Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında Pakistan'da yapılması beklenen kritik müzakereler öncesi, diplomatik satranç tüm hızıyla sürüyor. İran'ın iyi niyet göstergesi olarak Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere açtığını duyurmasının ardından ABD basınına sızan "20 milyar dolarlık" iddialar, Tahran cephesini harekete geçirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı, dünya medyasında yer alan iddialar ve ABD makamlarından gelen açıklamalara karşı son derece net ve sert bir cevap yayımladı.
"DÜŞMANIN MEDYA OYUNLARINA İTİBAR ETMEYİN"
Özellikle Washington kaynaklı haber bültenlerinde yer alan iddiaların bir psikolojik savaş unsuru olduğuna dikkat çekilen resmi açıklamada, İran halkına ve uluslararası kamuoyuna şu uyarı yapıldı: "Medya ve halk, düşmanın medya oyunlarına itibar etmemelidir. Düşman, medya manipülasyonu amacıyla tek bir gün içinde defalarca birbiriyle çelişen açıklamalar yapmıştır." Uzmanlar, "birbiriyle çelişen açıklamalar" vurgusunun, Trump'ın bir yandan "Anlaşma olmazsa ateşi yeniden başlatırız" diyerek tehdit etmesi, hemen ardından ise "İran Boğazı'nı açtılar, teşekkürler" diyerek yumuşak mesajlar vermesine doğrudan bir yanıt olduğunu belirtiyor.
"HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KORUYUCUSU İRAN'DIR"
Açıklamanın en kritik bölümlerinden birini ise küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı ile ilgili verilen egemenlik mesajı oluşturdu. Boğazın ticarete açılmasının bir zafiyet veya taviz olmadığını, tamamen Tahran'ın inisiyatifinde gerçekleştiğini vurgulayan İran Dışişleri, "İran İslam Cumhuriyeti aynı zamanda Hürmüz Boğazı'nın koruyucusudur ve halkın haklarını korumak için ihtiyaç duyulan her yerde gerekli önlemleri alacaktır" ifadelerini kullandı. Bu cümle, ABD'ye karşı bölgedeki jeopolitik üstünlüğün ve kontrolün kimde olduğunun bir hatırlatması olarak kayıtlara geçti.
"ANLAŞMAYI İHLAL EDERSENİZ KARŞILIĞINI ALIRSINIZ"
İslamabad'da yapılması planlanan ateşkes ve uranyum takası odaklı görüşmeler öncesinde masaya güçlü oturmak isteyen Tahran yönetimi, ABD'nin olası bir cayma ihtimaline karşı da net bir kırmızı çizgi çekti. Açıklama, Washington'a yönelik şu açık uyarı ile son buldu: "Karşı tarafın anlaşmayı ihlal etme niyeti varsa, biz de mütekabil (karşılık gelen/eşdeğer) tedbirler alacağız."
