Rusya Federal Güvenlik Servisi, 15 Ekim 2025 sabahı işgal altındaki Kırım’ın Bahçesaray ve Sivastopol bölgelerinde Kırım Tatar Türkü ailelerin evlerine eş zamanlı baskınlar düzenledi. Baskınlarda beş çocuk annesi Esma Nimetullayeva, anaokulu öğretmeni ve pedagoji öğrencisi Nasiba Saidova, üniversite öğrencisi Elviza Aliyeva ile aile dükkânında çalışan Fevziye Osmanova gözaltına alındı. Kadınlar, Rusya Ceza Kanunu’nun “terör örgütü kurmak veya faaliyetlerine katılmak” suçlamasını düzenleyen 205.5’inci maddesi kapsamında tutuklandı.
Esma Nimetullayeva, söz konusu yapıyı “organize etmekle”; diğer üç kadın ise faaliyetlere “katılmakla” suçlanıyor. Kadınların tamamı suçlamaları reddediyor. Haklarındaki dava henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüyle sonuçlanmış değil.
TUTUKLULUKLARI 14 EYLÜL’E KADAR UZATILDI
Rusya kontrolündeki Simferopol Kievskiy Bölge Mahkemesi, 10 Haziran 2026’da dört kadının tutukluluk süresini 14 Eylül 2026’ya kadar uzattı. Duruşma kapalı yapıldı ve aileler salona alınmadı.
Savunma avukatı Emil Kurbedinov, kadınların kaçabileceği veya tanıklara baskı yapabileceği yönündeki iddiaları destekleyen somut deliller bulunmadığını savundu. Kadınların hâlen Simferopol’deki 1 No’lu Tutukevi’nde tutulduğu bildiriliyor.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, gözaltıları Kırım Tatar halkına yönelik yeni bir baskı dalgası olarak nitelendirdi. Bakanlık, Rus makamlarının “kadın hücresi” iddiasıyla barışçıl sivilleri terörist gibi göstermeye çalıştığını savunarak kadınların serbest bırakılmasını istedi.
ESMA’NIN BEŞ ÇOCUĞU BİR SABAH ANNESİZ KALDI
Esma Nimetullayeva, kendisi gibi aynı suçlamalarla Ağustos 2023’ten beri tutuklu bulunan Remzi Nimetullayev’in eşi ve yaşları 6 ile 17 arasında değişen beş kız çocuğunun annesi.
Ailenin anlatımına göre FSB görevlileri Esma’yı götürürken çocuklar anneanneleriyle birlikte bir odaya kapatıldı. Görevliler, yakınları vesayet işlemlerini üstlenmezse çocukların devlet korumasına alınabileceğini söyledi.
Esma’nın 73 yaşındaki annesi Aliye Bekirova’nın o gece tesadüfen kızının evinde bulunması, çocukların yurda gönderilmesini önledi. Rus görevlilerin anneanneye, torunlarının resmî vesayetini alması gerektiğini bildirdiği, insan hakları kuruluşlarının raporlarına da yansıdı.
Çocuklar daha sonra Esma’nın kardeşinin yaşadığı Andrusovo’ya götürüldü. Aile yakınlarının aktardığına göre 16 yaşındaki en büyük kız kardeş, annesinin yokluğunda küçük kardeşlerinin bakımını üstlenmeye çalışıyor.
EŞİ DE 2023’TEN BERİ TUTUKLU
Esma’nın eşi Remzi Nimetullayev, 24 Ağustos 2023’te düzenlenen ev baskınlarının ardından beş Kırım Tatarıyla birlikte gözaltına alınmıştı.
Remzi Nimetullayev de Rusya’da terör örgütü olarak kabul edilen İslami sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini organize etmekle suçlanıyor. İnsan hakları örgütleri, sanıkların şiddet içeren herhangi bir eylemle suçlanmadığını ve davaların Kırım Tatarlarının işgale karşı tutumlarını bastırmak için kullanıldığını savunuyor.
ANAOKULU ÖĞRETMENİ NASİBA HENÜZ 18 YAŞINDAYDI
Gözaltına alındığında 18 yaşında olan Nasiba Saidova, pedagoji kolejinin son sınıfında okuyordu ve bir anaokulunun bebek grubunda çalışıyordu.
Şubat 2025’te Nazım Saidov ile evlenen genç öğretmenin evine sabah erken saatlerde düzenlenen baskında, evdeki erkeklerin yüzüstü yere yatırıldığı, kadınların ise mutfakta tutulduğu aktarıldı.
Nasiba’nın annesi, mahkemenin ardından kızına yöneltilen suçlamalara, “On dokuz yaşındaki bir kızın Rusya’da iktidarı devirmeye çalıştığını söylemek saçmalıktır” sözleriyle tepki gösterdi.
YASAKLI KİTAPLARIN EVE YERLEŞTİRİLDİĞİ İDDİASI
Fevziye Osmanova, gözaltına alındığında 21 yaşındaydı. Ailesine ait dükkânda çalışıyor, aynı zamanda çocuk etkinliklerinin düzenlenmesine yardımcı oluyordu.
Ailesi, arama sırasında güvenlik görevlilerinin “yasaklı” İslami kitaplar bulduğunu söylediğini ancak kitapların eve sonradan yerleştirildiğine inandıklarını açıkladı. Ev sakinlerinin arama süresince mutfaktan çıkmasına izin verilmediği ve görevlilerin hareketlerinin takip edilemediği belirtildi.
Elviza Aliyeva ise Simferopol’de bir fırında kasiyer olarak çalışıyor ve Kırım Federal Üniversitesi’nde yönetim eğitimi görüyordu. Dördüncü sınıf öğrencisi Aliyeva, 20 yaşındayken gözaltına alındı.
SOĞUK VE NEMLİ KOĞUŞLAR
Aileler ve avukatlar, kadınların tutulduğu cezaevi koşullarının sağlık açısından ciddi risk taşıdığını belirtiyor.
Nasiba Saidova’nın ailesine gönderdiği mektupta, kaldığı koğuşun nemli ve ısıtmasız olduğunu, pencerelerden soğuk hava geldiğini ve üzerinde uyuduğu şiltenin sürekli ıslandığını anlattığı aktarıldı. Koğuşta sıcak su bulunmadığı da belirtildi.
Elviza Aliyeva da avukatına koğuşunda ısıtma ve sıcak su bulunmadığını bildirdi. Fevziye Osmanova ise ailesinden şilte ve battaniye göndermelerini istedi. Kadınların zorunlu psikiyatrik muayeneye sevk edildiği dönemde ailelerin gönderdiği kişisel eşyaların kendilerine ulaştırılmadığı bildirildi.
BAŞÖRTÜLERİNİ ÇIKARMAYA ZORLANDILAR
Kadınların, erkek görevlilerin de bulunduğu sayımlar ve koğuş aramaları sırasında başörtülerini çıkarmaya zorlandıkları öne sürüldü.
Avukat Emil Kurbedinov, başörtüsünün kadın görevliler tarafından çıkarılmadan kontrol edilebileceğini belirterek uygulamanın din ve özel hayat özgürlüğünü ihlal ettiğini söyledi. Aileler, Kamu Denetleme Komisyonuna ve insan hakları yetkililerine başvuruda bulundu.
Nasiba’nın annesi Dinara İyupova, başvurusunda “Başörtüsü bizim için bir aksesuar değil, kıyafetimizin bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.
6 BİN 500 İMZALI BAŞVURU MOSKOVA’YA TAŞINDI
Tutuklanan kadınların aileleri, avukatlar, aktivistler ve Kırım Tatar toplumunun ileri gelenlerinden oluşan 16 kişilik bir heyet, Ekim 2025 sonunda Moskova’ya gitti.
Heyet, kadınların serbest bırakılması talebiyle Kırım’ın farklı bölgelerinde toplanan yaklaşık 6 bin 500 imzayı Rusya İnsan Hakları Ombudsmanı Tatyana Moskalkova’nın ofisine sundu.
Kırım’dan Moskova’ya giden heyetin yol boyunca beş kez durdurulduğu; kimlik kontrolü, sorgulama ve saatler süren bekletmelere maruz kaldığı aktarıldı. Buna rağmen başvuru Moskova’daki ombudsmanlık ofisine teslim edildi.
RUSYA’DA YASAK, UKRAYNA’DA YASAL
İslami sivil toplum kuruluşları, Rusya tarafından 2003 yılında terör örgütü olarak yasaklandı. Yapı, Ukrayna hukukuna göre ise yasaklı veya terör örgütü olarak kabul edilmiyor.
Rusya, 2014’te Kırım’ı ilhak etmesinin ardından kendi ceza hukukunu yarımadada uygulamaya başladı. İnsan hakları örgütleri, işgal altındaki topraklarda Rus ceza mevzuatının uygulanmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Misyonu, bu dosyanın Rus makamlarının Kırım Tatar kadınlarına söz konusu suçlamaları yönelttiği bilinen ilk vaka olduğunu kaydetti.
