Volkswagen ve Stellantis'in üst düzey yöneticileri, Avrupa Birliği Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné'nin planladığı yeni sanayi stratejisi öncesinde, Brüksel'den otomotiv sektörü için daha fazla destek ve belirgin koşullar talep etti. İki dev üretici, finansal teşviklerin artırılmasını ve iklim düzenlemelerinde, özellikle yerel üretimi destekleyen şirketler için esneklik sağlanmasını istiyor.

KRİTERLER VE TEŞVİK MODELİ
Oliver Blume ve Antonio Filosa tarafından kaleme alınan ve Handelsblatt ile diğer Avrupa gazetelerinde yayımlanan ortak mektuba göre, üreticiler dört temel alanda bağlayıcı asgari gereklilikler tanımlanmasını öneriyor. Bu alanlar; araç üretimi (Ar-Ge dahil), elektrikli güç aktarma organları, batarya hücreleri ve kritik elektronik bileşenler olarak sıralanıyor.
Bu kriterleri karşılayan araçların resmi bir "Made in Europe" etiketi alması hedefleniyor. Teklife göre bu etiket, satın alma primleri, filo programları veya kamu ihaleleri gibi devlet desteklerinden yararlanmak için bir ön koşul haline getirilmeli. Kriterleri karşılamayan üreticilerin ise bu merkezi teşvik araçlarından dışlanması öngörülüyor.
KARBON SALINIMI VE CEZA RİSKİ
Yöneticilerin sunduğu plan, teşviklerin ötesinde doğrudan karbon düzenlemelerine müdahale edilmesini de içeriyor. Blume ve Filosa, "Made in Europe" standartlarına uyan elektrikli araçların karbon (CO2) hesaplamalarında bir bonus alması gerektiğini savunuyor. Eğer bir üretici, filosunun büyük bir kısmı için bu gereklilikleri yerine getirirse, söz konusu bonusun üreticinin tüm elektrikli araçları için geçerli olması talep ediliyor.
Volkswagen ve Stellantis, Avrupa Birliği içindeki satışlarının yaklaşık yüzde 90'ını yine Avrupa'da üretiyor. Bu durum, her iki grubun da önerilen model sayesinde 2025 yılı ve sonrasındaki sıkı emisyon hedeflerini tutturamama riskine karşı milyarlarca euroluk cezalardan kaçınmasına olanak tanıyabilir. Endüstri, iklim hedeflerine ulaşmak için elektrikli araç satışlarını artırma baskısı altında bulunuyor.

BATARYA SORUNU VE BAĞIMSIZLIK
Ortak açıklamada, Avrupa otomotiv endüstrisinin karşılaştığı stratejik bir çelişkiye de dikkat çekiliyor. Batarya hücreleri, bu ikilemin en net örneği olarak gösteriliyor. Üreticiler, bir yandan Avrupa'da kendi batarya üretimlerine milyarlarca euro yatırım yaparken, diğer yandan tüketicilerin uygun fiyatlı elektrikli araç beklentisini karşılamak zorunda kalıyor.
Araç fiyatı düştükçe, üreticilerin maliyetleri kısmak için daha ucuz bataryaları ithal etme baskısı artıyor. Yöneticiler, bu durumun kısa vadeli maliyet baskısı ile uzun vadeli stratejik dayanıklılık ve üçüncü ülkelere bağımlılık arasında bir hedef çatışması yarattığını belirtiyor. Önerilen "Made in Europe" stratejisi, Avrupalı vergi mükelleflerinin parasının, yerel üretimi ve yatırımları teşvik etmek amacıyla kullanılmasını hedefliyor.
30 MİLYAR DOLARLIK TÜRK İHRACATI RİSK ALTINDA
Avrupa'nın korumacı hamlesi Türkiye için kritik bir tehdit oluşturuyor. AB'nin "Made in Europe" şartı getirerek Türkiye'yi denklem dışı bırakan düzenlemesi, 30 milyar dolarlık otomotiv ihracatını doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin AB'ye yaptığı otomotiv ihracatı, ülkenin toplam otomotiv ihracatının yüzde 72'sine denk geliyor. Taslak, batarya, güneş ve rüzgar enerjisi bileşenleri ile elektrikli araç gibi ürünlerin AB ülkeleri ile İzlanda, Norveç, Lihtenştayn'dan alınması şartını içeriyor; Türkiye ise kapsam dışı bırakılıyor.
Gümrük Birliği'ni fiilen zedeleyecek bu taslağa ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Komisyonu'na mektup göndererek Türkiye'nin tedarik zincirinden dışlanmasının risklerine dikkat çekti. Renault Türkiye'nin eski CEO'su Hakan Doğu konuya ilişkin "Cin lambadan çıktı. Artık Türkiye'nin yeni bir hikaye yazması gerekiyor" ifadelerini kullanmıştı. Uzmanlar, Türkiye'nin "Made in EU" tanımına dahil edilmemesi halinde otomotiv, savunma sanayii ve yan sanayi ihracatında önemli kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Konuyla ilgili detaylı haberimize buradan ulaşabilirsiniz: Made in Europe tehdidi
AB'NİN HAZIRLIĞI: SEJOURNE'NİN ÇAĞRISI
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné'nin "Made in Europe" yaklaşımını savunan köşe yazısı, binin üzerinde AB şirketi yöneticisinin imzasıyla Fransa'nın Les Echos, Almanya'nın Handelsblatt, İspanya'nın El Mundo ve İtalya'nın Corriere della Sera gazetelerinde yayımlandı. Séjourné yazısında "En stratejik sektörlerimizde gerçek bir Avrupa önceliğini bir kez ve sonsuza dek tesis etmeliyiz. İddialı, etkili ve pragmatik bir sanayi politikası olmadan, Avrupa ekonomisi rakipleri için sadece bir oyun alanı olmaya mahkumdur" ifadelerini kullandı.
İlgili haber: AB'den "Made in Europe" hazırlığı
SÜREÇ NASIL BAŞLADI?
Avrupa Birliği, küresel ticaret savaşlarında serbest piyasa kurallarından uzaklaşarak "ekonomik güvenlik" temelli yeni bir döneme girdi. Şubat 2025'te açıklanan "Temiz Sanayi Mutabakatı" ve Mart ayındaki "Otomotiv Sanayi Eylem Planı"nın devamı niteliğindeki strateji, özellikle elektrikli araç ve batarya üretiminde yüzde 70'e varan yerlilik şartı öngörüyordu. Brüksel'in taslağı, kamu destekleri ve teşvikler için katı yerlilik şartları getirirken, Türkiye gibi birliğe tam entegre üreticiler için "Made in EU Duvarı" örüyordu.
Sektörün geleceğini şekillendirecek karar ilk olarak 10 Aralık 2025 olarak belirlenmişti. Bu tarih önce 29 Ocak'a, ardından 25 Şubat 2026'ya ertelendi. AB yetkilileri, teklifin "hazır olmadığı" görüşünü dile getirirken, düzenlemenin uygulanabilirliğine yönelik endişeler bulunduğunu ifade etti.
İlgili haber: Otomotivde "Made in EU" şartı gümrük birliğini riske atıyor



