Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay, Youtube'da 'Nasıl Bir Ekonomi TV' yayınında piyasalardaki son gelişmeleri değerlendirdi.
Piyasada dolaşan en büyük banknot olan 200 TL'nin payının yüzde 89 seviyesine tırmandığını hatırlatan uzman isim, kamuoyunda uzun süredir tartışılan yeni 500 TL basılmama sürecinin perde arkasını anlattı.
100 TL'lik kupürün payının yüzde 8 düzeyine indiğini, 50, 20 ve 10 TL'lik banknotların toplamdaki payının ise yüzde 1'in altına gerilediğini aktaran ekonomist, küçük banknotların yok olmasının alışverişlerde fiyatları yukarı yuvarlayarak enflasyonist baskıyı artırdığını vurguladı.

YÜZDE 50 KURALI AŞILDI ANCAK BASIM YAPILMIYOR
Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın geçmişte dile getirdiği teknik kurala değinen Prof. Dr. Fatih Özatay, en büyük kupürün toplam emisyon içindeki payının yüzde 50 sınırını aşması halinde yeni ve daha büyük bir banknotun basılması gerektiğini hatırlattı.
Merkez Bankası Emisyon Genel Müdürlüğü bünyesinde hangi banknotların hangi modellerle basılacağını belirleyen bilimsel yöntemlerin yer aldığını kaydeden tecrübeli iktisatçı, mevcut tabloda 500 TL'nin çıkarılmamasının üç temel motivasyona dayandığını ifade etti.
ENFLASYON PSİKOLOJİSİ VE KAYIT DIŞILIK ENGELİ
Büyük banknot basılmamasındaki ilk gerekçenin yüksek değerli paraların yasa dışı işlerde kullanılması riski olduğunu belirten Prof. Dr. Fatih Özatay, alım gücü eriyen 200 TL'nin artık bu vasfı taşımadığını dile getirdi.
İkinci gerekçenin yeni bir banknot çıkarmanın topluma eski yüksek enflasyon dönemlerini hatırlatacak psikolojik etkisi olduğunu söyleyen deneyimli yönetici, en kritik üçüncü nedeni ise kayıt dışı ekonomiyle mücadele adımı olarak açıkladı.
Nakit kullanımının zorlaşmasıyla vatandaşların kredi kartına ve banka transferlerine yönlendirildiğini aktardı.

MERKEZ BANKASI MEVCUT DURUMDAN MEMNUNİYET DUYUYOR
Yeni banknot konusundaki resmi tutuma işaret eden Prof. Dr. Fatih Özatay, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın bu husustaki yaklaşımını hatırlattı.
Fatih Karahan'ın konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Kayıt dışı ekonominin kayıt içine geçişi için önemli bir unsur oluşturduğundan biz mevcut durumdan memnunuz. Nakit kullanımına yönelik bir taraftan teknik ihtiyaca bakıyoruz ama bir taraftan da şu anki mevcut durumun sebep olduğu kayıt dışılıktan kayıt içiliğe geçişten mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandığı biliniyor.
Yetkililer, dijital ödemelerin tabana yayılmasını temel politika olarak sürdürüyor.
ÇİN, YÜKSEK TEKNOLOJİYLE AVRUPA SANAYİSİNİ SARSTI
Küresel ekonomideki yapısal dönüşüme de değinen Prof. Dr. Fatih Özatay, Avrupa Birliği (AB) ekonomisinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin karşısında ciddi bir gerileme yaşadığına dikkat çekti.
Fransız Planlama Teşkilatı uzmanlarının hazırladığı kapsamlı analize atıfta bulunan uzman isim, Çin'in artık yalnızca ucuz iş gücüyle değil, ileri teknolojiyle küresel pazarları domine ettiğini vurguladı.
Rapordaki ekonometrik modellemelerin Almanya ve Fransa'nın kendi pazarlarında ve ihracatta büyük kayıplar yaşayacağını ortaya koyduğunu belirten eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, Almanya'da dev bir otomotiv üreticisinin 100 binin üzerinde işçiyi çıkarma planının bu krizin somut bir göstergesi olduğunu söyledi.

KATI BÜROKRASİ VE BÜTÇE KURALI, YENİLİĞİ ENGELLİYOR
Nobel ödüllü iktisatçıların analizlerine işaret eden Prof. Dr. Fatih Özatay, Avrupa'da temel bilimler ve matematik alanındaki güce karşın, araştırma-geliştirme projelerini ticari ürüne dönüştürme kapasitesinin zayıf kaldığını belirtti.
AB'nin katı rekabet düzenlemelerinin ve bütçe açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 3'ünü aşmasını engelleyen kurallarının inovatif yatırımlara set çektiğini dile getiren tecrübeli iktisatçı, Mario Draghi'nin rekabet raporunda da bu bürokrasi engelinin açıkça yer aldığını kaydetti.
Uluslararası konferanslarda artık, "Avrupa'nın hasta adamı Almanya mı yoksa Fransa mı?" sorusunun tartışıldığını ifade etti.
ORTA DOĞU SAVAŞI, FAİZ İNDİRİMİ İHTİMALİNİ ÖTELEDİ
Yurt içindeki para politikası adımlarını ele alan Prof. Dr. Fatih Özatay, Orta Doğu'daki askeri gerilimlerin petrol fiyatlarını yeniden 85 dolar seviyesine yükseltmesiyle Merkez Bankası'nın faiz indirimi planlarının zorlaştığını aktardı.
Politika faizi sabit kalırken faiz koridorunun üst bandından yapılan yüzde 40'lık fiili fonlamanın, petrol fiyatlarının durulmasıyla yüzde 37 seviyesine çekilmesinin beklendiğini ancak çatışmaların bu ihtimali zayıflattığını belirten deneyimli ekonomist, enflasyonun son 15 aydır yüzde 32 seviyesine çakılı kaldığını ve katılık sergilediğini söyledi.

YIL SONU FAİZ TAHMİNİ EN İYİMSER SENARYODA YÜZDE 35
Uluslararası yatırım bankası JP Morgan'ın Türkiye için yıl sonu politika faizi beklentisini yüzde 35 olarak açıkladığını hatırlatan Prof. Dr. Fatih Özatay, kendi yıl sonu beklentisinin de en iyimser senaryoyla yüzde 35 seviyesinde şekillendiğini söyledi.
Enflasyonun yüzde 30-31 bandının altına inmemesi durumunda faiz indiriminin gerekçesiz kalacağını savunan uzman isim; ABD Merkez Bankası (FED) politikaları, jeopolitik belirsizlikler ve eylül ayında başlayacak okul harcamalarının kış aylarına doğru enflasyonist baskıyı canlı tutacağını dile getirdi.
NET HATA NOKSAN VE SANAYİDEKİ DARALMA ALARM VERİYOR
Ödemeler dengesi ve reel sektör verilerini değerlendiren Prof. Dr. Fatih Özatay, ekonomi yazarları Alaattin Aktaş ve Servet Yıldırım'ın yazılarındaki tespitlere dikkat çekti.
Türkiye'nin ödemeler dengesinde net hata noksan kaleminin son 1 yılda 30-35 milyar dolara, ilk 5 ayda ise 18,5-19 milyar dolara ulaştığını belirten iktisatçı, sanayi üretiminde de tablonun olumsuz olduğunu kaydetti.
Uygulanan ekonomi programı boyunca geçen 38 ayda sanayi üretiminin yıllık ortalama yüzde 1,5'in altında büyüdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Fatih Özatay, özellikle tekstil ve giyim sektörlerinde fabrikaların kapandığını, bu durumun küçük şehirlerdeki esnaf ve istihdam üzerinde derin yaralar açtığını sözlerine ekledi.
17 yılda 133 dolardan 4 dolara düşen 200 TL için yeni banknot sesleri
