CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararının ardından hem parti genel merkezinde gazetecilere hem de bina önünde toplanan partililere açıklamalarda bulundu. Özel, kararı “geleceğin iktidar partisine darbe” olarak nitelendirirken, CHP Genel Merkezi’ni terk etmeyeceğini ve mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
“BİRİLERİ KURULTAYI KAZANMAMIZI HAZMEDEMEDİ”
Özel, konuşmasında CHP’nin kurultay süreci ve yerel seçim başarısının bazı çevreler tarafından kabul edilmediğini belirtti.
“Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi. Bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi” diyen Özel, milletin kararına karşı yargı yoluyla müdahale edildiğini savundu.
Özel, “Siyaset üretemeyince yargı kollarını kurdular. O yargı kolları 19 Mart 2025’te sivil darbeye kalkıştı” ifadelerini kullandı.
“KONFORLU MUHALEFET LİDERLİĞİ KOLTUĞUNU REDDEDİYORUM”
Özel, kendisine “Ankara’ya dön, partinin başında otur” mesajları verildiğini belirterek, bu yaklaşımı kabul etmediğini söyledi.
CHP lideri, “Oturmadık o koltukta, oturmayacağım o koltukta” dedi.
Özel, “Oturmayacağım koltuk; mutlu, mesut, güvenli muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum” ifadelerini kullandı.
“19 MART’TA CUMHURBAŞKANI ADAYINA, 21 MAYIS’TA GELECEĞİN İKTİDAR PARTİSİNE DARBE YAPILDI”
Özel, mutlak butlan kararını yalnızca kendi genel başkanlığına ya da CHP yönetimine yönelik bir hamle olarak görmediklerini söyledi.
“Bu mesele bizim değil, milletin meselesidir” diyen Özel, “Bu savaş bize değil, millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil, millete yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
CHP lideri, “19 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayına, 21 Mayıs’ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır” dedi.
“YARIN BİR FELAKETE UYANACAĞIZ”
Özel, kararın ekonomi üzerindeki etkilerine de dikkat çekti. Kararın ardından piyasalarda yaşanan sert hareketliliği hatırlatan Özel, ülke ekonomisine kısa sürede ağır maliyet oluştuğunu söyledi.
CHP lideri, “Yarım saat içinde verdikleri zarar 10 milyar dolardır” dedi.
Özel, “Yarın böyle bir felakete uyanacağız. Bunun için yakılacak her rezerv milletin gelecekte daha pahalıya et, daha pahalıya süt, daha pahalıya ekmek, çocuğunun ayağına daha pahalıya ayakkabı alması sonucunu doğuracaktır” ifadelerini kullandı.
“ERDOĞAN MİLLETİ SEÇENEKSİZ BIRAKMA ÇABASI İÇİNDE”
Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ana muhalefeti ve muhtemel rakipleri etkisizleştirmeye çalıştığını savundu.
“Erdoğan milleti adaysız, partisiz, lidersiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içindedir” diyen Özel, CHP’nin bu süreçte kendisini değil, demokrasiyi ve sandığı savunduğunu belirtti.
Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi bugün kurduğu Cumhuriyet’i, demokrasiyi, sandığı ve sandıktaki değişime umut bağlamış milyonları savunmak durumundadır” dedi.
YARGITAY VE YSK’YA BAŞVURU
Özel, karara karşı hukuki sürecin de başlatıldığını açıkladı.
CHP lideri, “Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay’a harcını da yatırarak süresi içinde yaptık” dedi.
Özel, Yüksek Seçim Kurulu’na da başvuracaklarını belirterek, YSK’nın Anayasa’nın 79’uncu maddesiyle kendisine verilen seçim güvenliği görevine sahip çıkmasını beklediklerini söyledi.
Özel, “Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye’yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“MUHALEFET BU AKŞAM TARİHE GEÇMİŞTİR”
Özel, karara karşı muhalefet partilerinden, barolardan, sendikalardan ve sivil toplum kuruluşlarından gelen tepkilere teşekkür etti.
CHP lideri, “Muhalefet bugün akşam gösterdiği dayanışmayla öyle sınıfı falan geçmemiştir. Muhalefet tarihe geçmiştir bu akşam” dedi.
Özel, çok sayıda siyasi parti liderinin kendisini aradığını, bazı partilerin ise CHP Genel Merkezi’ni ziyaret edeceğini belirtti.
Özel, "Demokrasi, sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Adalet ve Kalkınma Partisi ‘Milli irade, milli irade, milli irade’ derken, kendileri içinde yarışlı seçimler yapmıyorlar. Biz mahalleye sandık koyarak başlıyoruz. İlçe, il, genel merkez, çarşaf liste. Herkes seçeceği her birine tek tek oy vererek seçiyor. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, milletin kendilerini seçtiğinde buradan meşruiyeti alıp, yere göğe sığdıramayıp, milli iradeyi baş tacı edenler bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerli bir ettiler" dedi. Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"BİRİLERİ KURULTAYI KAZANMAMIZI HAZMEDEMEDİ"
"Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi. Bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Müesses nizamın kazanmasını istediklerinin kazanmasına alışık olanlar, müesses nizama itiraz edenlerin zaferi ile hiçbir zaman barışamadılar. Hiçbir zaman bunu hazmedemediler. Maalesef milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Siyaset üretemeyince yargı kollarını kurdular. O yargı kolları 19 Mart 2025’te sivil darbeye kalkıştı. Onu sandıkta dört kez yenen, 15,5 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25,5 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu. Bize kenardan, sağdan, soldan, açıktan, grup toplantısından ‘Ekrem’i bırak, mücadeleyi bırak. Ankara’ya dön. Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.’ Oturmadık o koltukta. Oturmayacağım o koltukta. Hani beni bir koltuktan kaldırmaya çalışıyorlar ya. Onlara söylüyorum, oturmayacağım koltuk; mutlu, mesut, güvenli muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum. Ben partimin Genel Başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, partimin Cumhurbaşkanı adayını Cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuklarında oturtmak için mücadele ediyorum. Reddediyorum… Konforlu muhalefet partisi Genel Başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Sarayın icazetiyle, yargısının açtığı yolla o koltukta oturmadım. Oturmam. Kimse oturmamalıdır. Bu millet kendine rağmen kimseyi o koltuğa oturtmaz.
"EN DOĞRU CUMHURBAŞKANI ADAYINI BULMA SUÇU…"
Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave olarak, kazanacak bir Cumhurbaşkanı adayı belirleme. Kendisi bir yerlere heves edip, kazanacak Cumhurbaşkanı adayı göstermek yerine kendini aday göstermeme ya da o aday olamıyorsa onun yerine ‘Fırsat bu fırsat ben varım’ deyip bir ihtiras koymak yerine; ‘En doğru adayı bulurum. Amacım partimi iktidar yapmak, mağdurun, mazlumun yüzünü güldürmek’ demek suçundan da halen daha saldırı altındayım. Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etseydim, ‘Ben aday olurum, Ekrem gitti’ deseydim, Ekrem’e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim, benden iyisi yoktu arkadaşlar. Şu anda siz de evlerinizde rahattınız, ben de bu koltukta rahat oturuyordum. Ama ben o değilim, biz o değiliz. Bu yüzden bugün koltuğundan, makamından geldikleri görevlerden edilmek istenenler, kendileri ile ilgili ihtirasları, hevesleri değil; milletle ilgili kararlılıkları olanlardır. 20 bin lira emekli maaşına mahkum edilenlerin 1,5 asgari ücret emekli maaşını almasını, asgari ücretin 39 bin lira olmasını savunanlar; bu hayallerinden vazgeçseler maaşlarını alıp bu koltuklarda onlarca yıl oturabilirler. Yaşımız müsait. Bana 30 sene bu koltukta oturmayı teklif ediyor rejim. Onu rahatsız etmeden, kendi rahatımı düşünerek. 50 yaşındayım ben, 51. 30 sene oturabilirim o koltukta. Ama bu ülkenin 80 yaşına kadar muhalefet koltuğunun tadını çıkaran Genel Başkanlara değil; muhalefette olduğu her günden ıstırap duyan, bu milletin sorunlarını çözecek bir iktidarı kuracak bir Genel Başkana ihtiyacı var.
"YARIN BİR FELAKETE UYANACAĞIZ"
Net söylüyorum. Mesele ne Özgür Özel meselesidir, ne de Değişim Kurultayı’nın göreve getirdiği her birimizin şahsi meselesidir. Şahsi çıkarlarımızı reddederek, her türlü kirli teklife ‘Hayır’ diyerek, her türlü işbirliği teklifine içeriden - dışarıdan ‘Hayır’ diyerek, doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik biz. Bu mesele bizim değil, milletin meselesidir. Bu savaş bize değil, millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil, millete yapılmıştır. Bu darbe milletin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Atatürk’ten emanet Cumhuriyet’in en büyük kazanımı olan sandığa, seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. 19 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayına, 21 Mayıs’ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Mesele, bu darbeye teslim olup olmama meselesidir. Bu kararın mağduru millettir ve maalesef çok daha ağır bedeller ödeyecektir. 86 milyondur bunun mağduru. Geçen sene 19 Mart darbesinin 60 milyar dolarlık kaybının nasıl düşmekte olan enflasyonu tırmandırdığını, hayat pahalılığını nasır körüklediğini, İran savaşına da nasıl bizi hazırlıksız yakaladığını herkes konuşurken, karar yarın piyasalar kapanacakken yüklenecekken ama bir grubun, endişeli bir grubun Erdoğan’a koşup ‘Yapmayalım, etmeyelim. Aman ha’ derken, ‘Eyvah Erdoğan’ı ikna ederlerse’ diye bugünden kararı 16.30’dan yükletenlerin ülke ekonomisine yarım saat içinde verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Resmi rakamlar arkadaşlar. Yarın herkesin izleyeceği, piyasa oyuncularının, piyasadaki yetkili kuruluşların verdiği rakam yarım saatte borsadaki o yüzde 8,5’lik düşüşle birlikte yakılan rezerv 10 milyar dolardır. An itibari ile vadeli işlemler piyasasında tüm hisse senetleri için en dipten satıcı vardır, alıcı yoktur. Yarın böyle bir felakete uyanacağız. Yarın böyle bir felakete uyanacak. Bunun için yakılacak her rezerv milletin gelecekte daha pahalıya et, daha pahalıya süt, daha pahalıya ekmek, çocuğunun ayağına daha pahalıya ayakkabı alması ve artık alamaması sonucunu doğuracaktır. Bunların hepsi 19 Mart’taki o akılalmaz, vicdansız, hesapsız - kitapsız darbecilerin ‘Biz Ekrem’i içeri attık ama onun hırsızlığına kimseyi ikna edemedik, yolsuzluğuna ikna edemedik, ajanlığına ikna edemedik. Çünkü CHP’yi durduramadık. CHP’nin belini kıramadık. Özgür Özer’in belini kırmalıyız, CHP’nin belini kırmalıyız ki orada yatan masumların üstüne beton dökmemeliyiz. O da seçenek olmaktan çıksın. CHP’de seçenek olmaktan çıksın…
"ERDOĞAN, MİLLETİ SEÇENEKSİZ BIRAKMA ÇABASI İÇİNDE"
Erdoğan milleti adaysız, partisiz, lidersiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içindedir. Erdoğan CHP’yi AK Parti’nin butlan kollarına yönettirme niyetindedir. Cumhuriyet Halk Partisi tüm darbecilere, tüm işbirlikçilerine, ve onların kariyer ihtiraslarına karşı dimdik ayaktadır. Şunu herkes bilsin ki Cumhuriyet Halk Partisi, bugün kendisini savunma peşinde değildir, Özgür Özel kendisini savunma peşinde değildir. Bunu yapacak olsak bu imkanlar vardı, hepsini elimizin tersiyle ittik. Cumhuriyet Halk Partisi bugün kurduğu Cumhuriyeti, demokrasiyi, sandığı ve sandıktaki değişime umut bağlamış 10 milyonları, bu milletin bütün evlatlarını savunmak durumundadır. Siyasi partiler, anayasanın 68’nci maddesine göre demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Siyasi partileri ayakta tutan üyeleri, delegeleri, kongreleri ve kurultaylarıdır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. Seçim hukuku vardır, itiraz süreleri vardır. Seçim hukukunun dışında başka mahkemelerin bu işlere karışması Yüksek Seçim Kurulu’nu yok saymaktır. Seçim hukuku güvencesini yok saymaktır. Artık hiçbir siyasinin koltuğunda güvenle oturmaması demektir. Çünkü bir asliye hukuk mahkemesini ayarlayanın istediğini indirme, istediğini bindirme yetkisi tanımlanmaya çalışılmaktadır. Mücadele edilen meselenin kendisi de budur. Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılması da içerecek şekilde Yargıtay’a harcını da yatırarak süresi içinde yaptık. Yarın Yüksek Seçim Kurulu’nun bize vermiş olduğu, İstanbul’daki kayyım kararlarının üstüne, defalarca aldığı istikrarlı kararlarla yaptırmış olduğu kongre sonucunda verdiği mazbataya sahip çıkması için Yüksek Seçim Kurulu’na başvuracağız. Yüksek Seçim Kurulu’na yaptığımız başvuru, Yargıtay’a tedbirin durdurulmasına yönelik yaptığımız başvuruların en acil, en hızlı şekilde ele alınarak YSK‘nın Anayasa’da 79’ncu maddede kendisine münhasır tanınan görev-sorumluluk alanına sahip çıkmasını, kendisine sahip çıkmasını, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye’yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz.
"MUHALEFET BU AKŞAM TARİHE GEÇMİŞTİR"
Şu kadarını söylemem lazım, bu gece, Türkiye demokrasisi açısından bir kara gündür. Ama bu gecenin bir felaket, bir matem gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Elbette bir yanda; butlana toplumdan verilmeyen destek, boş bir sokak, telaşlı muhterisler, çarpık çurpuk açıklamalar. Bir tarafta; partisine sahip çıkan, demokrasiye sahip çıkanlar ve bu Ankara ile sınırlı değil, 81 ilde, tüm ilçelerde ışıkları yanan, önü dolan, sokaklara taşan, yürüyüşler yapan demokratlar, Cumhuriyet Halk Partililer ve onlarla dayanışmaya gelmiş demokratlar. Özellikle şu ana kadar bu hukuksuz karara istisnasız tepki gösteren ve bizimle dayanışma içinde olan tüm siyasi partilerin. Hepiniz takip ettiniz, tamamı telefon açtı genel başkanların. Dönemediklerim var birkaç tane. Bu açıklamalardan sonra kendilerine döneceğim. Sosyal medya paylaşımları, bütün programlar kesildi, merkez yönetim kurulları toplantıya çağrıldı. CHP’ye sahip çıkmaya koşmuyor diğer siyasi partiler. CHP’nin de kendilerinin de içinde bulunduğu demokratik rekabet zemine sahip çıkıyorlar. Bugün bir mahkeme kararının bir bakan tarafından telaşla ve bir basın toplantısıyla savunulup sahiplenilmesi meselesi utanç vericidir. Tarihte görülmemiş iştir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi içinde yaşadığı ve kıymetli gördüğüm bir sessizliğin, yarın demokrasiden yana bir tavıra evrilmesi ihtimali çok düşük bir ihtimal olmakla birlikte, bizim için değil; kendileri için, gelecekleri için, kendilerini de yok edecek, insan yiyen, demokrasi yiyen, siyasetçi yiyen bu yamyam virüse karşı bir tedbir almaları ihtimali çok kıymetlidir. Yoksa o virüs, muhalefeti yiyince doymaz. Aynı apartmandayız. Bizim ev yanarsa, apartman yanar. Biz bir ormanda yaşıyoruz. Bizim ağaç yanarsa, orman yanar. Bunca yıl iktidar olup da şimdi gelinen noktada savrulunan nokta, fevkalade tehlikelidir. Muhalefet bugün akşam gösterdiği dayanışmayla öyle sınıfı falan geçmemiştir. Öyle yazan-çizen var. Muhalefet tarihe geçmiştir bu akşam. Şanlıurfa Barosu’nun ilk açıklamayı yapması ve takip eden Türkiye’de onlarca baronun peşi sıra yaptıkları açıklamalar kıymetlidir. Sendikaların, meslek örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin peşi sıra yaptıkları açıklamalar bu geceyi bir matem, bir yas, bir kara geceden bir umut gecesine hızlı şekilde dönüştürmüştür.
"BU DARBEYE SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ"
Cumhuriyet Halk Partisi’nin elbette bu darbeye karşı bir direnci, bir eylemliliği, hazırladığı bir eylemlilik planı vardır. Bütün paydaşlarla çalışılıp, bütün paydaşlar açık tartışılacaktır. Ama herkes şunu bilsin ki; Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye, bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Zira, bizim sözümüz seçimlerden önce ‘Bu binanın ışıkları, bu seçim akşamı sönmeyecek, sabaha kadar yanacak’ olmuştu. ‘81 il başkanlığımızın ışıkları sönmeyecek, sabaha kadar yanacak’ olmuştu. ‘Kadın Kolları, tülbenti sirkeye basıp başına sarıp, karanlık odada uyumaya çalışmayacak, o tülbenti mutluluktan sallayacak’ olmuştur. Bu gece, seçim akşamı ışığı açık tutanların, sabaha kadar ışıklarını açık tuttuğu ve gelecek seçimde bu binanın ışıkları erkenden kapanmasın diye baba ocağına sahip çıktıkları bir gecedir. Buradayız, bu darbeye sonuna kadar direneceğiz. Bize karşı plan yapanlara söylüyorum. İki tarafa da. Birisi, Sayın Erdoğan’ın çok tekrarladığı, zaman zaman tekrarladığı bir ayeti hatırlatırım. Erdoğan’dan bunu duyduğunda bu ayeti Erdoğan’dan duyduğunda duygulananlara, bugün de bu ayeti duyup duygulanıyorsanız umut vardır. ‘Onlar sana tuzak kurarken Allah da karşı planlar yapıyordur. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.’ Bunu Erdoğan’ın ağzından duyup da ‘ya’ diyenlere bunu bir sefer de bir düşünün bakalım. Bu yapılan size, partinize, seçtiklerinize yapılsaydı ne hissederdiniz? Diğer yandan bir diğer temenniyi de bir diğer taraftan bir başka duyguyla ifade etmek isterim. Yolumuz yolsuzluğa, yüzümüz nursuza, ömrümüz arsıza denk düşmesin inşallah. Sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, teslim olmamaya, bir arada durmaya ve çağrıldığı yer neresiyse oraya koşmaya, tepki yükseltmeye davet ediyorum.
"BÜTÜN O KİRLİ TEKLİFLERİ REDDEDİYORUZ"
Yarın bir aklıselimin hakim olmasını, yanlışın üstüne yanlışla gidilmemesini, ülkenin geleceğinin karartılmamasını ümit ediyorum. Buradan sonra CHP’yi savunmak, bu partiyi savunmak rekabetli bir seçimi savunmaktan başka birşey değildir. Bizi teslim alırlarsa gelecek sandığı şimdiden teslim almış olurlar. O yüzden teslim olmayacağız. O yüzden gösterilen her dayanışmanın çok kıymetli olduğunu bir kez daha ifade veriyorum. Biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz. Biz müesses nizamın makbul muhalefet partisi olmak yerine her şeyi göze almışız ama müesses nizamı değiştirip mağdurların, mazlumların, emeklinin, emekçinin, çiftçinin ve gençlerin iktidarını kurmak üzere risk alıyoruz. Kendi konforlu koltuklarımızı, ‘Akıllı ol, otur’ diye teklif edenlere ‘Biz bu koltukları reddediyoruz, sadece ve sadece milletimizden yetki ve milletimizden destek bekliyoruz’ diyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız."
Özel, nasıl bir yol haritası izleyeceklerine ilişkin soruyu şöyle cevapladı:
"Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Bunun yanında önümüzde hangi zeminin olacağı, o mahkeme kararının YSK tarafından nasıl yorumlanacağı, kabul edilip edilmeyeceği ve kabul edilirse ki daha önce örnekleri var, hangi hükümlerinin kabul edilip, hangi hükümlerinin tenzil edilip, hangi hükümlerinin farklı şekilde yorumlanacağını göreceğiz. Her mücadele zemininde güçlüyüz. Bizim net olarak durduğumuz bir yer var. Biz bize verilen bayrağı yere bırakmayız. Millet bayrağı verir. O bayrak elinde durduğu müddetçe senin arkanda durur. Zoru görünce bayrak atanı, kaçanın ya da bayrağı birisinin istediği gibi sallayanı hazzetmez ve bunu hazmetmez. O bayrak elimizde. Ölebiliriz ama milletin verdiği emaneti bırakmayız. Onun için her şartı zorlayacağız ve elimizdeki bayrağı bırakmayacağız. Elimizdeki bayrak bize partimizin verdiği bayraktır. Millet o bayrağı, o değişimi kuvvetli bir özeleştiriye saymıştır. Seçimlerde de tarihin en büyük yerel seçim zaferini bize yaşatmıştır. Millete borcumuz var; ne milleti, ne partiyi yarı yolda bırakmayız.”
"O TELEFONA DÖNÜŞ UZLAŞMA ŞEKLİNDE OLAMAZ"
Özel, CHP'nin 7'nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
"Arkadaşlar yoğun bir toplantı, sonra siyasi partilerden önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında Sayın Kılıçdaroğlu var. Kendisinin telefonuna henüz dönmedim. Zaten hani dönüp de ne konuşacağız? Daha bugün Cumhuriyet Halk Partisi ‘Butlan kararı çıkarsa bu bir yargı kararıdır, biz yargıya saygılıyız’ diyen bir milletvekilini disipline vermişiz. O yüzden ben Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha önce şanla şerefle seçildiği, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu durumda bu gecenin psikolojisi içinde o telefona açmanın, o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer bu yargının bu kararını meşrulaştırmak veya o kararla uzlaşmaksa, ben öyle bir şeyde uzlaşmam. Onunla uzlaşırsam milletle uzlaşamam. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu partimizin önceki dönem seçilmiş Genel Başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir. Ona da düşüncelerimiz ifade edilecektir. Ancak bir butlan kararını meşru görmemi bekleyeceğini beklemem. Onun dışında kendisine, yani bunlar yaşanmasaydı zaten bayram günü ben arayacaktım Sayın Kılıçdaroğlu’nu. O aramış. O telefona bir şekilde dönülür. Ama o dönüş rejimle uzlaşma, saray yargısının kararını kabullenme ya da ona yönelik bir tutum içinde olma olamaz. Sayın Kılıçdaroğlu ile de bugünün şartları altında böyle bir diyalog zeminine girmeyi aramızdaki geçmiş hukuka da yakıştırmam. Sonuçta önümüzdeki dönem de partimizin geçmiş dönem Genel Başkanı olarak yine kendisine saygı duyacağız. Bir gerginlik yaratmak da istemem.”
“GENEL MERKEZİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
“Bu süreçte atacağınız adımlarda Genel Merkezi terk etmemek de var mı?” sorusuna yanıt veren Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Evet ben Genel Merkezdeyim, arkadaşlarımız Genel Merkezde. Buradan sonra gecesiyle, gündüzüyle Genel Merkezimizdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane’ye sahip çıktıysak, Genel Merkezimize de sahip çıkacağız. Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu. Ancak onlar kaldırabilir.”
Genel Başkan Özel, ‘Kemal Kılıçdaroğlu bu görevi neden kabul etti?’ sorusuna şu yanıtı verdi:
"Bu soruyu cevaplamaya ben mezun değilim. Bu soru Kemal Bey’e sorulabilir, o yanıtlayabilir. Ben niçin bu karara direneceğimi anlatabilirim. Soruyu yanlış yere sordunuz. Bir önceki Genel Başkanımıza sorun."
"BUTLANA KARŞI YENİ PARTİ DÜŞÜNMEDİK, DÜŞÜNMEYİZ"
‘Mutlak butlan kararına karşı hukuken bir sonuç alamazsınız yedek parti söz konusu olacak mı? Bir baskın seçimden de söz ediliyor. Bu yedek partinin aday gösterememesi, seçime gelememesi gibi bir risk görüyor musunuz?’ sorusunu yanıtlayan Özel, şöyle konuştu:
"Aynı tutarlılık içinde cevaplayacağım. İkinci bir parti, bir yedek parti, bir başka parti seçeneği Türkiye’deki tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir. Ama bu bir kapatma davasına karşı bir tedbirdir. Butlana karşı öyle bir tedbir düşünmedik, düşünmeyiz. Çünkü biz burada ev sahibiyiz. Kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağından ayrılmayı düşünmeyiz. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler. Ona asliye mahkemeleri falan karar veremez.”
"SABAH MAHKEME BAŞKANI 'MÜZAKERE YOK' DEDİ"
Özel, “mutlak butlan” kararını duyduğunda ne hissettiğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
"Ben istinaf mahkemesine hep saygılı bir dil kullandım. Çünkü çok baskı altında oldukları biliniyor olmasına rağmen istinaf mahkemesine arkadaşlarımız gittiğinde istinaf mahkemesi ‘Şöyle görüşüyoruz, böyle görüşüyoruz. Bu hafta müzakeremiz yok…’ Bu hafta pazartesi istinaf mahkemesinin başkanına gitti avukatlarımız. ‘Bu hafta müzakere yok. Karar bayramdan sonraya kaldı’ dediler. Bugün sabahleyin gidildiğinde ‘Müzakere yok dedik ya’ dediler. Sonra haber geldi; ‘Sayın Erdoğan ikna edildi. Mutlak butlan kararı yarın akşam sisteme yüklenecek.’ Zaten dün bir basın yayın kuruluşunda, her türlü gizli soruşturmanın belgelerinin sızdırıldığı, verildiği bir televizyon kanalında birisi çıkıp ‘Karar verildi, yarın - öbür gün yüklenecek’ diye de söylemişti. Biz bu sabah sorduğumuzda ya müzakere yok, nasıl karar alacağız diyen mahkeme başkanı öğleden sonra sorulduğunda 'Karar alındı, yüklenebilir' demeye başladılar. Bu kararın kimin tarafından nerede alındığı, ne zaman yüklendiği açıkça ortada. Zaten memleket öyle bir hale gelmiş ki gazeteci televizyon kanalında dün çıkıyor karar alındı, şöyle olacak diyor. Sabah mahkeme başkanı daha karar almadık, müzakere bile etmedik diyor. Öyle bir yerlere gelmişiz. Kararların başka bir yerde yazıldığı, mahkeme başkanlarının heyetlerinin sadece bu kararları temize çektikleri, takdir ettikleri bir yere gelmiş. Saray yargısı böyle bir şey. O yüzden ben bu saray yargısının yetkilendirmelerine kimsenin önemi atfetmemesini, tarihin doğru yerinde durmalarını bekliyorum. Onun dışında memlekette artık her şey birbirine karışmış. Bırakın kuvvetler ayrıldığını bir kişinin, bir kuvvetin mahkeme kararını kendi verip, o gün alacağı karardan bir haber zavallı bir mahkeme başkanının durumuyla karşılaşırız. Daha ne diyelim yani."
Siyasi partilerin genel merkeze ziyaretlerine ilişkin soru üzerine Özel, şunları kaydetti:
"EMEP bir ziyarette bulundu, Ümit Bey beni aradı 'yoldayım' dedi. Ben de dedim 'genel merkezdeyim'. 'Gece yarısını geçebilir' dedi. Sabaha kadar buradayım dedim. Herhalde siyasi tarihimizin en enteresan ziyaretlerinden birisi bu gece yarısını geçince olacak. Yarın için hemen hemen bütün siyasi partilerin, burada olan siyasi partilerin liderlerinin görüşme ve ziyaret talepleri var. Onları karşılayacağız. Çok sayıda çeşitli kurumlardan, kuruluşlardan talepler geliyor. Onları bu şekilde takvimlendireceğiz. Yarın ve ondan sonra buradayız."
PARTİLİLERE SESLENDİ
Özel gazetecilere yaptığı açıklamaların ardından genel merkezin önünde toplanan partililere çıktığı otobüsün üzerinden seslendi. Atatürk'ün kurduğu partiye darbe girişimi yapıldığını söyleyen Özel, "Şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden CHP'yi kimin yöneteceğine CHP'liler karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum" dedi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir" sözlerine de cevap veren Özel, "Bu ne Özgür Özel'in kişisel mücadelesidir ne benim arkamda değişimin mimarlarının kendi kişisel ikbal mücadeleleridir. Biz bize teklif edilen rahat, ebedi muhalefet koltuklarını reddediyoruz. Majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz" diye konuştu. Partililere seslenen Özel, "Gerekirse hayatı durduracağız, gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız ama teslim olmayacağız" ifadelerini kullandı.
Özel konuşmasına "Bu binanın ışıkları bu akşam erkenden kapanmayacak. Türkiye'de hiçbir il başkanlığının ışıkları bu akşam erkenden kapanmayacak demiştim. Ve gördünüz mü ışıklar yanıyor. Parti ışıl ışıl, CHP kurulduğu gün gibi Türkiye'nin birinci partisi" diyerek başladı.
"SUÇUMUZ ONU DÖRT SEFER YENEN BİRİNİ CUMHURBAŞKANI ADAYI GÖSTERMEK"
31 Mart seçimlerini ve Ekrem İmamoğlu'nun CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilmesini hatırlatan Özel, "Suçumuz budur, Suçumuz kazanmak, suçumuz AK Parti'yi yenmek. Suçumuz onu dört sefer yenen birini cumhurbaşkanı adayı göstermektir."
"BUGÜN ATATÜRK'ÜN KURDUĞU PARTİYE DARBE GİRİŞİMİ YAŞANMIŞTIR"
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi birileri CHP kaybettiği yıllara yeniden dönsün diye, AK Parti iktidarı sürsün diye bugün Atatürk'ün kurduğu partiye darbe girişimi yaşanmıştır. Bu darbeciler ne haktan ne vicdandan ne alın terinden anlarlar. Bu darbeciler Saraçhane'de nasıl sizi görüp geri adım attılarsa bunlar bir tek sizden meydanlardan korkarlar."
"BU DARBE GİRİŞİMİNİ GERİ PÜSKÜRTMEYE HAZIR MISINIZ?"
Partililere seslenen Özel, "Bugün burada baba ocağının bahçesinde hep birlikte ayaktayız. 81 il, tüm ilçelerimiz ayaktadır. Bugün biz ayaktayız, darbecilerin dizleri titremektedir. Bu darbe girişimini geri püskürtmeye hazır mısınız? Bu kararlılığı Türkiye'de yoksulluk bitsin, sefalet bitsin, açlık bitsin isteyen herkes, bu iktidar gitsin isteyen herkes,, mücadeleye, direnişe meydanlara davet ediyorum" diye konuştu.
"KENDİ HIRSLARI İÇİN BU MİLLETİN EKMEĞİ İLE OYNAYANLARIN BU MİLLETTEN GEREKLİ CEVABI ALMASI LAZIM"
CHP'ye destek açıklaması yapan siyasi parti liderlerine, sendikalara ve barılara teşekkür eden Özel, butlan kararının ekonomi üzerindeki etkilerine de değindi ve şunları söyledi:
"Bugün 10 milyar dolar rezervin yakılmasına, borsayı yüzde 8 düşürülmesine sebep olan bu karar yarın Türkiye ekonomisine bir kara gün yaşatacak. Bundan endişe duyuyoruz. Geçen sene 19 Mart'ta bu hatayı yapanlar toplamda 60 milyar dolar rezerv yakanlar bütün dünyanın tek haneli rakamlara indirdiği enflasyonu azdırdılar. İnsanlar tarihin en yüksek enflasyonlarından biri ile boğuşuyorlar. Türkiye enflasyonda Avrupa birincisi, dünyada beşinci. Bizden yüksek enflasyonu olan ülkelere bombalanan İran, iç savaş yaşayan Sudan. Bunların hepsi bu sorumsuzluktan oluyor. Artık kendi hırsları için bu milletin ekmeği ile oynayanların bu milletten gerekli cevabı alması lazım. Bu hadsiz darbecilere hadlerini bildirecek miyiz?
"BU BİNADAYIM, ODAMDAYIM, HİÇBİR YERE GİTMİYORUM"
Özel, karara karşı direneceklerini de şu sözlerle açıkladı: "Örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden CHP'yi kimin yöneteceğine AK Partinin yargı kolları değil CHP'liler karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum."
KILIÇDAROĞLU'NA CEVAP: MAJESTELERİNİN MUHALEFETİ OLMAYI REDDEDİYORUZ
Özel, Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'na da şu cevabı verdi: "Bu ne Özgür Özel'in kişisel mücadelesidir ne benim arkamda değişimin mimarlarının kendi kişisel ikbal mücadeleleridir. Biz bize teklif edilen rahat, ebedi muhalefet koltuklarını reddediyoruz. Majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz, sarayın muhalefeti olmadık, olmayacağız."
"GEREKİRSE HAYATI DURDURACAĞIZ AMA TESLİM OLMAYACAĞIZ"
CHP Genel Başkanı konuşmasına şöyle devam etti:
"Partiye değil, ülkenin geleceğine sahip çıkmaya hazır mıyız? Bir büyük destanı benimle birlikte yazmaya hazır mısınız? Onlar bir tek meydanlardan korkarlar. Darbeci geri adım atıncaya kadar meydan meydan büyümeye var mısınız? Meydanların gücünü göreceksiniz. Sessiz çoğunluğun sesini duyacaksınız. Gerekirse hayatı durduracağız, gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız ama teslim olmayacağız."
"BUNDAN SONRA OLACAK HİÇBİR ŞEYİN SORUMLUSU BEN DEĞİLİM"
Mücadeleye devam etme çağrısı yapan Özel, "Bundan sonra olacak hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim. Sorumlusu bu darbecilerdir.Tek kural haklıyken haksız çıkmamaktır. Güvenlik güçlerine, çevredeki herkese karşı saygımızı koruyacağız. Ama kanunsuz emirlere, bariyerlere, önümüze çıkan engellere takılamayarak yürüyeceğiz. Şimdi baba evinin önündeyiz, 81 ilde illerin önündeyiz. Buradan demokratik tepkimizi gösteriyoruz. Ancak bu darbe geri çekilmezse bu milletin karşısına olmadık şekilde dikilirse vallahi de billahi de durmayacağız. Nereye yürümemiz gerekiyorsa oraya yürüyeceğiz" diye konuştu.
