Sosyal Güvenlik Kurumunun finansman yapısını değiştiren torba kanun düzenlemesine yönelik tartışmalar büyüyor. TBMM Genel Kurulunda 24 Temmuz’da kabul edilen 7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndaki devlet katkısı hükmünü yürürlükten kaldırıyor. Kanun, 27 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığına gönderildi ancak henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadı.
Düzenleme teklif aşamasında 14’üncü madde olarak yer alırken, Genel Kurulda kabul edilen nihai kanun metninde 15’inci maddeye dönüştü. Buna göre 5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinin “Prim oranları ve Devlet katkısı” olan başlığı “Prim oranları” şeklinde değiştirilecek ve maddenin üçüncü fıkrası tamamen yürürlükten kaldırılacak.
YILMAZ: SGK HAZİNENİN ELİNE BAKACAK
Sayıştayda denetçi olarak görev yapan, daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde profesörlüğe yükselen Hakkı Hakan Yılmaz, sosyal medya hesabından düzenlemeye sert tepki gösterdi.
Yılmaz, devlet katkısını düzenleyen fıkranın kaldırılmasının sonuçlarının ağır olacağını savunarak şu ifadeleri kullandı:
“5510 sayılı SGK Kanunu’nun 81’inci maddesinin başlığının değişmesi ve üçüncü fıkrasının kaldırılmasının vebali çok ama çok büyük.”
Devlet katkısının mevcut durumda SGK’nın toplam gelirlerinin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturduğunu belirten Yılmaz, yeni sistemde bu ödemenin yasal bir formüle dayanmayacağını ve Kurumun finansman için “Hazinenin eline bakacağını” ileri sürdü.
SENDİKALARA VE İŞVEREN ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI
Yılmaz, düzenlemenin sosyal taraflarca yeterince tartışılmadan kabul edildiğini belirterek sendikaları, işveren örgütlerini, ilgili sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları konuyu gündeme taşımaya çağırdı.
Düzenlemenin “sessiz sedasız” geçtiğini söyleyen Yılmaz, kurumların bu süreçte ne ölçüde işlevsel çalıştığının da sorgulanması gerektiğini vurguladı.
İlgili tarafların önemli bölümünün değişiklikten son ana kadar haberdar olmadığını savunan Yılmaz, TBMM’de yapılan konuşmaların toplumu bilgilendirmeye yetmediğini kaydetti.
Yılmaz paylaşımını, “Ben kendi adıma gelecek nesillere nihayetsiz derecede mahcubum” sözleriyle tamamladı.
KALDIRILAN HÜKÜM NEYİ DÜZENLİYORDU?
2008’den bu yana yürürlükte olan üçüncü fıkra, devletin SGK’nın her ay tahsil ettiği malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primleri ile genel sağlık sigortası primlerinin dörtte biri oranında Kuruma ayrıca katkı yapmasını öngörüyordu.
Bu kaynak, çalışan ve işverenlerden tahsil edilen primlerin içinden ayrılmıyor; merkezi yönetim bütçesinden SGK’ya ayrıca aktarılıyordu. Böylece devletin sosyal güvenlik sistemine yapacağı katkı, bütçe tercihlerinden bağımsız olarak kanundaki belirli bir hesaplama yöntemine bağlanmış bulunuyordu.
Yeni kanunla kaldırılan esas güvence de bu otomatik ve ölçülebilir hesaplama yöntemi olacak.
İKTİDARIN GEREKÇESİ: TRANSFERLER TEK KALEMDE TOPLANACAK
Kanun teklifinin gerekçesinde ise değişikliğin SGK’ya bütçeden kaynak aktarılmasına son vermeyi amaçlamadığı belirtiliyor.
Gerekçeye göre SGK’nın nakit açığı bugün merkezi yönetim bütçesinden “devlet katkısı” ve “açık finansman” olmak üzere iki ayrı kalem üzerinden karşılanıyor. Düzenlemeyle aynı nitelikte olduğu değerlendirilen bu iki ödeme tek kalemde toplanacak.
Teklif sahipleri, değişiklikle bütçe kalemlerinin sadeleştirilmesini, izlenebilirliğin artırılmasını ve değerlendirme süreçlerinin daha etkin hale getirilmesini amaçladıklarını savunuyor.
Bu nedenle düzenleme, merkezi bütçeden SGK’ya yapılacak bütün transferlerin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmiyor. Ancak prim gelirlerinin dörtte biri üzerinden hesaplanan devlet katkısının kanuni ve otomatik ödeme formülü ortadan kalkıyor.
TARTIŞMA YASAL GÜVENCE ÜZERİNDE YOĞUNLAŞIYOR
Düzenlemeye karşı çıkanların temel itirazı, SGK’ya kaynak aktarımının devam edip etmeyeceğinden çok, aktarım miktarının kanunla belirlenmiş bir formüle dayanıp dayanmayacağı konusunda yoğunlaşıyor.
Mevcut sistemde devletin ödemesi, SGK’nın tahsil ettiği primlerle bağlantılı olarak otomatik biçimde hesaplanıyor. Yeni sistemde ise Kuruma yapılacak transferin açık finansman kalemi içerisinde bütçe kararlarına ve nakit ihtiyacına göre belirlenebileceği değerlendiriliyor.
Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik de değişikliğin ekonomik açıdan kısa vadede nötr olabileceğini, ancak formüle bağlı yasal güvencenin idarenin takdirine dayalı transfere dönüşmesinin hukuki ve kurumsal sonuçlar doğurabileceğini savundu.
1 AĞUSTOS’TA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ ÖNGÖRÜLÜYOR
Kabul edilen kanun metnine göre SGK’nın devlet katkısını kaldıran 15’inci madde, kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
Ancak kanunun henüz Resmî Gazete’de yayımlanmaması nedeniyle mevcut devlet katkısı hükmü yürürlükte bulunuyor.

