Fatih Karahan'dan ekonomi zirvesinde önemli mesaj: Serveti üretken sermayeye dönüştürmenin anahtarı güven ve istikrar

Fatih Karahan'dan ekonomi zirvesinde önemli mesaj: Serveti üretken sermayeye dönüştürmenin anahtarı güven ve istikrar

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen 3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı sunumda, sürdürülebilir refahın yalnızca servet birikimiyle değil, bu servetin güven ortamı içinde üretken sermayeye dönüştürülmesiyle mümkün olduğunu söyledi. Karahan, sermaye oluşumunun temelinde güven, fiyat istikrarı, sağlıklı yatırım ortamı ve etkin finansal aracılığın bulunduğunu vurguladı.

Küresel İslami ekonomi ekosisteminin önemli buluşmalarından biri olan 3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi, İstanbul Finans Merkezi’nde yapay zeka, dijital sermaye, sürdürülebilir kalkınma ve finansal dönüşüm başlıklarında düzenlenen oturumlarla devam ediyor.

Zirvede konuşan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, sermaye oluşumu ve finansal aracılık ekseninde kapsamlı bir sunum yaptı. Karahan’ın sunumunda, ekonomiler açısından temel sorunun yalnızca servet biriktirmek olmadığı; servetin üretim, gelir, inovasyon, istihdam ve verimlilik yaratacak biçimde üretken sermayeye dönüştürülmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

Sunumda özellikle güven unsurunun sermaye oluşumunun temel yapı taşlarından biri olduğu vurgulandı. Karahan’a göre tasarrufların yatırıma dönüşebilmesi, yatırım kararlarının alınabilmesi ve finansal sistemin etkin çalışabilmesi için ekonomik aktörlerin geleceğe güven duyması gerekiyor.

İKİ TEMEL SORU: SERMAYE NASIL OLUŞUR, FİNANSAL ARACILIK NASIL DESTEK OLUR?

Karahan’ın sunumu iki ana soru etrafında şekillendi.

İlk başlıkta, sermayenin nasıl daha etkili biçimde üretken yatırıma ve uzun vadeli değere dönüştürülebileceği ele alındı.

İkinci başlıkta ise merkez bankalarının ve finansal kurumların, finansal aracılığı güçlendirerek sermaye oluşumuna ve verimlilik artışına nasıl katkı verebileceği üzerinde duruldu.

Bu çerçevede güven, fiyat istikrarı, finansal istikrar, yatırım ortamı, finansal derinleşme, kapsayıcılık ve makroihtiyati araçlar sunumun temel kavramları arasında yer aldı.

“SERMAYE ARTIŞI VERİMLİLİĞİ DESTEKLİYOR”

Karahan’ın sunumunda, çalışan başına reel sermaye stoku ile emek verimliliği arasındaki ilişkiye dikkat çekildi.

Sunumda yer alan uluslararası karşılaştırmaya göre, çalışan başına sermaye stoku yüksek olan ekonomilerde emek verimliliği de daha yüksek seyrediyor.

Bu ilişki, üretken yatırımların yalnızca büyümeyi değil, aynı zamanda çalışan başına üretimi ve uzun vadeli refah artışını desteklediğini gösteren temel göstergelerden biri olarak sunuldu.

Türkiye’nin de grafikte orta-üst bantta konumlandığı görüldü.

SERVET VE SERMAYE AYRIMI: HER SERVET SERMAYE DEĞİLDİR

Sunumun en dikkat çeken başlıklarından biri servet ve sermaye arasındaki ayrım oldu.

Karahan’ın sunumunda servet, değer saklayan varlık stoku olarak tanımlandı. Servetin temel amacı koruma, güvenlik ve tüketim olarak ifade edildi.

Sermaye ise emek ve teknolojiyle birleşerek üretim, gelir ve inovasyon yaratan değer olarak açıklandı.

Bu çerçevede sunumda “bütün sermaye servettir, ancak bütün servet sermaye değildir” mesajı verildi.

Fabrikadaki makine ve altyapı üretken sermaye olarak değerlendirilirken; atıl arazi, kullanılmayan bina ya da yastık altındaki altının üretken sermaye niteliği taşımadığı belirtildi.

“TOPLUMLAR ZENGİNLEŞEBİLİR AMA ÜRETKEN KAPASİTE ARTMAYABİLİR”

Karahan’ın sunumunda, toplumların servet birikimi yoluyla daha zengin hale gelebileceği ancak bunun her zaman üretken kapasite, inovasyon ya da istihdam artışı anlamına gelmeyeceği vurgulandı.

Bu nedenle merkezi ekonomik sorunun servet birikimi değil, servetin üretken sermayeye dönüştürülmesi olduğu ifade edildi.

Sunumda bu dönüşümün; üretim kapasitesi, gelir artışı, teknoloji kullanımı, inovasyon ve verimlilik açısından belirleyici olduğu mesajı verildi.

SERMAYENİN FARKLI TÜRLERİ VAR

Sunumda sermayenin yalnızca finansal varlıklardan ibaret olmadığı da vurgulandı.

Karahan’ın sunumunda sermaye altı başlıkta ele alındı:

Fiziksel sermaye; makine, bina ve altyapıyı,

finansal sermaye; tasarruflar, mevduatlar, menkul kıymetler ve finansal kurumları,

beşeri sermaye; beceri, bilgi ve sağlığı,

entelektüel sermaye; patentler, teknoloji ve Ar-Ge’yi,

sosyal sermaye; güven, ağlar ve kurumları,

doğal sermaye ise toprak, su ve madenleri kapsıyor.

Karahan’ın özellikle sosyal sermaye başlığında güven unsuruna dikkat çekmesi, ekonomik gelişmenin yalnızca finansal kaynaklarla değil, kurumlara ve sisteme duyulan güvenle de bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

TASARRUFLARIN YATIRIMA DÖNÜŞMESİ İÇİN GÜVEN GEREKİYOR

Sunumda tasarrufların üretken yatırıma dönüşme süreci ayrı bir başlık altında ele alındı.

Karahan’ın sunumunda bu süreç; tasarruf ve servetten finansal aracılığa, oradan üretken yatırıma ve nihayetinde verimlilik ile büyümeye uzanan bir zincir olarak gösterildi.

Bu zincirin sağlıklı işlemesi için güvenin vazgeçilmez olduğu vurgulandı. Güvenin zayıfladığı dönemlerde tasarrufların finansal sistem dışında kalabildiği, yatırım kararlarının ertelenebildiği ve sermaye oluşumunun yavaşlayabildiği belirtildi.

Sunumda ayrıca fiyat istikrarı, finansal istikrar ve güçlü yatırım ortamının güveni destekleyen temel unsurlar olduğu ifade edildi.

FİYAT İSTİKRARI GÜVENİ VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİĞİ GÜÇLENDİRİYOR

Karahan’ın sunumunda fiyat istikrarının sermaye oluşumu açısından temel şartlardan biri olduğu vurgulandı.

Fiyat istikrarının risk primlerini düşürdüğü, ekonomik aktörler için öngörülebilirliği artırdığı ve yatırım kararlarını desteklediği belirtildi.

Sunumda enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde yatırım ortamının zayıfladığı; düşük ve istikrarlı enflasyon dönemlerinde ise yatırım ve üretim ortamının güçlendiği mesajı verildi.

Karahan’ın sunumunda fiyat istikrarı yalnızca enflasyonla mücadele aracı olarak değil, ekonomik güvenin tesis edilmesinin de temel koşullarından biri olarak ele alındı.

TÜRKİYE’DE DÖNEMSEL ENFLASYON VE YATIRIM KARŞILAŞTIRMASI

Karahan’ın sunumunda Türkiye’de farklı dönemlerde enflasyon ve yatırım büyümesi karşılaştırmasına yer verildi.

Buna göre 1988-2003 döneminde ortalama enflasyon yüzde 68,1 seviyesindeyken, yatırım büyümesi yüzde 5,2 oldu.

2004-2019 döneminde ortalama enflasyon yüzde 9,5’e gerilerken, yatırım büyümesi yüzde 7,8’e yükseldi.

2020-2024 döneminde ortalama enflasyon yüzde 44,8 olurken, yatırım büyümesi yüzde 5,7 seviyesinde gerçekleşti.

2025 yılında ise enflasyon yüzde 30,9, yatırım büyümesi yüzde 7,0 olarak gösterildi.

Bu tablo, fiyat istikrarının güçlendiği dönemlerde yatırım iştahının ve ekonomik güvenin daha olumlu seyrettiğine işaret eden göstergeler arasında yer aldı.

VERİMLİLİK ARTIŞI YAŞAM STANDARTLARI İÇİN ANAHTAR

Sunumda verimlilik artışının yaşam standartlarını yükseltmenin temel şartı olduğu belirtildi.

Tarım dışı çalışan başına üretim verilerine göre, 2015-2021 döneminde çalışan başına üretim yıllık ortalama yüzde 3,0 arttı.

2022-2024 döneminde bu gösterge eksi yüzde 0,4’e geriledi.

2025 yılında ise çalışan başına üretimde yüzde 3,3 artış kaydedildi.

Bu toparlanma, sunumda üretken yatırım, sermaye oluşumu ve verimlilik arasındaki bağın önemine işaret eden bir gösterge olarak kullanıldı.

AR-GE HARCAMALARINDA YÜKSELİŞ

Karahan’ın sunumunda Ar-Ge harcamalarının gelecekteki verimlilik artışı ve inovasyon açısından kritik rolüne de dikkat çekildi.

2011-2025 dönemini kapsayan grafikte, şirketlerin Ar-Ge harcamalarının net satışlara oranının özellikle 2023 sonrasında belirgin biçimde yükseldiği görüldü.

Bu oranın 2011-2018 döneminde daha yatay seyrettiği, 2019 sonrasında kademeli yükseldiği, 2023’ten itibaren ise daha güçlü bir artış eğilimine girdiği izlendi.

Sunumda bu gelişme, inovasyon kapasitesi ve gelecekteki verimlilik artışı açısından destekleyici bir unsur olarak değerlendirildi.

FİNANSAL ARACILIĞIN ROLÜ: TASARRUFLARI ÜRETKEN YATIRIMA YÖNLENDİRMEK

Sunumun ikinci ana bölümünde finansal aracılığın sermaye oluşumundaki rolü ele alındı.

Karahan’ın sunumunda finansal aracılığın temel görevinin, tasarruf ve serveti üretken yatırımlara yönlendirmek olduğu belirtildi.

Bu çerçevede finansal derinleşme, finansal kapsayıcılık ve makroihtiyati araçların sermaye oluşumu açısından taşıdığı önem vurgulandı.

Sunumda, finansal sistemin yalnızca kredi genişlemesiyle değil, kaynakları verimli alanlara yönlendirme kapasitesiyle de değerlendirilmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

Karahan’a göre bu mekanizmanın etkin çalışabilmesi için finansal sisteme duyulan güvenin korunması kritik önem taşıyor.

KATILIM FİNANS FİNANSAL KAPSAYICILIĞI GENİŞLETİYOR

Karahan’ın sunumunda katılım finans, finansal kapsayıcılığı genişleten ve atıl tasarrufları ekonomiye kazandıran önemli bir kanal olarak ele alındı.

Merkez Bankası verilerine göre katılım finansın ticari krediler içindeki payı 2016’da yüzde 3,5 seviyesindeydi.

Bu oran 2021’de yüzde 6,7’ye, Mart 2026 itibarıyla ise yüzde 7,4’e yükseldi.

KOBİ kredilerinde katılım finansın payı daha yüksek seyretti. 2016’da yüzde 6,7 olan KOBİ kredilerindeki pay, 2021’de yüzde 9,2’ye, Mart 2026 itibarıyla yüzde 11,2’ye çıktı.

Bu tablo, katılım finansın özellikle finansal sisteme dahil olmayan tasarrufları ekonomiye kazandırarak güven temelli finansal kapsayıcılığı artırdığını ortaya koydu.

KATILIM FİNANS EKOSİSTEMİ SON ON YILDA BÜYÜDÜ

Sunumda, katılım finans ekosisteminin son on yılda istikrarlı biçimde genişlediği vurgulandı.

Katılım finansın bankacılık sistemi içindeki aktif payı 2011’de yüzde 4,6 seviyesindeydi.

Bu oran 2016’da yüzde 4,9’a, 2021’de yüzde 7,8’e, Mart 2026 itibarıyla ise yüzde 9,5’e yükseldi.

Katılım finans kuruluşlarının sayısı da aynı dönemde arttı.

2011’de 4 olan kuruluş sayısı, 2016’da 5’e, 2021’de 6’ya çıktı. Mart 2026 itibarıyla bu sayı 10 artı 2 seviyesine ulaştı.

Bu veriler, katılım finansın hem aktif büyüklüğü hem de kurum sayısı bakımından bankacılık sektörü içinde daha güçlü bir konuma geldiğini ortaya koydu.

KATILIM BANKALARI KREDİ BÜYÜMESİNDE MEVDUAT BANKALARINI GEÇTİ

Karahan’ın sunumunda katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki kredi performansına da yer verildi.

Kur etkisinden arındırılmış 13 haftalık yıllıklandırılmış kredi büyüme oranlarına göre, 24 Nisan 2026 itibarıyla katılım finans tarafında kredi büyümesi yüzde 37,6 olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde mevduat bankalarında kredi büyüme oranı yüzde 33,8 oldu.

Nisan 2024’te ise katılım finans tarafında kredi büyümesi yüzde 21,7, mevduat bankalarında yüzde 38,5 seviyesindeydi.

Bu değişim, katılım bankalarının son iki yılda kredi büyümesinde sektör içindeki konumunu güçlendirdiğini gösterdi.

MERKEZ BANKASI KATILIM FİNANS ARAÇ SETİNİ GENİŞLETİYOR

Sunumda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın katılım finans alanındaki araç setini genişlettiği de belirtildi.

Bu kapsamda katılım finansla uyumlu likidite yönetimi araçlarının devreye alındığı ifade edildi.

Ayrıca makroihtiyati tedbirlerin katılım finansın yapısına göre uyarlanabildiği ve katılım finans kuruluşlarının Merkez Bankası kredi programlarının aracılığında yer aldığı belirtildi.

Bu başlık, katılım finansın yalnızca bankacılık sisteminin bir alt alanı olarak değil, Merkez Bankası politikaları ve finansal istikrar çerçevesi içinde de daha fazla dikkate alındığını gösterdi.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR REFAH İÇİN GÜVEN VE ÜRETKEN SERMAYE ŞART”

Karahan’ın sunumunun sonuç bölümünde üç temel mesaj öne çıktı.

Birincisi, sürdürülebilir refah için temel zorluk yalnızca servet birikimi değil, bu servetin üretken sermayeye dönüştürülmesi.

İkincisi, bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için güven ortamının korunması, fiyat istikrarının sağlanması ve etkili finansal aracılığın güçlendirilmesi gerekiyor.

Üçüncüsü ise katılım finansın tasarrufları harekete geçirme ve üretken yatırımları destekleme konusunda önemli bir rol oynayabileceği.

İSTANBUL FİNANS MERKEZİ’NDE KÜRESEL EKONOMİ GÜNDEMİ

3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi, İstanbul Finans Merkezi’nde küresel liderleri, finans sektörü temsilcilerini, akademisyenleri ve politika yapıcıları bir araya getiriyor.

Zirvede yapay zeka, dijital sermaye, sürdürülebilir kalkınma, finansal teknoloji, katılım finans ve yeni ekonomik modeller gibi başlıklar ele alınıyor.

Karahan’ın sunumu, zirvenin ana temalarıyla uyumlu biçimde finansal sistemin tasarrufları üretken yatırıma dönüştürme kapasitesine ve bu süreçte güvenin belirleyici rolüne odaklandı.

KATILIM FİNANSIN BÜYÜMESİ ÜRETKEN YATIRIM AÇISINDAN İZLENECEK

Karahan’ın sunumunda paylaşılan veriler, katılım finansın Türkiye’de hem kredi piyasasında hem de bankacılık aktifleri içinde payını artırdığını gösterdi.

Özellikle KOBİ kredilerindeki yüzde 11,2’lik pay, katılım finansın üretim, yatırım ve istihdamla doğrudan bağlantılı alanlarda daha fazla rol üstlenmeye başladığını ortaya koydu.

Sunumun genel çerçevesi, Türkiye ekonomisinde kalıcı refah artışı için tasarrufların atıl kalmaması, finansal sistem aracılığıyla üretken yatırımlara yönelmesi ve tüm bu sürecin güven, öngörülebilirlik ve fiyat istikrarıyla desteklenmesi gerektiği mesajı üzerine kuruldu.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN