ÖZEL HABER/IŞIL ÇALIŞKAN
Ülkü Aybala Sunat, müzik yolculuğunda hemen her tarzda ses vermiş bir isim. Ama ‘Artiz Kahvesi’ ismindeki albümü caz türünde. Sunat, Türk şiirinde imgeler yoluyla alışılmış kalıpları yıkan, İkinci Yeni olarak bilinen şiir akımının önemli temsilcisi Edip Cansever’in ‘Anısındayım’ şiirini albümüne taşıdı, caz ile şiir birleşti. Ülkü Aybala Sunat ile sanat yaşamını ve cazın Türkiye yolculuğunu konuştuk.
Müziğe nasıl başladınız?
2004-2005 yıllarıydı. Konya Musiki Derneği’nde Klasik Türk Müziği eğitimi alıyordum. Şefimiz Yaşar Kaltakcı’ydı. Cazla o yıllarda tanışmıştım. Nardis’in caz vokal yarışmasına katıldım. Daha sonra da İstanbul’a yerleştim. Ve o günden sonra aktif olarak müzik hayatımı İstanbul’da sürdürüyorum.
Albüme nasıl karar verdiniz?
Ben İstanbul’a geldiğimden beri ya hep ya hiç diye düşündüm. ‘Artiz Kahvesi’ albümüne kadar zaten performans üzerinden geçimimi sağlıyordum ki bu çoğu müzisyen arkadaşımın da bildiği üzere belirsizliklerle dolu bir haldir. Albüm çıkarmış olmanın da bundan çok farkı yok açıkçası. Zorlukları çok büyük ama çoğu şey gibi biraz sabır istiyor.
Albümde Edip Cansever’in ‘Anısındayım’ şiirine yer vermişsiniz. Neden bu şiir, sizde özel bir yeri mi var?
Ben Edip Cansever’i çok severim. Artiz Kahvesi’nin aranjörü ve prodüktörlüğünü üstlenen Eylül Biçer ile birlikte albüm yapmaya karar verdikten sonra şekillenen ikinci şarkıydı ‘Anısındayım’ adındaki parça albümde... Şiir gerçekten bir harika, gerçekten çok içten yazılmış. Okumak ve şarkıyı söylemek beni çok mutlu ediyor.
Bu albümünüzün ilk klibi ‘Başka Türlü’nün konseptine nasıl karar verdiniz?
Klibi Erdal Kaş çekti. ‘Ne olabilir’ diye konuşuyorduk Erdal’la ve benim de ilk deneyimim olduğundan fikir açısından biraz zorlandım. Sonra tesadüfen internette gördüğüm bir videoyu yolladım. Sabit duran insanların üzerinden ağaçlar yapraklar ve başka görüntüler geçiyordu film şeridi gibi. Geri kalanı kendi açımdan doğaçlama oldu.
Sesiniz başka sanatçıların sesine benzetiliyor mu?
İlk şarkı söylemeye başladığım zaman Loreena Mckennitt’e benziyor diyen birkaç kişi olmuştu tiz tonlarda bir şeyler söylediğim zaman. Birine ses olarak benzetilmek kötü birşey değil elbette. Fakat daha sonraki yıllarda Bana ve duyduğum farklı şarkıcı arkadaşlarıma da Norah Jones’a benziyor diyenler olmuş. Hangimiz benziyoruz bilemiyorum (Gülüyor). Çünkü kendi içimizde de farklıyız ses renkleri olarak... Söylediğiniz tarz müzikle ilgili olabiliyor bu. Dinleyici olarak bana pek öyle gelmez başka şarkıcılarla da ilgili “A bak ne kadar benziyor ona değil mi?” denildiği zaman, istisnalar vardır belki. Ses rengi ayrışır hep çünkü, kulağım söylenilen tarzdan, şarkıdan çok ses rengini ayırt eder önce.
CAZ MÜZİĞİ YETERİ KADAR İLGİ GÖRMÜYOR
Türkiye’de Caz müziğine gönül vermiş müzisyenlerin ve tabii ki sizin yeterince değer gördüğünü düşünüyor musunuz?
Seven takip eden sağlam bir kitle var elbet, bu yeterli değil tabii ki ama sonuçta devam ediyor, üretiyor ülkede caz müzisyenleri ve bu çok kıymetli. Caz bana çok şey öğretti ve farklı kapılar açtı. Bir minnetim her zaman olacak caz müziğine ve onu icra edenlere. Kişisel olarak değer görüp görmediğim konusunu hiç düşünmedim. Kıymetli, yetenekli caz müzisyeni arkadaşlarım ve elbet öğretmenlerimiz olan duayenler var. Yurt içi ve yurt dışı sahnelerde daha çok çalışmalılar ve bu konudaki destek daha fazla olmalı diye düşünüyorum.
