Dünya ekonomisinde jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte, uluslararası şirketlerin tedarik ve üretim rotaları radikal bir değişime sahne oluyor. Özellikle enerji ve ticaretin şahdamarı olan Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan gerilimler, küresel markaları "güvenli, yakın ve esnek" üretim merkezleri bulmaya zorluyor.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı ve Mıstaçoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu, bu kriz ortamının Türkiye için tarihi bir ekonomik potansiyel barındırdığına dikkat çeken çarpıcı bir değerlendirmede bulundu.
TEK MERKEZLİ ÜRETİM DÖNEMİ KAPANIYOR
Küresel ticaret, enerji güvenliği ve tedarik zincirleri açısından yeni bir dönemin kapılarının aralandığını belirten Mıstaçoğlu, büyük şirketlerin strateji değiştirdiğini ifade etti.
Mıstaçoğlu, "Küresel şirketler artık tek merkezli üretim ve tedarik modellerinden uzaklaşıyor. Bölgesel üretim, yakın pazara erişim, lojistik güvenliği ve tedarik sürekliliği iş dünyası için en kritik başlıklar haline geldi. Bu çerçevede Türkiye, küresel tedarik zincirleri açısından daha güçlü, esnek ve erişilebilir bir üretim alternatifi sunuyor" değerlendirmesinde bulundu.
ORTA KORİDOR ARTIK SADECE YOL DEĞİL, 'GÜVENLİK HATTI'
Çin ile Avrupa arasındaki devasa ticaret hacminde güvenli ve hızlı güzergâh ihtiyacının zirveye çıktığını aktaran Mıstaçoğlu, Türkiye'nin kalbinde yer aldığı "Orta Koridor" projesinin önemine dikkat çekti.
Mevcut konjonktürde Orta Koridor'un yalnızca bir lojistik geçiş yolu olmaktan çıktığını belirten Mıstaçoğlu, bu hattın artık küresel tedarik zincirleri açısından stratejik bir "güvenlik hattı" olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
"TÜRKİYE ARTIK SADECE BİR TRANSİT ÜLKE DEĞİL"
Mıstaçoğlu, Türkiye'nin küresel üretim ağlarındaki rekabetçi konumunun her geçen gün güçlendiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı:
"Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret hatlarında Türkiye, Orta Koridor’un en kritik ülkelerinden biridir. Hazar geçişli güzergâh, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Marmaray bağlantısı, liman altyapımız, organize sanayi bölgelerimiz ve Avrupa ile Gümrük Birliği ilişkimiz Türkiye’yi yalnızca bir transit ülke değil; aynı zamanda üretim, depolama, dağıtım ve yeniden ihracat merkezi haline getirmektedir. Bugün yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin bu stratejik rolünün daha da güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir."
