Uluslararası finans kuruluşu ING Global, Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrek performansına ilişkin değerlendirmelerini ve yılın ikinci yarısına dair öngörülerini içeren bir rapor yayımladı. Raporda, yüksek borçlanma maliyetleri ile sıkılaştırılan makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle ekonominin 2026'nın ikinci çeyreğinde belirgin bir yavaşlama sürecine girdiği ifade edildi.
İÇ TALEBİN KATKISI 2024'TEN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYEDE
ING Global tarafından yapılan analizde, ekonomik aktivitenin ana sürükleyicisinin özel tüketim öncülüğündeki iç talep olmaya devam ettiği belirtildi. Ancak bu kalemden büyümeye gelen katkının, 2024 yılından bu yana kaydedilen en düşük seviyeye gerilediğine dikkat çekildi. Buna karşın, net ihracatın ekonomik büyümeye sunduğu katkının yeniden pozitif bölgeye geçmesi raporda öne çıkan gelişmeler arasında yer aldı.
2026 BÜYÜME TAHMİNİNDE RİSKLER ARTIYOR
Türkiye ekonomisinin yılın ikinci yarısında ılımlı bir büyüme eğilimi sürdürmesini bekleyen kurum, ikinci çeyrek verilerinin beklentilerin altında kalmasının risk ürettiğini vurguladı. Bu durumun, ING’nin 2026 yılı için yüzde 3 olarak belirlediği büyüme tahmini üzerinde aşağı yönlü riskleri artırdığı kaydedildi. Analizde ayrıca jeopolitik gerilimlerin seyri de büyüme performansı üzerindeki temel risk faktörlerinden biri olarak değerlendirildi.
TCMB İÇİN YIL SONU FAİZ BEKLENTİSİ YÜZDE 35
Büyümedeki zayıflamanın para politikası üzerindeki olası etkilerine de değinilen analizde, bu verilerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimi sürecine başlayacağına dair piyasa beklentilerini güçlendirebileceği öngörüldü. ING Global, bu çerçevede TCMB'nin politika faizini 2026 yılı sonunda yüzde 35 seviyesine çekeceğini tahmin ettiğini bildirdi.
