1969 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Yasemin Ekinci Filiz, beş kardeşin ortancası. Çerkes bir ailenin çocuğu olan Ekinci’nin resimle ilişkisi ise çocukluk yıllarında başladı. Bakırköy Kız Meslek Lisesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun olan Ekinci, eğitimini tamamladıktan sonra farklı ajanslarda grafik tasarımcı olarak çalıştı.
2002 yılında bir arkadaşıyla kendi ajansını kuran Ekinci, üç yıl boyunca mesleğini sürdürdü. Ancak hayatının yönü, evlilikle birlikte değişti. Kendi ifadesiyle çalışma hayatına verdiği ara, “son imzasını nikah defterine atmasıyla” başladı. Ancak verdiği aranın uzunluğuna rağmen tekrar sanata tutunmanın bir yolunu bulduğunu KARAR’a anlatan Ekinci, şimdiyse raflarda yerini bulan çocuk kitaplarıyla tanınıyor.
“ÇOCUKLARIMI BÜYÜTÜRKEN HAYATIMDA YENİ BİR ‘SANAT’ SAYFASI AÇILDI”
Çerkes kültüründe geç yaşta evliliğin yaygın olduğunu belirten Ekinci, kendisinin de 38 yaşında dünyaevine girdi. 39 yaşında ise Çerkes kültüründe güzel ve soylu bir kadını ifade etmek için kullanılan Janset ismini verdikleri kızını kucağına aldı. Bir süre sonra da yine Çerkes kültüründe bolluk-bereket anlamına gelen Taymin ismini verdiği oğlu dünyaya geldi.
Uzun süre profesyonel olarak çizimden uzak kalan Ekinci, hayatının bu dönemini “kalem ve kağıttan kopuş” olarak adlandırsa da Ekinci’nin çizimle yeniden buluşması ise büyük bir planın sonucu olmadı. Çocuklarıyla etkinlik yaparken eline yeniden kalem alan Ekinci, oğlunu sallarken ya da onunla televizyon karşısında çizgi film izlerken yeniden çizmeye başladı.
Yıllar önce aldığı grafik tasarım eğitimi ve çocukluğundan beri taşıdığı resim tutkusu, bu kez çocuk kitaplarının sayfalarında yeniden hayat bulan Ekinci; sosyal medyayı da bir üretim alanı olarak kullandı. Instagram’da “Hayaller Atölyesi” isimli sayfayı açarak kişiye özel mühürler hazırlamaya başladı.
ÇOCUK KİTAPLARIYLA BAŞLAYAN İKİNCİ ÜRETİM DÖNEMİ
Ekinci’nin resimli çocuk kitaplarıyla ilişkisi aslında lise yıllarına kadar uzanıyor. Grafik tasarım eğitimi aldığı dönemde öğretmeni Hanife Ege’nin verdiği bir ödev, onun için yıllar sonra yeniden hatırlayacağı bir başlangıca dönüştü.
Lise yıllarında hazırladığı ve halen sakladığı “Mızıkçı 3” isimli çalışmayı öğretmenine gösterdiğinde yaşanan şaşkınlığı bugün bile hatırladığını söyleyen Ekinci’nin, profesyonel anlamda ise ilk kitap çalışması, yıllar sonra İstanbul Kafkas Kültür Derneği bünyesinde gerçekleşti. Bu çalışma, Ekinci’nin sanatını kendi kültürüyle buluşturduğu önemli bir dönüm noktası oldu.

ÇERKES ÇOCUKLARI KENDİ DİL VE KÜLTÜRLERİYLE BULUŞTURAN ÇİZİMLER
Çerkes kültürünün dil, dans ve farklı kültürel çalışmalarla yaşatılmaya çalışıldığı bir ortamda Ekinci, bu kez çizimleriyle katkı sunmaya başladı. Şeyma Seyok Kanbek’in öncülüğünde hazırlanan “Dine ve Jan” serisi, 2022 yılında Çerkesçe ilk okuma-yazma kitaplarından oluşan bir çalışma olarak ortaya çıktı.
Üç kitaptan oluşan seride renkler, hayvanlar ve sayılar çocuklara yönelik çizimlerle anlatıldı. Çalışmanın hedef kitlesi yalnızca Çerkes çocuklar değildi. Çerkesçeyi hiç bilmeyen yetişkinlerin de temel kelimeler üzerinden dille tanışabilmesi amaçlandı.
Ekinci için bu çalışmanın kişisel bir tarafı da vardı. Çerkes bir ailenin içinde, evde Çerkesçenin konuşulduğu bir ortamda büyümesine rağmen dili tam olarak öğrenemediğini anlatan Ekinci, çocukların aynı eksikliği yaşamaması, kendi köklerini ve dillerini eğlenerek öğrenebilmesi için üretmenin önemli olduğunu belirtiyor. Ekinci, yaptığı çalışmayı “kendi çocukluğuna ve içindeki sessizliğe merhem olma çabası” olarak tanımlıyor.
Ancak Ekinci’ye göre Çerkesçe çocuk kitapları konusunda hâlâ önemli bir boşluk bulunuyor. Çerkesçe yazılan ve çizilen çocuk kitaplarının piyasada oldukça sınırlı olduğunu belirten Ekinci, mevcut çalışmaların da çoğunlukla bu alanı kişisel çabalarıyla ayakta tutmaya çalışan insanların üretimleri sayesinde var olduğunu ifade ediyor. Çocukların kendi dillerinde rengarenk kitapları raflarda görebilmesi için daha uzun bir yol olduğunu düşünen Ekinci, bu çalışmaların çoğalmasını ve gelecek kuşakların dil ve kültür konusunda aynı eksikliği yaşamamasını umut ediyor.
ÇİZGİLERİ FELSEFEDEN MASALLARA FARKLI HİKÂYELERLE BULUŞTU
Ekinci’nin Çerkes kültürüne yönelik kitap çalışmaları “Dine ve Jan” serisiyle sınırlı kalmadı. 2024 yılında Çerkes camiasında tanınan isimlerden Hamit Yüksel’in Çerkesçe hazırladığı üç kitabı resimleyen Ekinci, 2026 yılında ise yine Yüksel tarafından Çerkesçeye çevrilen ve son okumaları tamamlanarak baskıya hazırlanan bir felsefi kitap ile bir masal kitabının çizimlerini yaptı.
Bu iki kitabın isimleri ise şimdilik sürpriz olarak tutuluyor. Ekinci, basılmış hallerini kendisinin de heyecanla beklediğini söylüyor.
2025 yılı da sanatçı için üretim açısından yoğun geçti. Şeyma Seyok Kanbek’in hazırladığı “Yılkı” kitabını resimleyen Ekinci, Pınar Şimşek Günaydın’ın yazdığı “Hanna’nın Sanat Sokağı” isimli kitabın da çizimlerini yaptı. Böylece çocuk kitapları, Ekinci’nin yıllar sonra yeniden açtığı üretim alanının merkezine yerleşti.
BU KEZ HEM YAZDI HEM ÇİZDİ: HAYALLERİNE ULAŞAMAYAN RÜZGAR
Ekinci’nin çalışmalarındaki en kişisel durak ise 2025 yılında yayımlanan “Bugün Büyük Gün” oldu. Karma Kitap’ın alt markalarından Cikcik Yayınları tarafından yayımlanan kitapta Ekinci, bu kez yalnızca çizer olarak değil, yazar olarak da yer aldı.
Hikâyenin merkezinde, gerçek hayattan tanıdığı Rüzgar isimli bir çocuk bulunuyor. Konuşma güçlüğü ve sese karşı hassasiyetinin yanı sıra müzikal yeteneğiyle dikkat çeken Rüzgar’ın yaşadığı deneyim, Ekinci’nin yıllar sonra bir çocuk kitabına dönüşen hikâyenin çıkış noktası oldu.
“Bugün Büyük Gün”, farklılıkları nedeniyle eğitim hayatında veya toplumda çeşitli engellerle karşılaşan çocukların hayallerinden uzaklaşmak zorunda kalmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Ekinci, Rüzgar’ın hikâyesinden yola çıkarak çocukların sahip oldukları farklılıkların onların hayallerine ulaşmalarının önünde bir engele dönüşmemesi gerektiğini anlatıyor.

SIRADA ÜÇ KİTAP VAR
Ekinci’nin bugüne kadar çizimleriyle katkı sunduğu, yazdığı veya yayıma hazırlık aşamasında bulunan çalışmalarının sayısı 12’ye ulaştı.
2022 yılında “Dine ve Jan” serisinin üç kitabıyla başlayan süreç; 2024’te Hamit Yüksel’in hazırladığı üç kitap, 2025’te “Yılkı”, “Hanna’nın Sanat Sokağı” ve Ekinci’nin kendi kitabı “Bugün Büyük Gün” ile devam etti. Ekinci’nin 2026 yılında çizimlerini tamamladığı üç kitap ise henüz yayımlanmayı bekliyor. Bunlardan biri İngilizce, ikisi ise Çerkesçe hazırlanmış çalışmalar.
Sanatçının üzerinde çalıştığı son kitap ise Şeyma Seyok Kanbek’in yazdığı, Ekinci’nin çizimlerini ve sayfa düzenlemesini yaptığı “Happy Rhymes”. Papürüs Yayınları tarafından yayımlanması planlanan kitap, 3-8 yaş grubundaki çocuklara yönelik İngilizce tekerlemelerden oluşuyor. Çift dilli çocuk yetiştiren aileler ile öğretmenlere de hitap eden çalışma, kafiyeler ve müzikal ritim üzerinden çocuklarda fonetik farkındalık oluşturmayı ve dil öğrenimini oyunla buluşturmayı amaçlıyor.
“KUSURSUZ ANI BEKLEMEDEN ALAN AÇIN”
Yasemin Ekinci Filiz’in hikâyesinde dikkat çeken noktalardan biri de üretime dönüşünün kusursuz şartların oluşmasını bekleyerek gerçekleşmemiş olması. Yıllarca çalışma hayatından uzak kalan, annelikle birlikte zamanını ve önceliklerini yeniden düzenlemek zorunda kalan Ekinci, yeniden üretmeye önce çocuklarıyla yaptığı etkinliklerde eline aldığı bir kalemle başladı.
Bugün ise çocuk kitapları çizen, yazan, sayfa düzenleyen ve kendi kültürünün dilini çocuklara taşıyan bir sanatçı olarak üretmeye devam ediyor. İki çocuk annesi bir kadın ve sanat emekçisi olarak, üretmek isteyip hayatın koşulları nedeniyle kendisine alan bulamayan kadınlara da seslenen Ekinci, şunları ifade etti:
“İki çocuklu bir anne ve hayatın koşturmacasında üretime tutunmaya çalışan biri olarak, bu yolda tıkanan, kendine yer bulamayan kadınlara söyleyeceğim tek şey var: Kusursuz anı beklemeyin. Elinizde ne varsa onunla başlayın. Kendinize alan açın, mükemmeliyetçiliği bırakın ve kendinize inanın. Ben bilirkişi değilim ama yaşarken öğrendiğim bir şey var: Mutlu bir aile, annenin mutlu ve huzurlu olmasıyla başlar.”
Çocuk kitaplarındaki çizimlerinin yanı sıra Ekinci, suluboya ve pastel çalışmalarını da sergiliyor. Ekinci, 2024'te Üsküdar Barbaros Güzel Sanatlar Akademisi'nin daveti üzerine 3 suluboya resmiyle karma bir sergide yer aldı.

