ABD Hazine Bakanlığı’nın uzun vadeli devlet tahvillerine yönelik geri alım programını büyütme kararı, dolar üzerindeki baskıyı artırırken piyasalarda “ABD Japonya’nın izlediği yola mı giriyor?” tartışmasını gündeme taşıdı. Bloomberg’in analizine göre Hazine’nin hafta ortasında yaptığı sürpriz açıklamayla, vadesinden önce geri alınabilecek uzun vadeli tahvil miktarının en az iki katına çıkarılacağının duyurulması tahvil piyasasında sert fiyat hareketlerine neden oldu.
Dolar ise gelişmenin ardından üç ayın en düşük seviyesinde işlem görürken ağustos ayının en zayıf haftalık performanslarından birine doğru ilerledi.
“ABD PARA BİRİMİNİ DEĞERSİZLEŞTİRME YOLUNA GİRİYOR”
Brookings Institution kıdemli araştırmacısı Robin Brooks, Hazine’nin hamlesini ABD’nin Japonya’ya benzer bir biçimde para biriminin değer kaybetmesini göze alan politikalara yöneldiğinin şimdiye kadarki “en açık işareti” olarak değerlendirdi. Brooks, yönetimin bu politikayla “ateşle oynadığını” söyledi.
Tahviller ilk açıklamanın ardından değer kazanırken daha sonra yükselişlerinin büyük bölümünü geri verdi. Buna karşılık altın ve diğer değerli metallerde yükseliş yaşandı.
Bu hareketler piyasalarda, yatırımcıların para birimlerinin satın alma gücünün aşınmasına karşı altın gibi varlıklara yöneldiği “debasement trade” olarak bilinen işlemlerin yeniden güç kazanabileceği yorumlarına neden oldu.

“TAHVİL FAİZLERİNİ BASKILAMAK DOLARIN ÜZERİNE YÜK BİNDİRİR”
Standard Bank G10 Strateji Başkanı Steven Barrow, tahvil geri alımlarıyla faizleri sınırlamaya çalışmanın dolar üzerindeki baskıyı artıracağını savundu.
Barrow’a göre geri alımlar, uzun vadeli tahvil faizlerini yükselten temel sorunu, yani ABD’nin büyük bütçe açığını çözmüyor.
Bu nedenle tahvil faizlerini yapay biçimde aşağıda tutmaya yönelik adımların maliyetinin doların değer kaybetmesi olabileceği değerlendiriliyor.
JAPONYA BENZETMESİNİN SINIRLARI VAR
Ancak Bloomberg, ABD ile Japonya arasındaki karşılaştırmanın bire bir örtüşmediğine de dikkat çekiyor.
Bloomberg Dolar Endeksi yılbaşından bu yana yalnızca yaklaşık yüzde 1 gerilemiş durumda.
Japonya’da eski Başbakan Şinzo Abe döneminde uygulanan ve “Abenomics” olarak bilinen ekonomi politikaları, büyümeyi canlandırmak amacıyla çok daha agresif parasal gevşemeye dayanıyordu.
Japonya Merkez Bankası büyük ölçekli parasal genişleme programı kapsamında yeni para yaratarak tahvil satın almış, faizleri düşük seviyelerde tutmuş ve bunun sonucunda yen önemli ölçüde değer kaybetmişti.
ABD Hazine Bakanlığı’nın mevcut tahvil geri alım programı ise merkez bankasının para basarak tahvil satın aldığı bir niceliksel gevşeme programıyla aynı nitelikte değil.
WASHINGTON DOLARIN DEĞER KAYBINI KABULLENMİŞ DEĞİL
Barrow, ABD yönetiminin henüz düşük tahvil faizleri karşılığında zayıf doları kabullendiğini söylemenin de doğru olmayacağı görüşünde.
Bunun örneği olarak Washington’ın geçen ay yenin değerini desteklemek için gerçekleştirdiği müdahaleyi gösterdi.
Müdahalede dolar yerine euro kullanılması sayesinde dolar üzerindeki baskının sınırlandığı, aynı zamanda Japonya’nın ihtiyaç duyduğu dolarları elde etmek için elindeki ABD tahvillerini satmasının önüne geçildiği belirtildi.
Barrow mevcut ikilemi şu sözlerle özetledi:
“ABD hem pastasını elinde tutup hem de onu yiyemez.”

GÖZLER JACKSON HOLE’DA WARSH’A ÇEVRİLDİ
Döviz piyasalarının bir sonraki kritik gündemi ise ay sonunda düzenlenecek Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu olacak.
Yatırımcılar Fed Başkanı Kevin Warsh’ın konuşmasını yakından takip edecek.
Warsh’ın faiz indirimlerine yönelik piyasa beklentilerine karşı daha şahin mesajlar vermesi durumunda doların kısa vadede toparlanabileceği belirtiliyor.
Capital.com kıdemli piyasa analisti Daniela Hathorn, Warsh’ın kalıcı enflasyon, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş ve Fed bilançosunun gelecekteki büyüklüğü konusunda vereceği herhangi bir mesajın piyasalarda ciddi fiyatlamalara neden olabileceğini söyledi.
Hathorn’a göre bu mesajlar; ABD tahvillerinde, dolarda, altında, hisse senetlerinde önemli hareketlere yol açabilir.
FED DİRENİRSE “DOLARDA DEĞER KAYBI” SENARYOSU GÜÇLENEBİLİR
Fed’in faizlerin daha yüksek tutulması yönündeki baskılara direnmesi halinde ise doların değer kaybına ilişkin senaryoların daha fazla destek bulabileceği değerlendiriliyor.
Opsiyon piyasasında dolar için yatırımcı beklentileri şubat ayından bu yana en olumsuz seviyesine gerilemiş durumda. Spot dolar fiyatlarının zaten düşmesine rağmen yatırımcıların daha fazla kayıp ihtimaline karşı pozisyon aldığı belirtiliyor.
Brookings Institution’dan Robin Brooks ise dolar açısından en büyük riskin, değer kaybının kendi kendini besleyen bir sürece dönüşmesi olduğunu belirterek şu uyarıda bulundu:
“Bir para birimi değer kaybı sarmalına girdikten sonra onu istikrara kavuşturmak neredeyse imkânsız hale gelebilir.”
