Ekonominin makro ihtiyati politikaları ve dezenflasyon süreci, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının radarında kalmaya devam ediyor. Fitch Ratings’in Ocak 2026 raporunda görünümü pozitife çekmesi, piyasalarda "not artışı kapıda" sinyali olarak yorumlandı.
FİTCH: REZERVLERDEKİ GÜÇLÜ TOPARLANMA GÖRÜNÜMÜ DEĞİŞTİRDİ
Fitch Ratings tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin dış kırılganlıklarının azaldığı ve döviz rezervlerinin beklentilerin ötesinde bir hızla güçlendiği belirtildi. Raporda öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
2024 sonunda 155 milyar dolar olan brüt döviz rezervlerinin, Ocak 2026 ortası itibarıyla 205 milyar dolara ulaştığı kaydedildi.
Mart 2024’te -66 milyar dolar seviyesinde olan net rezervlerin, 78 milyar dolarlık pozitif bir bakiye ile tarihi bir toparlanma sergilediği vurgulandı.
Kuruluş, Türkiye ekonomisinin 2026’da %3,5, 2027’de ise %4,2 büyümesini bekliyor. Enflasyonun ise 2027 sonunda %19,5 seviyesine gerileyeceği öngörülüyor.
MOODY’S: EKONOMİK DİNAMİZM VE MALİ DİSİPLİN DESTEKLİYOR
Ocak ayı periyodik incelemesini tamamlayan Moody’s, not değişikliği yapmasa da Türkiye’nin "Ba3" notunu destekleyen temel unsurları yineledi. Kuruluş, Türkiye’nin dinamik ekonomisi ve düşük kamu borcu stokunun önemli birer kalkan olduğunu belirtti.
Moody’s Analizinden Satır Başları:
Merkezi hükümet mali açığının GSYH’ye oranının %4,7’den %2,9’a gerilemesi, dezenflasyon sürecini destekleyen "kritik bir başarı" olarak nitelendirildi.
2025 sonundaki %30,9’luk enflasyonun, 2026 sonunda %22’ye düşeceği öngörülüyor.
Hükümetin "sert bir yavaşlama olmadan dezenflasyon" hedefinin, %3,5’lik büyüme hızıyla uyumlu seyrettiği ifade edildi.
NOTUN YÜKSELMESİ İÇİN ŞARTLAR NELER?
Her iki kuruluş da not artışı için benzer kriterleri işaret etti. Enflasyonda kalıcı düşüşü sağlayacak politika çerçevesine olan güvenin pekişmesi, dış finansman ihtiyacının azalması ve dış tamponların (rezervlerin) korunması, not artışının anahtarı olarak görülüyor.
Öte yandan; rezervlerde olası bir erime, uluslararası ilişkilerde yaşanabilecek gerginlikler veya makro-finansal baskıların artması, "negatif" etki yaratabilecek riskler olarak sıralandı.
