BM raporuna göre, insanlığın tatlı suyu kendini yenileyemeyecek düzeyde kullanması, birçok bölgede geri dönüşü olmayan kayıplara yol açıyor. Kentlerde “Sıfırıncı Gün” (Zero Day) krizlerinin sayısı artarken, İran’ın başkenti Tahran’da su sıkıntısı, kentin bazı bölgelerinin tahliyesi veya başkentin taşınması tartışmalarını gündeme getirdi.
Türkiye’de ise aşırı yer altı su çekimleri sonucu bazı bölgelerde 30 metre derinliğe ulaşan yaklaşık 700 obruk oluştu.
SU KRİZİ GÖÇLERİ TETİKLEYEBİLİR
Cumhuriyet'te yer alan habere göre, raporda, kuraklık ve su kıtlığının Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika’nın bazı bölgelerinde kitlesel yer değiştirmeleri tetikleyebileceği uyarısı yapıldı. BM Üniversitesi Enstitüsü Direktörü Kaveh Madani, krizin sadece iklimle açıklanamayacağını, su iflasının yönetimle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
YER ALTI SULARI VE KİRLİLİK RİSKLERİ
Rapor, yer altı sularının aşırı kullanımı, ormansızlaşma, arazi bozulumu ve kirliliğin tatlı su kaynaklarında kalıcı kayıplara yol açtığını kaydediyor. Dünyada insanların yaklaşık yarısı evsel kullanım suyunu yer altı kaynaklarından sağlarken, yüzey sularına bağımlı bölgelerde de göllerin su miktarının 1990’lardan bu yana yarı yarıya azaldığı belirtiliyor.
Ayrıca gübreler, madencilik atıkları, plastik ve ilaç kalıntıları nehirler ve göllere karışıyor; birçok yerde atık su arıtma sistemi yetersiz kalıyor.
“SU İFLASI” KAVRAMI İLK KEZ BU ÖLÇEKTE KULLANILDI
BM, daha önceki raporlarında “su stresi” veya “su krizi” terimlerini kullanırken, bu raporda “su iflası” ifadesini küresel ölçekte ilk kez net şekilde kullandı. Bu, bazı bölgelerde toparlanma olasılığının kalmadığını gösteriyor.
Raporda, hükümetlere su kaynaklarını zayıflatacak projeleri durdurmaları ve küresel ölçekte izleme mekanizmaları geliştirmeleri çağrısı yapıldı.
Rapor, 2026’da yapılacak BM Su Konferansı öncesi hazırlıkların hızlandığı döneme denk geldi. Öte yandan ABD’nin bazı uluslararası yapılardan çekilme kararı, toplantılarda tartışmaların seyrini etkileyebilir.
