Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) tarafından yayımlanan Türkiye Sağlık Raporu, ülkenin en hassas kanayan yaralarından birini, "suça sürüklenen çocuklar" dosyasını masaya yatırdı. Raporun yazarlarından Doç. Dr. Mehtap Türkay, çocuk suçluluğunu salt cezalandırıcı bir adalet anlayışıyla çözmenin imkansız olduğunu belirterek, toplumsal bir yüzleşme çağrısı yaptı.
"100 BİN ÇOCUKTA 22 GÖZALTI: ONLARI YALNIZ BIRAKTIK"
Diken'in haberine göre; Türkiye’deki çocuk gözaltı oranlarının çarpıcı boyutuna dikkat çeken Doç. Dr. Türkay, istatistiklerin perde arkasındaki sosyolojik yıkıma işaret etti. Türkay, "Eğer bir çocuk suça yöneliyorsa, o yolculukta toplum olarak onu yalnız bırakmışız demektir," diyerek, suçun oluşmasındaki katmanlı yapıya vurgu yaptı:
Çocuk suçluluğu, bireysel bir ahlaki çöküş değil; yoksulluk, sosyal dışlanma ve parçalanmış aile yapıları gibi unsurların iç içe geçtiği yapısal bir sorun.
Uzmanlar cezasızlığı savunmadıklarını, ancak sadece hapsetmenin veya tecrit etmenin suçu önlemediğini, aksine çocuğu suç döngüsüne hapsettiğini belirtiyor.
"TERCİH HAKKI VE ŞİDDET DÖNGÜSÜ"
Doç. Dr. Türkay, çocukların erken yaşlarda iyi ile kötüyü ayırt edebilme yetisine sahip olduğunu, ancak içinde bulundukları koşulların onları "tercih hakkını" suçtan yana kullanmaya ittiğini ifade etti. Çocuklarda oluşan "cezasızlık" algısının da şiddeti bir araç olarak görmelerine neden olduğunu belirterek, bu algının sistemdeki boşluklardan beslendiğini dile getirdi.
DÖNGÜ NASIL KIRILIR? "HAK TEMELLİ" KORUMA MODELİ
Yalnızca kurumsal izolasyonun (cezaevi/ıslahevi) çözüme katkı sağlamadığını savunan Türkay, çözüm için çok disiplinli bir yol haritası önerdi:
Erken Müdahale: Risk altındaki çocukların suça karışmadan önce tespit edilip desteklenmesi.
Çok Disiplinli Yaklaşım: Psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve eğitimcilerin entegre çalıştığı bir sistem.
Toplumsal Bütünleşme: Suça sürüklenen çocuğun sosyal olarak dışlanması yerine, topluma yeniden kazandırılmasını merkeze alan bir model.
