Görüşler

SARTRE VE MURDOCH: Felsefenin kurduğu bağ

SARTRE VE MURDOCH: Felsefenin kurduğu bağ

Araştırmacı Halil Turhanlı, yirminci yüzyıl ortalarının önde gelen romancılarından ve aynı zamanda önemli bir felsefeci olan İrlandalı Iris Murdoch’u yazdı. Turhanlı ‘O bir Oxford filozofudur’ dediği Murdoch’un felsefeyle yoğrulmuş romanlarında modern insanın yalnızlık ve yabancılaşmasını anlattığını söylüyor.

Iris Murdoch 1980’lerde verdiği bir söyleşide “bir romancı olarak hatırlanmak istediğini” belirtmişti; ama romancılığını yanısıra felsefeci olarak da anılması kaçınılmazdır. O bir “Oxford filozofu”dur. Oxford’da eğitim görmenin yanısıra Oxford’a bağlı St. Anne Kolej’de ögretim görevlisi olan bir felsefeciydi. Felsefeyi bir hakikat arayışı olarak gören Murdoch, Sartre gibi önemli bir kıta Avrupa’sı düşünürüne yakınlık duyuyordu.

Murdoch bir felsefeci ve romancı olarak siyasetle elbette ilgileniyordu. Tarihsel gelişime ve değişime duyarlıydı. İkinci Dünya Savası yıllarında kararlı bir sosyalistti; ancak savaşın ardından sosyalizme olan bağlılığı zayıfladı, giderek koptu. Fakat romanlarında ideolojik iddialarda bulunmaktan titizlikle kaçındı. Modern toplumdaki ahlaki düşüşü dini inancın kaybolmasıyla da ilişkilendirdi. Romanlarında felsefenin öne çıkmasını istemediğini söylese de o bir felsefi romancıdır. Onun kurmacalarında iki disiplin dikkat çekici biçimde birbirine eklenmiştir. Roman baş kişileri hakikati ararken ve ifade ederken felsefeye başvururlar.

Iris Murdoch yirminci yüzyıl ortalarının önde gelen romancılarından ve aynı zamanda önemli bir felsefecidir. Etkili bir yazarlık kariyerine sahipti. Ona göre ahlak felsefesi insanın nasıl gelişebileceğini göstermeye çalışmıştır. Kariyerinin başlangıcı 1940’ların ortalarına kadar uzanır. Felsefeyle yoğrulmuş romanlarında modern insanın yalnızlık ve yabancılaşmasını anlatır. Romanları karmaşık olay örgüleriyle kurgulanmıştır. Yayımlanan ilk romanı Ag’da klostrofobik atmosfer hakimdir; karakterler bu atmosferde var olmaya ve ayakta kalmaya çalışırlar. Romanda özyaşamsal bölümlerin de sunulduğu bir anlatı tekniği kullanılmıştır. Ag ile Sartre’ın Bulantı’sı arasında benzerlikler saptamak mümkündür. İkisi de derin ve çok zengin katmanları olan felsefi romanlardır. Ağ‘ın ana karakterlerı tıpkı Sartre’da olduğu gibi fenomenolojik yanlızlıkla kuşatılmışlardır.

1919’da Dublin’de Anglo- İrlandalı bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Belçika’da Birleşmiş Milletler Yardım ve Rehabilitasyon İdaresi’nde yerinden edilmiş kişiler için bir kampta çalıştı. Orada yirminci yüzyılın totaliter siyasi güçlerinin insan yaşamı üzerindeki yıkıcı etkisine tanık oldu. 1940’ların ortasında Brüksel’de Satre ile tanışmış onun varoluşçuluğundan etkilenmişti. Bu ikisinin tek karşılaşmasıydı. O da tıpkı Sartre gibi edebiyat ve felsefeyi birbirinin tamamlayıcısı olarak gördü.

Varoluşculuğun çekiciliğine kapıldı. Varoluşcuların ahlaki yargıları onu daha o yıllarda heyecanlandırıyordu. Onların bireye ve iradeye romantik bir vurgu yaptıklarını savundu. Bireyin dramatik ve romantik yüceltilmesinde çekiçli buluyordu. Murdoch felsefi bir romancı, tıpkı Sartre gibi. Bu bakımdan onu hemen Sartre’ın yanına koyabiliriz. Felsefenin, özellikle varoluşculuğun kurgu yazıları üzerinde büyük etkisi mevcuttur. En azından 1950’lerin sonlarına kadar varoluşculuğa yüksek ilgi duymuştur. Şunu öncelikle vurgulamak gerekir: Murdoch, Sartre felsefesine kuşkusuz sempati duyuyordu, buna rağmen kendini varoluşcu olarak tanımlamıyordu. Dahası “felsefi romancı” tanımını benimsemiyor; kurgularında okuruna felsefi fikirler aktarmak amacı taşımadığını belirtiyordu. Varoluşculukla ilişkisi karmaşık ve çelişkilidir.

Iris Murdoch’un felsefi çalışmaları arasında en bilineni ve en çok okunanı Sartre üzerine monografisidir. Oxford’da St. Anne Koleji’nde felsefe öğretmeniyken varoluşcu felsefe hakkında bir kitap yazacaktı. Ancak bu proje tamamlanamadı. Sadece Sartre ile ilgili bölüm 1953’te ABD’de Yale Üniversitesi yayınları tarafından yayımlandı. Kitap İngilizce konuşulan dünyada Sartre’ın düşüncelerinin yayılmasına büyük katkı yapmıştır. Bu çalışma onun ciddi ve önemli bir felsefeci olduğunu kanıtlar. Felsefi söylemin doğasına radikal bir katkı sağlamadığını ileri sürenlerin yanıldığını gösterir. Ciddiye alınması gereken bir felsefecidir.

Sartre: Romantik Rasyonalist, Murdoch’un felsefi gelişiminde önemli bir dönüm noktasıdır.(*) Sartre ahlaki değer tartışmalarına mükemmel bir alan açmıştı. Bu o dönemde Anglo-Sakson düşünce dünyasında eksik işlenmiş, tam olarak ele alınmamış bir konuydu. Ayrıca bununla bağlantılı olarak Sartre savaş sonrası Avrupa’da özgürlüğü temel fikir olarak savunuyordu. Murdoch’u en çok etkileyen bunlardı.

Gerçeküstücülüğün gölgesinde yetişen Sartre için dilin işlevi nesneleri adlandırmaktan ibaret değildir. Bunaltı travmatik deneyime dayanır. Ana karakter Antoine Roquentin savaş sonrası toplumda yaşamaktadır. Murdoch onun için “Roquentin dogası geregi bir Plantoncudur” der. Öteki insanlarla iletişim kuramaz, yalnızdır. Murdoch Roquentin’i rahatsız ve tedirgin eden bulantı büyük ölçüde kendi bireysel varlığının, yaşadığı ya da tanık olduğu olayların rastlantısallığı duygusundan kaynaklanır. Günler hiçbir şey olmadan birbirini izler. Romanın baş kişisi Roquentin “kendi geçmişini bile elinde tutamazken, bir başkasının geçmişini nasıl olup da ortaya koyacağını düşünür. Gerçeği ansızın kavrar: Geçmiş diye bir şey yoktur aslında.” Sadece ‘şimdi’nin var olduğunu ve onu yaşadığımızı, daha doğrusu yaşamaya mecbur olduğumuzu anlar. Bu onun metafizik tedirginliğini bir ölçüde giderir. Onun gerçeküstücülerden, onların yıkıcılığından devraldığı bir tavır ve düşüncedir. Onlara borçlu olduğu başka şeyler de vardır. Murdoch’a göre “burjuva toplumuna karşı derin bir nefret duyması” da bunlar arasındadır. Onun edebiyat anlayışı bu düşüncelerle ileriye, “büyük ideolojik savaşların” dünyasına atılır.

Murdoch’a göre Sartre bilinç ve yaşanmış deneyime duyduğu ilgi nedeniyle romana yönelmişti. Kurgusu felsefeyle desteklenmiştir. Onunkisi Batı liberalizmizmin yoz bireyciliği değildir. Murdoch, Sartre’a ilgi duyuyor ama eleştirel mesafesini de koruyordu. Sartre’ın düşüncelerine ilişkin bazı çekinceleri yok değildi. Raymond Queneau’ya Sartre’’ın “özgürlük kavramını belirsiz ve aşkın” bulduğunu yazıyor, fakat beri yandan varoluşculuğunun ikinci büyük savaş sonrasının bu çok önemli düşünürünün kendi değerlerinin yaratıcısı olan insan anlayışına ilgi duyduğunu belirtiyordu.

Varoluşçuluk 1940’ların ikinci yarından itibaren Murdoh’u cezbetmiş olmakla birlikte bu düşünceye eleştirel yaklaşmış; kendi ahlak görüşünü geliştirmiştir. Onun felsefesi de İkinci Dünya Savaşı’nın dehşetinde gelişmiştir. Geçmiş roman kişilerini yalnız bırakmaz. Bencillik ve özveri arasında bocalayan bireyin romanını yazmış; etnik değerleri canlı tutmaya çalışmıştır. Modern insan kendisine ve topluma yabancılaşmıştır. Modern dünyaya ahlaki bir düzen getirmek bu yabancılaşmayı aşmanın tek yoludur. Murdoch’un romanları bu görüşler üzerine kuruludur. Murdoch’un ilk roman Ağ Sartre’ın varoluşculuğundan büyük ölçüde etkilenmişti. O da Sartre gibi romanları ile felsefesi arasında güçlü bağ kurmuştur. İlk romanının edebiyat ve felsefe yakınlığı çok belirgindir. Romanlarının felsefi olarak nitelenmesi konusunda isteksizliğine rağmen Ağ’da varoluşculuğun etkisi çok belirgindir. Jake ve sevgilisi varoluşculuğu somutlaştırırlar. Paris’in sol yakasındaki kafeler özgürlük atmosferi soludukları mekanlardır.

İlk romanı Ağ’ın ana karakteri Jake savaş sonrası Londra’da yaşar. Murdoch Londra’nın (ve bir ölçüde Paris’in) güçlü bir tasvirini yapar. Jake geçim zorluğu içindedir. Meteliksiz ve evsizdir. Hayatta kalmak çok zordur. Zekasını kullanmaktan başka çaresi yoktur. Genç yazar ve çevirmen binbir zorlukla boğuşur. Sürekli olarak bireyselliğini ve çevresini sorgular. Büyük şehir (Londra ve bir ölçüde Paris) ile duygusal bag içindedir. Onun büyük şehir ortamında sosyal ve romantik ilişkileri anlatılır. Sartıre’ın Bulant‘sındaki baş karakteri Roquentin ile arasındaki kimi benzerlikler gözden kaçmaz. İkisinin de hayatlarında bir şeyler ters gider, fakat bunun tam olarak neden kaynaklandığını bilemezler. Roquintin özgürlüğü hayatı anlamlı kılmak için kullanma sorumluluğu içinde olduğu sonucuna varır. Bulantı tartışmasız bir şekilde felsefe bir romandır. Ag da öyle. Murdoch felsefe ve edebiyatı birbirinden ayırmak ister: “Kesin felsefi görüşlerim var, ancak bunları romanlarımda öne çıkarmak veya romana bir tür metafiziksel arka plan kazandırmak istemiyorum” demişti. Ne ki. Ağ‘da felsefi yaklaşım belirgindir.

Jake Donoghue çağdaş varoluşculuğu yansıtır. Jake’in büyük şehir ortamındaki sosyal ve romantik ilişkileri ayrıntılı olarak anlatılır. Belli bir amacı ve kalıcı sosyal bağları olmadan Londra’da (ve Paris’de) dolaşır. Köksüz bir bireydir. Bohem bir yaşam tarzını sürdürür. Geleneklerin bireyselliği tehlikeye attığını düşünür. Murdoch’un romanları felsefi fikirlerin ve sanatın nasıl algılandığının açıklandığı alandır. Kendisi kabul etmese de bu özellik Ag’da çok belirgindir. Ağ özgürlük, sorumluluk ve seçim temalarını işleyen bir romandır. Murdoch bu tema ve düşüncelere önem verir. Bulantı tartışmasız bir şekilde felsefi bir romandır. Ağ’da öyle. Roman boyunca varoluşçuluğa yönelik kapsamlı eleştiriler de mevcuttur. Yazarın varoluçuluğa karşı tutumu eleştireldir. Varoluşçuluğun sorumluluk fikri tartışılır.

*–Murdoch, Sartre. Romantik Rasyonalist. Çev. S. Hilav, Ayrıntı Yayınları, 2023.

*Halil Turhanlı, araştırmacı ve hukukçu.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir