Ege’nin iki yakası arasında on yıllardır bitmek bilmeyen "gastronomi savaşları"na bir halka daha eklendi. Daha önce birçok ortak lezzeti kendi mutfak kültürü olarak dünyaya tanıtan Yunanistan, bu kez rotayı sakatat kültürüne kırdı. Türk mutfağında esnaf lokantalarından gece sonu ritüellerine kadar sarsılmaz bir yere sahip olan işkembe çorbası, Atina’nın yeni tescil hedefi oldu. Avrupa Birliği nezdinde sakatat tüketimine dair çeşitli engeller ve tartışmalar sürerken, Yunanistan’ın bu köklü lezzeti sahiplenme girişimi Türk gastronomi elçilerini harekete geçirdi.
İŞKEMBE ÇORBASI KRİZ OLDU
Türkiye’de asırlardır hem bir şifa kaynağı hem de bir gelenek olarak kabul edilen işkembe çorbası, Yunanistan’ın "kendi kültürel mirası" olarak tescil ettirme girişimiyle dünya gündemine oturdu. Özellikle Anadolu topraklarında Selçuklu ve Osmanlı döneminden bu yana derin izleri bulunan sakatat kültürü, Atina’nın resmi makamlarca attığı adımlarla yeni bir diplomatik tartışmanın fitilini ateşledi. Türk araştırmacılar, bu lezzetin tarihsel gelişiminin Anadolu’da çok daha eski köklere dayandığını vurguluyor.

ANADOLU’NUN AYRILMAZ PARÇASI
Gastronomi uzmanları, her ne kadar sakatatın Balkanlar ve Mezopotamya’yı içine alan ortak bir coğrafi miras olduğunu kabul etse de hazırlık ritüellerindeki farka dikkat çekiyor. Türkiye’ye özgü terbiye usulü, sarımsaklı sirke ve acı biberle harmanlanan sunum biçimi ve esnaf lokantalarındaki asırlık gelenek, işkembe çorbasına Türk mutfağında "milli" bir kimlik kazandırıyor. Uzmanlar, Atina'nın bu hamlesine karşı Türkiye'nin kendi hazırlıklarını yaparak bu mirası UNESCO ve benzeri platformlarda koruma altına alması gerektiğini savunuyor.
AVRUPA’DA SAKATAT ENGELİ
Avrupa Birliği standartları çerçevesinde sakatat yemekleri zaman zaman hijyen ve üretim kriterleri nedeniyle çeşitli engellerle karşılaşıyor. Bu belirsiz ortamı kendi lehine çevirmek isteyen Yunanistan'ın, UNESCO tescil sürecinde nasıl bir yol izleyeceği merak konusu. Türk mutfak elçileri ise "Mesele sadece bir yemek değil, bir kültürün korunmasıdır" diyerek bu girişime sert tepki gösteriyor. Kamuoyu şimdi, bu lezzet rekabetinin kültürel bir zenginlik mi yoksa yeni bir gastronomi krizi mi olacağını merakla takip ediyor.
