ABD’de yıllarca “yanlış mahkûmiyet” tartışmalarının sembolü haline gelen Glynn Simmons, yarım asır süren hukuk mücadelesinin ardından milyon dolarlık tazminat kazandı. İşlemediği bir cinayet nedeniyle 50 yıl hapiste kalan Simmons, 2023’te suçsuzluğunun ortaya çıkmasıyla serbest bırakılmıştı.
1974’TE BAŞLAYAN YANLIŞ MAHKÛMİYET
Olay, 1974 yılında Oklahoma’nın Edmond kentinde bir içki dükkanında gerçekleşen silahlı soygun ve cinayetle başladı. Mağaza çalışanı Carolyn Sue Rogers’ın öldürüldüğü olayda, hayatta kalan bir görgü tanığının çelişkili ifadeleri üzerine Glynn Simmons şüpheli olarak gösterildi.
Simmons ise olay anında yüzlerce kilometre uzakta, ailesiyle birlikte başka bir eyalette olduğunu çok sayıda tanıkla kanıtlamaya çalıştı. Buna rağmen mahkeme süreci onun aleyhine ilerledi.
FİZİKSEL KANIT OLMADAN VERİLEN CEZA
Dönemin soruşturmasında Simmons’ı doğrudan bağlayan parmak izi, DNA ya da balistik bir delil bulunmadı. Ancak görgü tanığının teşhisi, mahkeme kararında belirleyici oldu.
Simmons önce idam cezasına çarptırıldı, daha sonra cezası ömür boyu hapse çevrildi. Yaklaşık iki yılını ise idam hücresinde geçirdi.
YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN BELGELER
Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Simmons’ın avukatları yıllar süren mücadele sonucunda dosyadaki bazı gizli polis raporlarına ulaştı. Bu belgelerde, kilit tanığın ilk ifadelerinde şüpheliyi net şekilde teşhis edemediği ve farklı tarifler verdiği ortaya çıktı.
Bu gelişme, davadaki temel dayanakların zayıflığını gözler önüne serdi. 2023 yılında mahkûmiyet kararı resmen iptal edildi ve Simmons 48 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.
DÜŞÜK TAZMİNAT TARTIŞMA YARATTI
Simmons’a ilk etapta eyalet tarafından 48 yıllık hapis için 175 bin dolar ödeme yapıldı. Bu miktar kamuoyunda tepki çekerken, Simmons daha kapsamlı bir hukuk mücadelesi başlattı.
Daha sonra Edmond şehri ile varılan uzlaşma sonucunda 2024 yılında 7,15 milyon dolarlık ek tazminat ödenmesi kabul edildi. Böylece toplam tazminat milyon dolar seviyesine ulaştı.
“GERİ GETİRİLEMEZ BİR KAYIP”
Simmons, özgürlüğüne kavuştuğunda 70 yaşına yaklaşmıştı. Yaptığı açıklamalarda, kaybedilen yılların geri getirilemeyeceğini ancak bu kararın benzer adalet hatalarına dikkat çekmesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar ise davayı, ABD’de yanlış mahkûmiyetler ve yargı sistemindeki yapısal sorunlara dair önemli bir örnek olarak değerlendiriyor.
