Fransa'nın önde gelen yayın organlarından Le Monde gazetesi, Türkiye’deki toplumsal ruh halini ve moral durumunu masaya yatıran kapsamlı bir analiz yayımladı. "Ülkelerinin otoriter yöneliminden bıkmış, üzgün Türkler" başlığıyla verilen analizde, Türkiye'nin uluslararası mutluluk, adalet ve özgürlük endekslerindeki gerileyişi verilerle gözler önüne serildi. Yazıda, toplumsal moral düşüşünün en temel nedenleri olarak kötüleşen siyasi tablo, ekonomik istikrarsızlık ve yaygın yolsuzluk algısı işaret edilirken, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik operasyonlar ile antidepresan kullanımındaki çarpıcı artışa geniş yer ayrıldı.
ULUSLARARASI RAPORLAR TÜRKİYE'DEKİ DÜŞÜŞÜ DOĞRULUYOR
Analizde, Türkiye'nin küresel ölçekte toplumların moral ve mutluluk durumunu ölçen tüm uluslararası sıralamalarda gerilediği aktarıldı. Raporda yer verilen uluslararası veriler ve karşılaştırmalar şu şekildedir:
DÜNYA MUTLULUK RAPORU: Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan rapora göre Türkiye, 147 ülke arasında 94. sırada kendisine yer bulabildi. Sıralamada Cezayir’in 83'üncü, Yunanistan’ın ise 85'inci sırada yer aldığı aktarılırken, Türkiye’nin 2016 yılında aynı endekste 69. sırada yer aldığı hatırlatıldı.
KÜRESEL DUYGULAR RAPORU: Türkiye, dünya genelinde "en az gülümseyen ülkeler" listesinde Lübnan ve Yemen’in hemen önünde yer aldı.
TÜİK VERİLERİ VE AVRUPA KIYASLAMASI: Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre her iki kişiden sadece birinin kendisini mutlu olarak tanımladığı belirtilen analizde, bu oranın Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde kaldığı vurgulandı.
"EKONOMİK GELİR VAR ANCAK ÖZGÜRLÜK VE ADALET ALGISI DÜŞÜK"
Le Monde’un analizinde, Türkiye’nin kişi başına düşen milli gelir baz alındığında dünya genelinde 55 ile 60’ıncı sıralar arasında yer aldığı, buna karşın mutluluk sıralamasında çok daha aşağılarda bulunması doğrudan "özgürlüklerin kısıtlanması" faktörüne bağlandı. Türk vatandaşlarının kişisel kararlarında ve yaşam seçimlerinde kendilerini yeterince özgür hissetmedikleri belirtilen analizde, kamuoyu ve iş dünyasındaki yolsuzluk algısına dair şu tespitlere yer verildi:
“Türkler, kişisel kararlarında ve yaşam seçimlerinde kendilerini yeterince özgür hissetmediklerini söylüyor. Yolsuzluk algısı da son derece olumsuz: Katılımcılar, yolsuzluğun hükümette ve iş dünyasında yaygın olduğu kanaatini büyük ölçüde paylaşıyor.”
Hukuk devleti kriterlerini inceleyen Dünya Adalet Projesi’nin araştırmasına da değinilen raporda, Türkiye’nin 143 ülke arasında 118’inci sırada yer aldığı aktarıldı. Ülkenin en kötü performans gösterdiği kategorilerin ise yargı bağımsızlığı ile yürütmenin hesap verebilirliği olduğu belirtildi.
İKTİDARIN OTORİTERLEŞMESİ VE CHP’YE YÖNELİK KAPSAMLI YARGI SÜREÇLERİ
Analizde, Türkiye'deki kurumsal ve toplumsal bozulmanın temelinde 2016 yılında yaşanan darbe girişiminin ardından iktidarın hız kazanan otoriterleşme eğiliminin yattığı savunuldu. Bu sürecin muhalefetin zaferiyle sonuçlanan 2024 yerel seçimlerinin ardından daha da sertleştiği ileri sürülerek, Türkiye’nin en köklü siyasi partisi olan CHP’ye yönelik geniş çaplı yargısal hamlelerin tetiklendiği ifade edildi.
Yazıda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve CHP’li bazı belediye başkanlarının tutuklanması ile medyanın üzerindeki baskılara dair şu ifadelere yer verildi:
“Yargı aygıtının hükümet hedefleri doğrultusunda kullanıldığı yönündeki algıyı ciddi biçimde güçlendirdi. 24 Mayıs’ta Ankara’da CHP Genel Merkezi’ne polis güçlerinin düzenlediği baskının görüntüleri de bu algıyı değiştirmedi. Gazeteciler hakkında soruşturmalar açıldı. Eleştirel medya kuruluşları yasaklara ve çok sayıda para cezasına maruz bırakıldı.”
Baskı ortamının bir sonucu olarak, Dünya Bankası’nın hukuk devleti endeksinde Türkiye’yi 1996 yılından bu yana görülen en düşük seviyeye yerleştirmesinin şaşırtıcı olmadığı yorumu yapıldı.
ANTİDEPRESAN KULLANIMINDA SON 9 YILDA YÜZDE 60 ARTIŞ
Toplumsal çaresizlik ve moral bozukluğunun sağlık verilerine de yansıdığı belirtilen analizde, Türkiye’deki antidepresan tüketimindeki patlamaya dikkat çekildi. Son 9 yıllık süreçte antidepresan kullanım oranının yüzde 60 seviyesinde bir artış gösterdiği aktarılırken, 2016 yılında 45,1 milyon olan kullanım miktarının 2025 yılına gelindiğinde 71,5 milyona ulaşmasının bir tesadüf olmadığı vurgulandı.
UZMAN GÖRÜŞLERİ: TOPLUMSAL BİR ÇARESİZLİK HALİ
Le Monde gazetesi, Türkiye'deki mevcut sosyal iklimi değerlendirmek üzere akademisyen Selçuk Şirin ve araştırmacı Bekir Ağardır’ın görüşlerine de yer verdi.
Selçuk Şirin, sokaklardaki mutsuzluğun sadece ekonomiyle açıklanamayacağını belirterek, "Sokaklarda gülümseme görmüyorsanız, bunun nedeni yalnızca ekonomik zorluklar değildir. Kendini özgür hissetmeyen ve adaletsiz bir ortamda yaşadığını düşünen milyonlarca insanın mutlu olmasını beklemek saçmadır" değerlendirmesinde bulundu.
Bekir Ağardır ise durumun derin bir duygusal tükenmişliğe evrildiğini işaret ederek, "Yaşadığımız şey artık yalnızca siyasi ya da ekonomik bir sorun değil; toplumsal bir çaresizlik hali ve derin bir duygusal tükenmişliktir. Beklentiler azalıyor, umutlar sönüyor ve atmosfer boğucu hale geliyor" ifadelerini kullandı.
Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin gelecekte en çok neye ihtiyaç duyduğu sorusu yöneltilerek; ülkenin "bağırmadan konuşmaya, büyük vaatler yerine küçük güvenceler vermeye ve sorunlara öfkeyle değil, sakinlikle yaklaşmaya" gereksinimi olduğu belirtilerek analiz sonlandırıldı.
