Çatışma çözümü ve toplumsal barış alanında çalışmalar yürüten Barış Vakfı, 1 Ekim 2024 tarihinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Parti yöneticileriyle tokalaşmasıyla başlayan ve kamuoyunda "yeni çözüm süreci" olarak adlandırılan döneme ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladı. 5 Aralık 2025 tarihinde İstanbul'da düzenlenen çalıştayın çıktılarıyla şekillenen raporda, sürecin geldiği aşama, riskler ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.
TARİHİ ADIMLAR VE 'KIRILGANLIK' UYARISI
Raporda, 27 Şubat'taki "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı", PKK'nin 12. Kongresi'nde kendini feshetme kararı alması ve 11 Temmuz'da Süleymaniye'de gerçekleşen sembolik silah yakma töreni gibi gelişmeler "Türkiye'ye özgü ve yadsınamaz öneme sahip" adımlar olarak nitelendirildi.
Ancak Vakıf, sürecin hala "hassas ve kırılgan" bir nitelik taşıdığı uyarısında bulundu. Sürecin sadece liderlerin inisiyatifine bırakılmaması gerektiği belirtilen raporda, "Silahsızlanma kararıyla çatışma ortamına son verilmesi örneğinin gerektirdiği gibi, bu gelişmelerin devam etmesi ancak TBMM'de kabul edilecek sürece özgü yasal düzenlemelerle mümkündür" ifadelerine yer verildi.
'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' Mİ, 'DEMOKRATİK TOPLUM' MU?
Raporda, sürecin isimlendirilmesinde taraflar arasında yaşanan farklılaşmaya da dikkat çekildi. İktidar çevrelerinin süreci "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı, Kürt siyasi hareketinin ise "Barış ve Demokratik Toplum" kavramını kullandığı belirtildi. Bu durumun, tarafların sürece yaklaşımındaki farkı ortaya koyduğu; iktidarın güvenlik odaklı, Kürt siyasetinin ise demokratikleşme odaklı bir perspektife sahip olduğu analiz edildi.
SİLAH BIRAKANLAR İÇİN ACİL YASA TALEBİ
Barış Vakfı, raporunda hükümete ve TBMM'ye yönelik somut önerilerde bulundu. PKK'nin kendini feshetmesi ve militanların sınır dışına çekilmesinin ardından, Türkiye'ye dönecek kişilerin yasal durumunun belirsizliğini koruduğuna dikkat çekildi.
Raporda şu ifadelere yer verildi: "Dönecek kişilerin eğitim, sağlık, barınma ve çalışma konularını içerecek biçimde meseleyi bütüncül ele alan, açık ve öngörülebilir yasal düzenlemeler aciliyet arz etmektedir. Silah bırakanların demokratik toplumsal yaşama entegrasyonu için BM kararları gözetilerek gerekli yasalar çıkarılmalı."
ÖNERİLER: AF, TMK VE KAYYIM DÜZENLEMESİ
Vakıf, sürecin kalıcılaşması için atılması gereken diğer adımları şöyle sıraladı:
Genel Af veya Ceza İndirimi: Evrensel normlara göre insanlığa karşı suç işlememiş olanları kapsayan bir af veya ceza indirimi sağlanması.
TMK'nın Kaldırılması: Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) uzun vadede tamamen kaldırılacak şekilde gözden geçirilmesi.
Yerel Yönetimler: Kayyım uygulamalarına son verilmesi ve yerel yönetimlerin yetkilerinin güçlendirilmesi.
Hasta Mahpuslar: Tedavisi mümkün olmayan hasta mahpusların tahliyesi için adım atılması.
SİVİL İZLEME HEYETİ ÖNERİSİ
Sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini savunan Barış Vakfı, bağımsız sivil toplum temsilcileri ve akademisyenlerden oluşan bir "Süreç İzleme Girişimi" veya platformunun kurulmasını önerdi. Bu yapının, süreci yakından takip ederek aksayan yönlerde tarafları uyarabilecek bir mekanizma olarak işlev görmesi gerektiği belirtildi.
