Erzincan Kemah’a bağlı Oğuz Köyü mezrasında yaşayan Şavak aşireti mensupları, yüksek rakımlı yaylalarda kurdukları çadırlarda zorlu şartlarda geleneksel yöntemlerle tulum peyniri üretimini sürdürüyor.
Coğrafi işaret tescili olan Erzincan tulum peynirinin üretimi, yaylalarda günün ilk ışıklarıyla başlıyor. Doğal meralarda otlayan koyunlardan sağılan süt, yıllardır devam eden yöntemlerle işlendikten sonra tulum peyniri haline getiriliyor. Yaylalardaki çadırlarda yaşayan üreticiler, yağmur, çamur ve soğuk havaya rağmen üretimlerini gece gündüz sürdürüyor. Peynir yapım sürecinde ailelerin tüm fertleri görev alırken, çocuklar ve yaşlılar da üretime destek oluyor.

GİDERLER ÜRETİCİNİN BELİNİ BÜKÜYOR
Üretici Ömer Faruk Küçükkaya, üretimin çok fazla fedakarlık istediğine değinerek, "Kışın köylerde, yazın ise yüksek rakımlı yaylalarda yaşıyoruz. Hayvanlarımız doğal otlaklarda besleniyor. Bu da peynirimizin lezzetini ortaya çıkarıyor. Ancak bu işin gecesi gündüzü yok. Çocuk, yaşlı, kadın herkes çalışıyor. Büyük emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz” ifadelerini kullandı.
Artan yem, ilaç ve yayla giderlerinin üreticiyi zorladığını söyleyen Küçükkaya, üreticiden düşük fiyatla alınan peynirlerin marketlerde daha yüksek fiyatlara satılmasına tepki gösterdi.

ÜRETİCİ DEĞİL ARACI KAZANIYOR
Hayvan yetiştiricisi Orhan Küçükkaya da üretimin doğal şartlarda yapıldığına dikkat çekerek, sabah ve akşam olacak şekilde günde 2 defa sağım yaptıklarını aktardı.

Küçükkaya, "Biz burada çok zor şartlar altında üretim yapıyoruz. Marketlerde yüksek fiyatla satılan peynirleri biz mandıraya düşük fiyatlarla vermek zorunda kalıyoruz. Üretici kazanamıyor, aracı kazanıyor” diye konuştu.
