Polonya'da anayasa krizi patladı: Polis Anayasa Mahkemesi'ni kuşattı, Cumhurbaşkanı uçağını geri çevirdi

Polonya'da anayasa krizi patladı: Polis Anayasa Mahkemesi'ni kuşattı, Cumhurbaşkanı uçağını geri çevirdi

Polonya'da Başbakan Tusk'ın hükümeti ile eski iktidar partisi PiS arasında yıllardır devam eden yargı mücadelesi, Anayasa Mahkemesi'ne yönelik müdahaleyle açık bir krize dönüştü. Parlamento tarafından seçilen yargıçların göreve başlamasını engellediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi Başkanı Swieczkowski ve yardımcısının görevden uzaklaştırıldığı duyurulurken, polis mahkeme binasının çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Muhalefet gelişmeleri "darbe" olarak nitelendirdi.

Polonya, 30 Ekim Cuma akşamı son yılların en ciddi anayasal krizlerinden birine sahne oldu. Başbakan Donald Tusk liderliğindeki koalisyon hükümeti ile 2015-2023 yılları arasında ülkeyi yöneten muhafazakâr Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) arasında yargı kurumlarının kontrolü üzerinden süren mücadele, Anayasa Mahkemesi'nde yaşanan gelişmelerle yeni bir aşamaya taşındı.

Varşova'daki Anayasa Mahkemesi binasında mahkeme yönetiminin görevden uzaklaştırıldığına ilişkin kararın duyurulması, güvenlik güçlerinin bölgeye sevk edilmesi ve muhalefet destekçilerinin protestoları ülkede siyasi gerilimi tırmandırdı.

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI

Krizin merkezinde, Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Swieczkowski ile Başkan Yardımcısı Bartlomiej Sochanski'nin görevlerini yerine getirmelerinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin karar bulunuyor.

Polonya basınına göre mevcut parlamentonun seçtiği yargıçlardan Anna Korwin-Piotrowska, mahkemenin yönetimini devraldığını belirterek iki ismin bir ay süreyle görevden uzaklaştırılmasını kararlaştırdı.

Kararın gerekçesi olarak, parlamento tarafından seçilen yeni yargıçların görevlerine başlamasının engellenmesi ve mahkeme heyetlerinin hukuka aykırı şekilde oluşturulduğu iddiaları gösterildi.

Kararın duyurulmasının ardından Anayasa Mahkemesi'nin internet sitesinde de yönetimin değiştiğine ilişkin açıklama yayımlandı.

Ancak mevcut mahkeme yönetimi kararın hukuki geçerliliğini reddetti. Swieczkowski'nin görevini sürdürdüğü savunulurken, mahkemenin internet sitesinin hukuka aykırı şekilde ele geçirildiği öne sürüldü.

Böylece Anayasa Mahkemesi'ni kimin yönetmeye yetkili olduğu konusunda iki farklı tarafın hak iddia ettiği bir tablo ortaya çıktı.

POLİS MAHKEME ÇEVRESİNİ KUŞATTI, ÜÇ KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Görevden uzaklaştırma kararının duyurulduğu saatlerde Anayasa Mahkemesi çevresine çok sayıda çevik kuvvet polisi sevk edildi. Mahkemenin bulunduğu Szucha Caddesi'nde güvenlik önlemleri artırılırken, binanın çevresinde toplanan PiS destekçileri kararı protesto etti.

Göstericilerden bazılarının mahkemenin bahçe duvarını aştığı, güvenlik güçlerine çeşitli nesneler fırlatıldığı bildirildi. Polonya polisi, mahkeme yerleşkesine izinsiz giren üç kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Polis yetkilileri, görevlilerin mahkeme yerleşkesinde bulunduğunu ancak binanın içine girmediklerini belirtti. Hükümetin desteklediği yeni yargıçların ise Devlet Koruma Servisi görevlileri eşliğinde binaya girdiği bildirildi.

CUMHURBAŞKANI NAWROCKI UÇAĞINI HAVADA GERİ ÇEVİRDİ

Krizin en dikkat çekici gelişmelerinden biri Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'nin aldığı karar oldu. Resmî ziyaret için Senegal'e gitmek üzere yola çıkan Nawrocki, Anayasa Mahkemesi'ndeki gelişmeleri öğrenmesinin ardından uçağına Varşova'ya dönme talimatı verdi.

Nawrocki, X hesabından yaptığı açıklamada, "Böyle bir anda Cumhurbaşkanı Polonya'da olmalı. Senegal uçuşumu yarıda kesiyorum. Geri dönüyorum" ifadelerini kullandı.

PiS ile aynı siyasi çizgide bulunan Cumhurbaşkanı'nın bu kararı, hükümet ile cumhurbaşkanlığı arasındaki çatışmanın boyutunu ortaya koydu.

TUSK: HUKUK DEVLETİNİ YENİDEN TESİS ETMEK ZORUNDAYIZ

Başbakan Donald Tusk ise mahkemedeki gelişmelerin ardından hükümetin tutumunu savundu. Tusk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, PiS iktidarı döneminde hukuk devletinin ağır zarar gördüğünü savunarak şu ifadeleri kullandı:

"Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek bizim görevimiz. PiS yönetimindeki yıllarca süren hukuksuzluğun ardından bu zor, zaman zaman acı verici ve kararlı adımlar gerektiren bir süreç. Başka yolu yok."

Adalet Bakanı ve Başsavcı Waldemar Zurek de mahkeme başkanı ile yardımcısının dokunulmazlıklarının kaldırılması için girişimde bulunduğunu açıkladı.

Zurek, iki ismin yeni seçilen yargıçların görevlerini yapmasını engellediğini savundu.

PİS LİDERİ KACZYNSKI: POLONYA POLİS DEVLETİNE DÖNÜŞTÜ

Muhalefetteki Hukuk ve Adalet Partisi ise yaşanan gelişmeleri anayasal düzene müdahale olarak değerlendirdi. PiS lideri Jaroslaw Kaczynski, Anayasa Mahkemesi önündeki protestolara katılarak hükümeti sert sözlerle eleştirdi.

Kaczynski, Polonya'nın artık bir polis devletine dönüştüğünü ileri sürerek bunun otoriterliğe ve ardından totaliterliğe giden bir yol olduğunu savundu.

Eski Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro da mahkeme yönetimine yönelik müdahaleyi anayasal düzene karşı suç niteliğinde bir saldırı olarak nitelendirdi.

Anayasa Mahkemesi'nin mevcut yönetimi adına kullanılan resmî sosyal medya hesabında ise yaşananlar "darbe girişimi" olarak tanımlandı.

KRİZİN KÖKLERİ 2015'E UZANIYOR

Polonya'daki yargı krizinin geçmişi, PiS'in 2015 yılında iktidara gelmesine dayanıyor. Sekiz yıl süren PiS yönetiminde Anayasa Mahkemesi, Yüksek Mahkeme ve yargıçların atanmasında etkili kurumlarda kapsamlı değişiklikler yapıldı.

Avrupa Birliği kurumları, söz konusu düzenlemelerin yargı bağımsızlığını zayıflattığını savunurken Polonya hükümeti bunları yargı sisteminin yeniden yapılandırılması olarak tanımladı.

PiS'in 2023 seçimlerinin ardından iktidarı kaybetmesiyle Donald Tusk liderliğindeki koalisyon hükümeti göreve geldi. Tusk, önceki yönetimin yargı kurumları üzerinde oluşturduğu siyasi etkiyi ortadan kaldırmayı ve Avrupa Birliği ile yaşanan hukuk devleti anlaşmazlıklarını çözmeyi temel hedefleri arasında gösterdi.

Ancak seçimlerin ardından hükümetin değişmesi, yargı kurumlarının yönetiminde aynı ölçüde bir değişim yaratmadı.

PiS döneminde atanan yargıçların görevlerini sürdürmesi ve PiS çizgisindeki Cumhurbaşkanı Nawrocki'nin yeni yargıçların yemin işlemlerini tamamlamaması, yargı sisteminin yeniden yapılandırılmasını engelleyen başlıca unsurlar haline geldi.

PARLAMENTO SEÇTİ, CUMHURBAŞKANI YEMİNLERİNİ KABUL ETMEDİ

Polonya'da Anayasa Mahkemesi üyeleri parlamento tarafından seçiliyor. Ancak göreve başlamaları için cumhurbaşkanı önünde yemin etmeleri gerekiyor. 2026 yılında parlamento sekiz yeni Anayasa Mahkemesi yargıcı seçti.

Cumhurbaşkanı Nawrocki ise bu isimlerden beşinin yeminini kabul etmedi. Bunun üzerine söz konusu yargıçlar parlamentoda alternatif yemin törenleri düzenledi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Swieczkowski de cumhurbaşkanı önünde yemin etmedikleri gerekçesiyle bu yargıçların görevlerine başlamasına izin vermedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yeni yargıçların görevlerine başlayabilmesine yönelik kararına rağmen anlaşmazlık çözülemedi.

30 Ekim'de yaşanan müdahale, aylardır süren bu kurumsal kilitlenmenin ardından geldi.

SEÇİMİ KAZANMAK DEVLETİN KONTROLÜNÜ DEVRALMAYA YETMEDİ

Polonya'da yaşanan son gelişmeler, seçimle iktidarın değişmesi ile devletin yargı ve bürokrasi kurumlarındaki yönetim yapısının değişmesinin her zaman aynı anda gerçekleşmediğini gösteriyor.

2023 seçimlerini kazanan Tusk koalisyonu hükümeti devralmasına rağmen, önceki iktidar döneminde atanan isimlerin yönettiği kurumlarda değişiklik yapmakta güçlük çekti.

Üstelik siyasi açıdan farklı partilerden oluşan koalisyonun kendi içindeki görüş ayrılıkları ve PiS'e yakın bir ismin cumhurbaşkanlığını kazanması, bu süreci daha da karmaşık hale getirdi.

Anayasa Mahkemesi'nde yaşanan son müdahale ise yargı bağımsızlığını yeniden tesis etme hedefiyle hareket ettiğini söyleyen hükümetin yöntemlerinin de hukuki açıdan sorgulanmasına yol açtı.

30 Ekim gecesi itibarıyla mahkemenin yönetiminin kimde olduğu konusunda taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Polonya'daki kriz, yalnızca bir mahkeme başkanının görevden uzaklaştırılmasıyla değil, yürütme, yasama, yargı ve cumhurbaşkanlığı kurumları arasındaki yetki mücadelesiyle Avrupa'nın en dikkat çekici anayasal anlaşmazlıklarından birine dönüştü.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN