Görüşler

Toynbee Trump’ı uyarıyor!

Toynbee  Trump’ı uyarıyor!

Dr. Hayati Bice, dünya dengelerini kökünden sarsmaya başlayan Trump’ın ‘Uluslararası hukuka ihtiyacım yok’ sözlerinin ne anlama geldiğini yazdı. ‘İmparatorlukların çöküşünü önlemek için askerî güç değil, evrensel etik sınırlamalara dikkat etmek gereklidir’ diyen Bice, Trump’ın sözlerinin Toynbee’ye göre, imparatorlukların klasik hatası olduğunu belirtiyor.

ABD Başkanı Donald Trump ile Beyazsaray’da The Newyork Times gazetesinin dört kıdemli muhabirinin 8 Ocak günü yaptığı -ve gazetenin 9 Ocak tarihli kağıt nüshasında basılan- röportajı bütün dünyaya bir haber bombası olarak düştü: “Trump Uluslararası Hukuk’u yok sayıyor”du. Gazete konuyu manşete çekerken haberin bu uyarıcı özünü bir punto küçülterek geriye çekmiş ve şu başlığı atmıştı: “Trump, gücün yalnızca ‘kendi ahlâk anlayışımla’ sınırlandırıldığı bir vizyon ortaya koydu.” Bu manşetin altındaki spot asıl haberi yansıtıyordu: “Başkan Trump, ele aldığı her konuda, yetkilerinin sınırlandırılmasında uluslararası hukukun veya anlaşmaların değil, kendisinin belirleyici olacağını açıkça belirtti.”

Bu haber A.A. da dahil dünyanın hemen bütün haber kanallarında “Son Dakika” olarak yer aldı. Haber manşetin altında Trump’ın şu ifadeleriyle devam ediyordu: “Başkan Trump Çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, başkomutan olarak yetkisinin yalnızca “kendi ahlâkıyla” sınırlı olduğunu belirterek, uluslararası hukuku ve dünyanın dört bir yanındaki ülkeleri vurmak, işgal etmek veya zorlamak için askeri güç kullanma yeteneğini sınırlayan diğer mekanizmaları hiçe saydı. New York Times’a verdiği kapsamlı bir röportajda, küresel gücünün sınırları olup olmadığı sorulduğunda Trump şu yanıtı verdi: “Evet, bir şey var. Kendi ahlâkım. Kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu.” “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok,” diye ekledi. “İnsanlara zarar vermek gibi bir niyetim yok.”

Önemli İngiliz gazetelerinden The Guardian habere: “Yönetiminin uluslararası hukuka uyması gerekip gerekmediği konusunda “evet” diye itiraf etti, ancak “Bu, uluslararası hukuk tanımınızın ne olduğuna bağlı” dedi.”cümlesini öne çıkardığı haberin altına “Trump’ın son röportajı, Çarşamba günü Minneapolis’te ICE’nin bir kadını öldürmesiyle başlayan ve yoğun protestolara yol açan iç gerilimlerin ve ABD’nin Grönland’ı olası bir şekilde ele geçirmesi nedeniyle Avrupalı müttefiklerle bozulan ilişkilerin ortasında geldi.” notunu iliştirmişti.

TOYNBEE NE DER?

Dünyayı sarsan haberi duyunca bu sütunlarda yakınlarda yayınlanan bir makalemde “Kuzey Müslümanlığı” söylemini tartıştığım Arnold Joseph Toynbee ile ilgili olarak yaptığım bir kaynak taramasında ulaştığım şu sözünü hatırladım: “Uluslararası politika kadar nankör bir çalışma alanı yoktur.” Toynbee -özetinin Türkçesi de geçtiğimiz yıl sonlarında, Kronik Yayınları arasında M. Murtaza Özeren çevirisi ve “Bir Tarih İncelemesi” adı ile yayınlanan- devâsa eseri A Study of History kitabında ve çeşitli konferanslarında, uluslararası politikanın kaygan zemininden bahseder. Az önce alıntıladığım cümlesindeki “Nankörlük” (=thanklessness) vurgusu, Uluslararası hukuk ve ilişkiler alanında yapılan çalışmaların, kurulan ittifakların veya sağlanan başarıların kalıcı olmamasına, şartlar değiştiğinde her şeyin hızla tersine dönebilmesine bir göndermedir.

Elimin altındaki Toynbee’nin Tarih Felsefesi üzerine yazdığı kitaplarını taradığımda konunun çok ilginç bir yönüne tanık oldum. Medeniyet Yargılanıyor gibi kitapları ile tarihteki medeniyetlerin çözülme ve çökme süreçlerine ışık tutan Toynbee, tarihî süreçleri ele alırken, mevcut egemen Batı medeniyetine yönelik uyarılarda da bulunmuştu. Alandaki bu ‘kaygan zemin’e işaret eden Toynbee’nin bugün yaşıyor olsa Trump’ın son açıklaması hakkında ne yazabileceğini düşündüm ve araştırdım.

TOYNBEE’NİN TARİHÎ ÇÖZÜMLEMELERİ

Arnold Toynbee, medeniyetlerin yükselişi ve çöküşü üzerine yaptığı kapsamlı analizlerde, uluslararası ilişkilerdeki etik unsurları ve liderlerin ahlâkî tutumlarını her fırsatta vurgulamıştır. A Study of History adlı eserinde, medeniyetlerin çöküşünü genellikle dâhildeki ahlâkî başarısızlıklara, aşırı militarizme ve bireysel/ulusal kibire bağlar. Buradaki kibir ifadesi “abartılı gurur ve başkalarını küçümseme duygusu”nu ifade etmekte yetersiz de bulunabilir. Trump yönetimindeki ABD’nin son süreçlerdeki tavırlarına bakıldığında, ahlâkî durumdan militarizme bütün bu unsurları kanıtlayacak durumu hemen her gün haber bültenlerinde izliyoruz.

*Toynbee, coğrafya ve tarih farkı gözetmeksizin tarihte iz bırakmış liderleri “dönüştürücü azınlık” olarak görür. Gerçek liderler toplumları zorluklara karşı bilinçlendirir ve başarılarıyla yönettikleri toplumlarda ülkeye ve şahsına sadakat duygusu oluşturmayı başarır. Ancak bu şekilde başarıya ulaşan liderlerin kişisel gücüne ve ahlâkına aşırı güvenmesi, kendi aklını kolektif etik değerler ve sağduyunun üstüne çıkarması, medeniyetlerin çöküşünde bir kırılma noktasıdır. Meselâ: 11. yüzyılda Roma İmparatoru IV. Heinrich ile güç çekişmesine giren Papa Hildebrand, sabırsızlığa ve intikam alma arzusuna yenik düştü ve kaybetti. Bu tür bireysel ahlâk iddiaları, Toynbee’ye göre, liderin “psikolojik zayıflığı”nı gizler ve toplumun dinamik gücünü kaybederek “dominant azınlığın baskıcı hale gelmesi”ne neden olur. Bugün ABD yönetimindeki elitin Trump ile ilişkisi bu bağlamda çok zengin bir kanıtlar sergisidir.

Toynbee, ahlâkı spiritüel bir bağlamda tanımlar: Medeniyet, “insanlığın harmoni içinde yaşayabileceği bir toplum oluşturma çabası”dır. Tarihî bir örneklem olarak “sosyal harmoniyi bozan Asurlular’ın aşırı saldırganlığı onları tükenişe sürükledi; komşulara tahammülsüzlük, sonlarını getirdi.”

Toynbee, etik başarısızlığın sonuçlarını da somutlaştırır: “Refah ile gevşeyen ülkeler gevşek insanlar doğurur; hayatı idamenin kolaylığı ahlâkî yozlaşmaya yol açar.”

* Toynbee, uluslararası ilişkileri ‘evrensel devletler (imparatorluklar)’ üzerinden inceler; bunlar, “sorunlu dönemler” sonrası geçici bir konsolidasyon sağlar ama aşırı güç kullanımıyla çöker: “Evrensel bir devletin zorlayıcı baskıları etik olarak başarısız olur ve sonuçta çöküşe yol açar.” Toynbee, uluslararası hukukun yokluğunu veya küçümsenmesini, medeniyetlerin “karşılıklı baskı” ve “ölüm-kalım mücadelesi”ne indirgenmesi olarak görür. “Medeniyetlerin çöküşü, birleştirici gücün kaybı ve sosyal birliğin bozulmasıyla başlar; bu, içeriye doğru bir çöküştür.” Toynbee’nin medeniyet döngüsü, büyüme süreci, içe doğru çöküş alâmetlerinin yönlendirdiği evrensel güç kullanımı ve kaos olarak seyreder.

Toynbee’ye göre, I. Dünya Savaşı sonrasında Milletler Cemiyeti’nin -‘bağnaz milliyetçilikler’e bağladığı- başarısızlığı, ulus devletlerin işbirliğinin engellemesinin kaçınılmaz bir sonucuydu. Tarihteki hanedan savaşları insanlık için 20. yüzyılın iki dünya savaşındaki modern milliyetçi savaşlarından daha az tahripkârdı.

TRUMP: ‘AHLÂK’ (!), KİBİR VE MİLİTARİZM

Toynbee’nin sıraladığım analizleri ışığında “Trump’ın uluslararası hukuku yok sayan tavrını nasıl yorumlamalı?” sorusuna yanıtını -yanılma payını daima gözeterek- verebiliriz:

Trump’ın -kendi ahlâkının onu durdurabilecek tek şey olduğunu, uluslararası hukuka ihtiyacı olmadığını ve bunun tanımına bağlı olduğu- sözlerini Toynbee’nin medeniyetlerin çöküş döngüsündeki klasik bir semptom olarak değerlendirmek mümkündür.

Trump’ın “kendi ahlâkım” vurgusu, Toynbee’ye göre bir “ahlâkî sabırsızlık” veya “intikamcı tutum” örneği gibi değerlendirilebilirdi. ABD gibi bir süper gücün “kendi ahlâkı”na dayanması, “gelecekçilik” (=futurism) tuzağıdır: “Gelecekçilik, dünyayı kötü görerek -etikçi filozofların tam tersine- şiddeti meşrulaştırır.

Trump’ın uluslararası hukuku küçümseyen yaklaşımı, global çapta uluslararası sosyal harmoniyi bozar. Aynı röportajındaki Grönland söyleminin -başta hedef ülke Danimarka olmak üzere- Batı Avrupa yönetim katlarında yol açtığı şaşkınlık bunun somut kanıtıdır. Trump’ın bu sözlerini esas alarak ABD’nin küresel hegemonyasının “kişisel ahlâk” ile meşrulaştırabileceğini akıldan geçirmek bile akıldışıdır. İmparatorlukların çöküşünü önlemek için askerî güç değil, evrensel etik sınırlamalara dikkat etmek gereklidir. Trump’ın “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” demesi, Toynbee’ye göre, imparatorlukların klasik hatasıdır.

Toynbee’nin söylemlerine göre, Trump’ın ABD’nin global hegemonyasını “kendi ahlâkına (!) bağlı” gören yaklaşımı, geçici bir süre için başında bulunduğu ülkesini “evrensel bir devlet” gibi konumlandırırken, etik sınırları aşması, barbarlaşma eğilimleri göstermesi “global kültürel uyum” yerine ancak çatışma doğurur. Bu uluslararası hukuku red tavrı, “militarizm” ve “tahammülsüzlük” ile sonuçlanır ve Batı medeniyetinin “içine doğru çöküşü” olarak yorumlanabilir.

Trump’ın sözleri, Toynbee’nin medeniyetler siklusunun çöküş aşamasındaki “dominant azınlığın saldırgan tutumu”na benzetilebilir. Bu sözler sadece “ceberrut bir lider”in aşırı özgüvenini vurgular. Toynbee’nin çözümlemelerine göre bugünün, iklim krizi, küresel eşitsizlik gibi “aşırı zorluklar”ı uluslararası hukuk olmadan çözümlenemez.

TOYNBEE BUGÜN YAŞASAYDI…

Ele aldığımız görüşleri ışığında Toynbee bugün yaşasa -ve görüşlerini çekinmeden açıklayabilseydi-, Trump’ın sözlerini Batı medeniyetinin potansiyel çöküşünün bir belirtisi olarak görürdü. Çünkü bireysel ahlâkı öne çıkartırken kolektif etik değerleri görmezden gelen bir liderlik, global kabul ve uluslararası normları zayıflatır. Ancak belki de karamsarlığı dağıtmak için dünyamız adına umutlu bir not düşebilirdi: Medeniyetler, nedâmete yol açan bir “günah duygusu” ile toparlanabilir çünkü “Pişmanlık, kötülüğün içimizde olduğunu ve irademize tabi olduğunu fark ettirir.” Bunun sonucu Trump’a yaklaşımını düzeltmek için bir çağrı ile devam ederdi: Uluslararası hukuku Tanrı vergisi bir “Doğa Yasası” gibi görmek, medeniyeti kurtarabilir. Son uyarısı da şu olabilirdi: “Medeniyetler, aşırı derecede giriftleşmiş küresel zorluklara uzlaştırıcı yanıt veremezse çöker; “Great America”nın sonu da tarihteki diğer benzerlerinden farklı olmayabilir.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir