Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen mobil cihazların Türkiye'deki iletişim şebekelerine kaydedilmesi için alınan IMEI kayıt harcı, 2026 yılı itibarıyla yeni seviyesine ulaştı. İlgili veriler, uygulanan sabit maktu harç sisteminin, cihazların kendi değerini aşan bir maliyet yapısına dönüştüğünü gösteriyor.
YASAL ZEMİN VE KURALLARIN SIKILAŞTIRILMASI
Cumhuriyet'in haberine göre, Türkiye'de cep telefonu IMEI tescil zorunluluğu ilk olarak 2 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen 5392 sayılı Kanun ile yasal altyapıya kavuştu. Sistem, kaçak cihaz girişlerini önlemek ve sektördeki kayıt dışılıkla mücadele etmek amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde kurulan Merkezi Mobil Cihaz Kimlik Tanımı Veri Tabanı Sistemi (MCKS) üzerinden işletilmeye başlandı.
İlk yıllarda daha esnek şartlarda uygulanan tescil işlemleri, 30 Mayıs 2019 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle daha sıkı kurallara bağlandı. Bu değişiklikle birlikte yurt dışından getirilen telefonların, üç takvim yılında bir olmak üzere yalnızca pasaport sahibinin kendi adına kayıtlı telefon hattıyla kullanılabilmesi zorunlu kılındı.
2026 YILI HARÇ TUTARI VE YENİDEN DEĞERLEME ORANI
2012 yılında 100 TL seviyesinde olan IMEI kayıt harcı, 14 yıllık süreçte 542 katlık bir artış kaydetti.
2026 yılı için başlangıçta yüzde 25,49’luk Yeniden Değerleme Oranı (YDO) üzerinden harcın 57 bin 241,20 TL’ye çıkması öngörülüyordu. Ancak yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile artış oranı yüzde 18,95’e çekildi ve harç tutarı 54 bin 258 TL olarak netleşti. Mevcut veriler ışığında, yurt dışı perakende satış fiyatı yaklaşık 1.200 dolar (ortalama 56.000 TL) olan üst segment bir akıllı telefonun Türkiye'deki tescil bedeli, cihazın kendi piyasa değerini yüzde 100,4 oranında aşmış durumda.
DÜNYADAKİ BENZER SİSTEMLER VE UYGULAMA FARKLILIKLARI
IMEI tescili ve cihaz denetim mekanizmaları yalnızca Türkiye’de değil; Azerbaycan, Özbekistan, Pakistan, Endonezya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) gibi ülkelerde de uygulanıyor. Ancak bu ülkelerin çoğunda sabit maktu bir harç yerine, cihazın piyasa değerini baz alan oransal vergilendirme ve gümrük muafiyet sınırlarına dayalı karma sistemler tercih ediliyor.
Yapılan karşılaştırmalı analizlere göre, söz konusu ülkeler kayıt sistemlerini daha çok kaçakçılığı önlemeye yönelik birer idari denetim aracı olarak kullanırken, Türkiye'deki maktu sistemin maliyet açısından bir ithalat bariyeri işlevi gördüğü değerlendiriliyor.
