Enerji tedarikindeki avantajlı konumumuza rağmen İran savaşından en çok etkilenen ülke olmamız OECD’yi şaşırttı: Avantajlı kriz

Enerji tedarikindeki avantajlı konumumuza rağmen İran savaşından en çok etkilenen ülke olmamız OECD’yi şaşırttı: Avantajlı kriz

OECD'nin son raporu kırılgan ekonomimiz için yeni bir alarm daha verdi. Türkiye'nin petrol, doğal gaz ve gübre ithalatında avantajlı konumda olmasına rağmen enflasyon ve dış talep kaynaklı risklerin İran savaşının ortaya çıkardığı sorunları büyüttüğü vurgulandı.

OECD'nin Paris'teki Bakanlar Konseyi Toplantısı'nda açıkladığı rapor hem küresel piyasalarda hem de Türkiye ekonomisinde yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu gösterdi. Kuruluş, mart ayında yüzde 3,3 olarak açıkladığı Türkiye'nin bu yılki büyüme tahminini yüzde 3,1 seviyesine çekti. İran savaşının ekonomiye etkilerinin değerlendirildiği raporda Türkiye'nin petrol, doğal gaz ve gübre ithalatının önemli bölümünün doğrudan Basra Körfezi'nden gelmemesi nedeniyle avantajlı konumda olduğuna vurgu yapıldı.

YAPISAL REFORM ŞART

Raporda enflasyona yönelik açıklamalar da dikkat çekti. Ekonomik darboğazdaki Türk halkının uzunca bir süre daha yüksek enflasyonla baş başa kalacağına işaret edilen raporda, dezenflasyon sürecinin devam etmesi durumunda, Türkiye’de yıllık enflasyonun ancak 2027’nin ilk yarısında yüzde 20’nin altına inebileceği kaydedildi. Uzmanlar, “Ülkede yapısal reformlar yapılmadığı için ekonomik kazanımların tamamı çöpe gidiyor. Üretim ve istihdam düşerken enflasyon tırmanıyor, faiz artışı kaçınılmaz oluyor” dedi.

0406krt01a-tum.jpg

DÜNYADA RÜZGAR ESSE BİZDE FIRTINA KOPUYOR

ABD-İran savaşı Türkiye’nin de kırılganlığını arttırdı. Küresel çapta petrol fiyatlarının hızlı yükselişi krizi derinleştirdi. OECD, bu yılki büyüme beklentisini Türkiye’nin akaryakıt tedarik avantajına rağmen yüzde 3,1’e çekti. Uzmanlar, “Yapısal reformlar yapılmadığı için kazanımlar çöpe gidiyor. Üretim ve istihdam düşerken enflasyon tırmanıyor, faiz artışı kaçınılmaz oluyor” dedi.

Türkiye kırılgan ekonomisiyle, bağışıklığı zayıf insanlar gibi en küçük olumsuzlukta yataklara düşüyor. Bunun en büyük nedeni enerjide dışa bağımlılık. Çünkü petrol varil fiyatında 1 dolarlık artışın Türkiye’ye maliyeti 400 milyon dolar. ABD-İran savaşı küresel çapta birçok ülke ekonomisine olumsuz yansımasına rağmen 1 dolarlık farkın faturası enerjide tedarik avantajı olmasına rağmen yüksek fiyatlarla mücadelede yorgun düşen vatandaşa kesiliyor. Arka arkaya açıklanan raporlar da ülkenin dış dünyadaki gelişmelere karşı elinin bağlı olduğunu gösteriyor. Dünya Bankası’nın Nisan 2026 Emtia Görünümü’nde enerji fiyatlarında 2026 için yüzde 24 artış beklentisi var. Petrol fiyatlarındaki artış enerji ithalat faturasını büyütüyor ve cari açık üzerindeki baskı arttıyor. Bu durumun döviz talebini daha da hassaslaştıracağını belirten uzmanlar, “Döviz talebi hassaslaşınca kur beklentisi daha kolay bozulur. Kur beklentisi bozulduğunda da üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçiş yeniden hızlanır. Ekonomisi bıçak sırtında giderken, enflasyonu düşürecek yapısal reformları bir türlü yapamayan ekonomi yönetimi, Hürmüz Boğazı gibi bir krizde enflasyonla mücadele programını çöpe atmak zorunda kaldı. Bu durum üretim ve istihdamı da olumsuz etkiledi” dedi.

ENFLASYON HEDEFİ İKİNCİ BAHARA KALDI

OECD’nin Paris’teki Bakanlar Konseyi Toplantısı’nda “Baskı Altında” temasıyla duyurduğu Ekonomik Görünüm raporu, ekonomik hedeflerin de yeniden belirlenmesine yol açtı. OECD, mart ayında yüzde 3,3 olarak açıkladığı Türkiye’nin bu yılki büyüme tahminini yüzde 3,1 seviyesine çekti. 2027 yılı için öngörülen yüzde 3,8’lik oran ise değişmedi. Raporda, yüksek enerji ve emtia fiyatlarının vatandaşın alım gücünü ve iç talebi olumsuz etkileyeceği öngörüldü. OECD’ye göre Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu başlıca risklerden biri Ortadoğu kaynaklı enerji fiyatlarındaki yükseliş. Raporda, Türkiye’nin net enerji ve gübre ithalatçısı olduğu hatırlatılarak yüksek enerji fiyatlarının hem cari açık hem de enflasyon üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. Bununla birlikte Türkiye’nin petrol, doğalgaz ve gübre ithalatının önemli bölümünün doğrudan Basra Körfezi’nden gelmemesi nedeniyle arz risklerinin sınırlı olduğu ifade edildi. Ele alınan metinde enflasyona yönelik yapılan açıklamalar da dikkat çekti. Türk halkının uzunca bir süe daha yüksek enflasyonla baş başa kalacağına işaret edilen raporda, dezenflasyon sürecinin devam etmesi durumunda, Türkiye’de yıllık enflasyonun ancak 2027’nin ilk yarısında yüzde 20’nin altına inebileceği kaydedildi.

FAİZ BASKISI YÜKSEK

Raporda para politikasına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. OECD, Orta Doğu’daki çatışmaların ardından faiz indirimlerinin durdurulduğunu hatırlatarak, enflasyon beklentilerinin halen Merkez Bankası hedefinin üzerinde bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle sıkı para politikasının sürdürülmesinin önem taşıdığı vurgulandı. Kuruluş, enflasyondaki gerilemenin beklenenden daha yavaş gerçekleşmesi halinde Merkez Bankasının politika faizini artırması gerektiğini belirtti. Raporda, yüksek emtia fiyatlarının etkisinin azalmasıyla birlikte politika faizinin kademeli olarak düşebileceği ve 2027 sonunda yüzde 20 seviyesine gerileyebileceği öngörüsüne de yer verildi. OECD ayrıca Merkez Bankası’nın kur üzerindeki baskıları sınırlamak amacıyla önemli miktarda döviz ve altın rezervi sattığını, rezervlerin nisan ayında kısmen toparlandığını kaydetti.

KÜRESELDE DÜŞÜŞ DAHA SERT

Raporun küresel boyutunda İsrail-İran geriliminin dünya ekonomisini nasıl bir uçuruma sürükleyebileceğine dair iki farklı felaket senaryosu çizildi. “Sınırlı süreli aksaklık” senaryosunda, enerji krizinin yılın üçüncü çeyreğinde hafifleyeceği ve 2025’te yüzde 3,4 olan küresel büyümenin bu yıl yüzde 2,8’e gerileyeceği hesaplandı. Kafaları asıl karıştıran “uzun süreli kesinti” senaryosunda savaşın 2027’nin sonlarına kadar uzaması durumunda dünyayı devasa bir durgunluk dalgasının vuracağı uyarısı yapıldı. Bu karanlık tabloda küresel büyümenin bu yıl yüzde 2,1’e, 2027’de yüzde 1,8’e çakılacağı, işsizliğin patlayacağı ve merkez bankalarının faizleri 50-75 baz puan artırmak zorunda kalacağı dikkat çekilen detaylar arasında yer aldı.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN