Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz‑Canel, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD’nin Küba’ya yönelik baskı ve tehditlerine sert tepki gösterdi. Díaz‑Canel, ABD’nin “Küba’yı anayasal düzeni zorla devirmekle açıkça tehdit ettiğini” belirtti ve Washington’un iddialarını reddetti.
Díaz‑Canel, ABD’nin sert ekonomik baskısının Küba halkının üzerindeki etkisine işaret ederek bunun “toplu bir cezalandırmadan başka bir şey olmadığını” söyledi ve şunları ifade etti:
“Tüm halka karşı uygulanan bu sert ekonomik baskı, aslında bir tür kolektif cezalandırmadan başka bir şey değil. En kötü senaryoda bile Küba’nın bir garantisi var: Herhangi bir dış saldırı, kırılmaz bir direnişle karşılaşacaktır.”
TRUMP’IN AÇIKLAMALARI VE ABD’NİN TUTUMU
Trump, geçen pazartesi günü yaptığı açıklamada Küba’yı “ele geçirmenin bir onur olacağını” söylemişti ve bu sözler bölgesel ve uluslararası arenada tartışma yarattı. Trump, ülkenin ekonomik olarak zayıf olduğunu belirterek, “Onu özgürleştirir miyim, alır mıyım, onunla istediğimi yapabilirim” ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Küba ile yürütülen görüşmelerde, Havana’nın yurt dışındaki vatandaşlara yatırım izni vermesinin sınırlı bir adım olduğunu ve Washington’un talep ettiği kapsamlı ekonomik reformların henüz yerine getirilmediğini söyledi. Bu ifade, Washington’un taleplerinin sadece ekonomik değil siyasi reformları da içerdiğini gösteriyor.
SÜREÇ VE KRİZİN ARKA PLANI
Küba, devrimden bu yana süren en ciddi ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Uzun yıllardır devam eden ABD ambargosu, son dönemde petrol tedarikinin kesilmesi ve enerji krizinin ağırlaşmasıyla derinleşti. Ülkede kısa süre önce 29 saatten uzun süren geniş çaplı bir elektrik kesintisi yaşandı; bu kesinti, Venezuela’dan gelen petrol akışının durmasının ardından gerçekleşti.
Uzmanlar, Küba ekonomisinin hem dış baskılar hem de enerji krizleri nedeniyle kırılgan bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor. Ekonomist Dr. Elena Morales, “Küba’nın mevcut krizi, yalnızca ambargo değil, enerji ve lojistik altyapısındaki aksaklıklarla da doğrudan ilişkili. Bu nedenle diplomatik çözümler kadar iç ekonomik reformlar da kritik” değerlendirmesinde bulundu.
Taraflar arasında krizi azaltma amaçlı görüşmelerin başladığı belirtiliyor, ancak bu müzakerelere ilişkin ayrıntılar paylaşılmadı.
