviye 'durvalumab' adlı immünoterapi ilacı eklendiğinde bu oran yüzde 85'e (46 hasta) fırladı. En önemlisi ise, ilacın uygulandığı bu hastaların hiçbirinde mesanenin alınması için ameliyata gerek kalmadı.
Bir PD-L1 inhibitörü olan durvalumab, temelde vücudun bağışıklık sisteminin, kendisini gizlemeye çalışan kanser hücrelerini birer birer tespit edip yok etmesine yardımcı oluyor.
"TEDAVİ STANDARTLARINI KÖKTEN DEĞİŞTİRECEK"
ICR Prostat ve Mesane Kanseri Araştırmaları Profesörü Nick James, elde edilen olağanüstü başarıyı şu sözlerle anlattı:
"İmmünoterapinin eklenmesiyle kanserlerin tekrarlama oranının hızla azaldığını gördük. Daha da önemlisi, bu sonuçlara mesaneyi cerrahi olarak çıkarmadan ulaşmanın mümkün olduğunu kanıtladık. Mesaneyi korumak, insanların hayat değiştiren o ağır ameliyatlardan kaçınmalarını, bağımsızlıklarını ve normal günlük yaşamlarını sürdürmelerini sağlıyor. Bu yaklaşımın tedavi standartlarını kökten değiştireceğini düşünüyorum."
ICR Baş Yöneticisi Prof. Kristian Helin de kanser araştırmalarında daha "akıllı ve nazik" tedaviler bulmanın öncelikli olduğunu belirterek, bu yöntemin hastaları büyük bir fiziksel ve psikolojik yükten kurtardığını vurguladı.
ÜNLÜ SANATÇI YAŞADIĞI PSİKOLOJİK YIKIMI ANLATMIŞTI
Mesanenin alınması işleminin hastalar üzerinde yarattığı ağır psikolojik yıkım, daha önce dünyaca ünlü İngiliz sanatçı Tracey Emin tarafından da dile getirilmişti. 2020 yılında agresif mesane kanseri teşhisi alan ve ameliyatla mesanesi çıkarılan Emin, 2021 yılında verdiği bir röportajda yaşadığı zorlukları şöyle özetlemişti:
"Ürostomi torbasına sahip olmak çok dezavantajlı bir durum ve çoğu insan bunu gizli tutmak ister. Bu çok özel bir şey çünkü temelde vücut fonksiyonlarınızın bir kısmı vücudunuzun dışında gerçekleşiyor. Sızıntı olabiliyor. Dışarıda, halka açık bir yerde olsam bile bu başıma gelebiliyor ve insanlar altıma kaçırdığımı ya da sarhoş olduğumu düşünebiliyorlar."
SADECE DAHA UZUN DEĞİL, "DAHA KALİTELİ" BİR YAŞAM
Araştırmaya dahil olmayan bağımsız kurumlardan da çalışmaya övgü yağdı. Cancer Research UK CEO'su Michelle Mitchell, araştırmanın onkoloji alanındaki önemini şu sözlerle özetledi:
"Radikal cerrahinin hastalar üzerinde çok ciddi yan etkileri olabiliyor. Hastalığı tedavi etmenin daha nazik yollarını bulmak son derece önemli ve bu çalışma tam olarak bunu başardı. Kesin konuşmak için elbette daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç var ancak bu sonuçlar devasa bir potansiyel taşıyor. Kanserden etkilenen insanların sadece daha uzun değil, daha kaliteli bir yaşam sürmelerini sağlamak için bu tür atılımlar hayati önem taşıyor."
