Adalet Bakanı Akın Gürlek, MÜSİAD Genel Merkezi’nde düzenlenen “Ticaret ve Yatırımda Hukuki Güvence Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, iş dünyasının yargı süreçlerinde değil üretim sahalarında zaman harcamasının temel öncelikleri olduğunu söyledi.
Gürlek, konuşmasında, Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye girişinde en temel unsurun hukuki güven ortamı olduğunu belirterek, yatırımcıların haklarının korunmasına yönelik daha güçlü bir sistem inşa etmek için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
“EKONOMİK İSTİKRARIN TEMELİ ÖNGÖRÜLEBİLİR HUKUK SİSTEMİDİR”
Reel sektörün güçlü ve sürdürülebilir bir hukuki zemin üzerinde faaliyet göstermesinin ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu vurgulayan Gürlek, sermayenin güvenle hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Serbest sermaye duygularla değil güvenle hareket eder. Yatırımcıyı çeken teşviklerdir ancak onu ülkede tutan hukuki güvencedir” diyen Gürlek, Adalet Bakanlığı olarak üretim ve istihdamı destekleyen güçlü bir hukuk sistemi için çalıştıklarını ifade etti.
“İSTANBUL TİCARET MAHKEMESİ TEK ÇATI ALTINDA OLACAK”
Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi çalışmalarının sürdüğünü belirterek ticari davalarda usul süreçlerinin sadeleştirileceğini, dijitalleşmeyle birlikte yargı süreçlerinin hızlandırılacağını söyledi. Gürlek, İstanbul’da ticaret mahkemelerinin tek çatı altında toplandığını hatırlatarak, bundan sonra ticari davaların tek merkezde görüleceğini açıkladı.
"Artık Anadolu Adliyesi'nde, Bakırköy Adliyesi'nde ya da başka adliyelerde ticari davalar görülmeyecek. Ticaret mahkememiz tek bir binada görülecek ve adı İstanbul Ticaret Mahkemesi olarak geçecek. Buradaki amaç özellikle ticari davaların hızlanması ve ihtisaslaşması. Yani ticaret davaları artık uzun sürmeyecek."
KONKORDATO DÜZENLEMESİ GÜNDEMDE
Konkordato uygulamalarına da değinen Gürlek, sistemin doğru kullanıldığında işletmeler için önemli bir yeniden yapılanma aracı olduğunu ancak kötüye kullanımların takip edildiğini söyledi.
“Hiç kimsenin konkordatoyu piyasa bozucu bir araç olarak kullanmasına izin vermeyeceğiz” diyen Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
Maalesef konkordato davalarında bazı iş adamlarımız bu süreçleri kötü kullanıyor. Biz özellikle konkordatonun bir kaçış yolu değil, gerçekten ayakta kalabilecek işletmeler için yeniden bir doğuş olduğunu düşünüyoruz. Hiç kimsenin hukuku suistimal ederek piyasa dengesini bozmasına müsaade etmeyeceğiz. Konkordatoyla ilgili de bir kısım düzenleme düşünmekteyiz."
"YURT DIŞINDAKİ SERMAYEYİ GETİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ"
Yatırım teşvik paketlerine değinen Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi ile ilgili yaptığı son açıklamalarını da hatırlatarak hukuki güvenlik ve tahkim mekanizmalarının kritik olduğunu ifade etti.
"Yaşanan savaş sürecinden dolayı yurt dışındaki sermayenin Türkiye'ye gelmesi için gerçekten çok önemli teşvikler, vergisiz alan kuruldu. Biz de bu teşvik paketleriyle birlikte yatırımcının Türkiye'ye gelebilmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz, tahkimle ilgili çalışmalarımız var. Özellikle yabancı yatırımcı Türkiye'ye gelirken, birinci olarak hukuki güvenlik, ikinci olarak tahkim istiyor. Bu konuda da tahkimle ilgili de yasal çalışmalarımız var."
"YABANCI YATIRIMCILARIN HUKUKİ GÜVENLİĞİNİ ÖNEMSİYORUZ"
Gürlek, Türkiye'nin büyüyen ve küresel ölçekte rekabet eden bir ekonomiye sahip olduğunu anımsatarak, "Bu çerçevede yabancı yatırımcıların hukuki güvenliği de büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda tahkim başta olmak üzere uluslararası yatırım hukukuna ilişkin mekanizmaları güçlendiriyor, yabancı sermayenin haklarını daha da güvence altına alan bir yapıya titizlikle çalışıyoruz. Türkiye, güvenle yatırım yapılan bir ülke olma yolunda hızla ilerlemektedir. Sadece yabancı yatırımcıyla ilgili değil, yerli ve milli girişimciler için de bu kapsamda bir kısım hukuki düzenlemeler yapıyoruz. Bu nedenle ihracat, ithalat, yabancı sermaye ortaklıkları alanında ortaya çıkan hukuki ihtiyaçları yakından takip ediyor, hem yabancı yatırımcıların hem de yerli girişimcilerimizin hukuki güvencesini arttırmayı düşünüyoruz." sözlerini sarf etti.
İCRA-İFLAS VE FİNANS SEKTÖRÜ DÜZENLEMELERİ
İcra ve iflas süreçlerinde dengeli bir yapı kurulacağını belirten Gürlek, alacaklının hakkını zamanında alabilmesi ve borçlunun ekonomik hayattan kopmaması için yeni düzenlemeler üzerinde çalıştıklarını söyledi.
"Alacaklının hakkını zamanında ve etkin şekilde alabilmesi, borçlunun ise ekonomik hayattan tamamen kopmadan faaliyetlerini sürdürebilmesi için daha dengeli ve daha işlevsel bir yapı kurmayı amaçlıyoruz. Bununla birlikte reel sektör ile finans sektörü arasında zaman zaman hukuki ihtilafların yaşandığını da yakından takip ediyoruz. Bu iki sektör arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların ekonomik hayatın akışını doğrudan olumsuz etkilediğinin farkındayız. Adalet Bakanlığı olarak her iki sektörün ihtiyaçlarını gözeten, dengeli ve sürdürülebilir çözümler üreten bir diyalog mekanizmasını çalıştırmayı düşünmekteyiz."
"KARA PARANIN OLDUĞU YERDE REKABET OLMAZ"
Güven ortamının sürdürülebilirliği açısından bir diğer önemli başlığın da ekonomik sistemin temizliği olduğunu söyleyen Gürlek, sözlerine şöyle devam etti:
"Temiz ekonomi güçlü devletin en önemli göstergelerinden biridir. Kara paranın olduğu yerde rekabet olmaz, güven olmaz, sürdürülebilir büyüme olmaz. Bu nedenle kara para ve şüpheli sermayeyle mücadele konusundaki hassasiyetimiz kararlılıkla devam etmektedir. Aydınlatılmayı bekleyen tüm şüpheli dosyalar sadece hukuk sistemimiz açısından değil, aynı zamanda yerli ve yabancı yatırımcıların da hassasiyetle takip ettiği dosyalardır. Bu nedenle her fırsatta vurguladığımız üzere yargı sistemimizde suç ve suçluyu barındıran, şüphe barındıran hiçbir dosya ilgisiz bırakılmayacak. Her birinin üzerine kararlılıkla gidilecektir. Yani bir yandan yerli sermaye ve yabancı sermaye Türkiye'ye gelmesi için düzenlemeler yapıyoruz. Aynı zamanda da kesinlikle kara parayla, yani kaynağı belli olmayan parayla da mücadelemiz sonuna kadar devam edecek."
YENİ ANAYASA VURGUSU
Yeni anayasa ihtiyacına da değinen Gürlek, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yapısına uygun, demokratik ve kapsayıcı bir anayasa gerektiğini söyledi.
"Türkiye'nin büyüyen ekonomisi ve küresel rekabet gücü açısından yeni ve güncel bir anayasa ihtiyacı artık daha görünür hale gelmiştir. Daha demokratik, kişi ve kurumları güçlü bir biçimde güvence altına alan, toplumsal barış ve huzurun teminatı olan, ortak mutabakattan geçmiş bir anayasanın artık Türkiye Yüzyılı'nda yürürlüğe girmesi gerekiyor. Yeni anayasa konusunda çalışmalara çok önem veriyoruz. Biz de ayrı bir komisyon kurduk. Bu süreci de yakından takip ediyoruz."
