ABD ve İsrail'in saldırısıyla başlayan İran savaşı, dünyayı 'petrol yokluğuna' sürüklüyor. Tahran'da rejimin üst düzey isimlerine yapılan saldırılar nedeniyle yaşanan otorite boşluğunu bir grup sertlik yanlısı bürokratın doldurduğu ve bunların savaşı sürdürme yanlısı olduğu belirtilirken, Trump'ın günü gününü tutmayan politikaları da krizi derinleştirdi. 200 gündür kapalı olan Hürmüz'den petrolün akmaması yakıt fiyatlarını tırmandırdı. Bu sorun çözülmeden çatışmalar küresel ticaretin can damarlarından biri olan Kızıldeniz'e sıçradı.
KRİZİN BAŞ AKTÖRÜ SEÇİM DERDİNDE
İran destekli Husiler, Yemen hükümeti ile onun destekçisi Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırdı, Kızıl Deniz'in kapısı olan Babülmendep Boğazı'nı ele geçirmeye yaklaştı. Ancak krizin asıl aktörü olan Trump, kasımda yapılacak seçimlerin derdine düştü. 'Seçime kadar savaşı bitireceğim' sözü gerçekçi bulunmayan Trump’ın yeni hamlesi ise Ukrayna üzerinden oldu. Kiev yönetimine petrol fiyatlarının artmaması için 'Rus rafinerilerine saldırmayın' çağrısı yaptı. Kalıcı çözüm çağrısı yapan uzmanlar ise 'Tek çare ateşkes ve barış' diyor.
KRİZ EN ÇOK TÜRKİYE’Yİ ETKİLEDİ
İran savaşıyla birlikte küresel seviyede artan akaryakıt fiyatları Türkiye'de çok daha ağır şekilde hissediliyor. 1 Ocak'ta 53,15 TL olan benzin litre fiyatı yüzde 50,5 zamla 80.20 TL’ye yükseldi. 54,46 TL olan mazot litre fiyatı ise yüzde 72,4 zamla 89,01 liraya çıktı. Pompaya yeni artış beklenirken alarm anlamına gelen 100 liralık fiyat artık kapıya dayandı.

PETROLDE 120-200 DOLARLIK FELAKET SENARYOLARI: KÜRESEL EKONOMİ BOĞULUYOR
Hürmüz Boğazı’ndaki savaş trafiği petrol akışını felç ederken Husilerin Babülmendep’e ilerleyişi ikinci çıkış kapısını da tehdit ediyor. Brent petrol 100 doların üzerine çıktı; Suudi sevkiyatları, Kızıldeniz rotası ve küresel tedarik zinciri aynı anda baskı altında. Kriz yeni bir fiyat şoku yaratıyor.
ABD ve İran arasında patlak veren savaşın Hürmüz Boğazı’nı fiilen deniz trafiğine kapatmasının ardından, küresel enerji piyasaları şimdi de Kızıldeniz’de açılan yeni bir cephenin şokuyla sarsılıyor. İran destekli Husilerin Yemen’de stratejik öneme sahip Perim Adası ve Moha liman kentini ele geçirmesi, Babülmendep Boğazı’nı açık bir hedef haline getirdi. Dünyanın en önemli iki petrol geçidinin eşzamanlı olarak kapanma riskiyle karşı karşıya kalması, küresel ekonomiyi eşi benzeri görülmemiş bir çıkmaza itiyor. Krizin merkezinde, Hürmüz’ü baypas etmek için kullanılan alternatif rotanın da ateşe atılması yatıyor. Suudi Arabistan, Hürmüz’ün kapanmasıyla günlük yaklaşık 5 milyon varil petrolü boru hattıyla Kızıldeniz’deki Yanbu limanına yönlendirmişti. Ancak Husiler, Suudi limanlarını kullanan gemileri vuracaklarını ilan etti. Nitekim Suudi Arabistan bağlantılı en az beş petrol tankeri rotasını değiştirdi ve iki tankerin vurulduğu bildirildi. Bu, Babülmendep’ten dünyaya uzanan enerji damarının kesilmesi demek.
Çifte kriz, enerji piyasalarında deprem etkisi yarattı. Ateşkesin çökmesi ve saldırı tehditleriyle Brent petrol varil fiyatı yüzde 13 artarak 100 doları aştı. Husi yetkililerin petrolü “200 dolara fırlatacak” şok tehditleri ve analistlerin 120 dolar senaryoları paniği büyütüyor. Kriz sadece ham petrolü değil, rafine ürünleri de vuruyor. Rafinerilerin artan maliyet nedeniyle üretimi kısması, küresel dizel ve benzin fiyatlarını hızla yukarı taşıyor. Akaryakıt pompalarındaki artış rekor seviyelere ulaşmış durumda. Babülmendep’in fiilen devre dışı kalması, nakliye devlerini Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’na yönelmeye zorluyor. Bu rota değişikliği sefer sürelerini iki katına çıkarırken, transit geçiş başına 2,5 milyon dolara varan ek maliyet yaratıyor. Enerji fiyatlarındaki devasa artış, sadece yakıt maliyetleriyle sınırlı kalmayacak. Gıdadan lojistiğe tüm tedarik zincirine yansıyacak bu kriz, küresel enflasyonu şaha kaldırarak dünya ekonomisini çok daha sarsıcı bir darboğazın içine hapsedecek.
İRAN’DA BARIŞI ‘DERİN’ RADİKALLER SABOTE ETTİ | PEZEŞKİYAN’DAN HABERSİZ GEMİLERİ VURMUŞLAR
İran ile ABD arasında temmuz başında varılan barış anlaşmasının, Tahran’daki sertlik yanlısı bir grubun gizli hamlesiyle bozulduğu öne sürüldü. New York Times’ın İranlı yetkililer, eski yöneticiler ve Devrim Muhafızları mensuplarına dayandırdığı habere göre, Hürmüz Boğazı’nda üç ticari gemiye düzenlenen saldırı Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ve ülkenin üst düzey güvenlik kurumlarının bilgisi dışında gerçekleştirildi. Katarlı bir LNG tankerinin alev aldığı saldırının ardından ABD İran’ı yeniden vurdu ve kısa süreli barış çöktü. Habere göre Pezeşkiyan gelişmeyi öğrenince Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi’yi arayarak sert tepki gösterdi. Vahidi de saldırıyı onaylamadığını ve önceden haberdar olmadığını söyledi. İran’daki soruşturmaların, saldırının arkasında ABD ile anlaşmaya başından beri karşı çıkan eski istihbarat şefi Hüseyin Taib’in bulunduğuna işaret ettiği belirtiliyor. Sertlik yanlılarının amacının Washington’la uzlaşmayı sabote etmek ve ülkeyi yeniden çatışma çizgisine sürüklemek olduğu iddia ediliyor. Krizi daha da büyüten unsur ise martta göreve gelen yeni dini lider Ayetullah Mücteba Hamaney’in aylardır kamuoyu önüne çıkmaması. Nerede olduğu ve devlet işlerine ne ölçüde müdahil olduğu bilinmezken, Pezeşkiyan’ın kendisine atfedilen bazı mesajların gerçekliğinden dahi kuşku duyduğu ileri sürülüyor. İran yönetiminde barış mı savaş mı tartışması sürerken, sahadaki son gelişmeler sertlik yanlılarının üstünlüğü ele geçirdiğine işaret ediyor.
TRUMP’TAN KİEV’E ÇAĞRI: RUSYA'NIN DİZELİNİ HEDEF ALMAYIN
Küresel enerji piyasalarında Hürmüz ve Babülmendep kaynaklı baskı sürerken, ABD Başkanı Donald Trump bu kez Ukrayna’nın Rusya’daki rafineri ve dizel üretim tesislerine yönelik saldırılarına karşı çıktı. Trump, yükselen akaryakıt fiyatlarının dünya ekonomisine zarar verdiğini belirterek Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’den Rus dizel altyapısını hedef almamasını istedi. İrlanda’nın Doonbeg kentinde konuşan Trump, Zelenski ile konuyu doğrudan görüştüğünü açıkladı. “Vurulabilecek başka birçok hedef var. Dizel yakıtı hedef almayın. Bu dünyaya zarar veriyor” diyen Trump, Ukrayna’nın uzun menzilli İHA saldırılarının Rusya’daki rafineri kapasitesini düşürdüğünü ve yakıt arzını daralttığını savundu. Trump ayrıca küresel dizel sıkıntısının ana nedeninin Ortadoğu’daki çatışmalar olmadığını öne sürdü. “Kıtlık Ortadoğu’dan kaynaklanmıyor. Bunun nedeni Rusya ve Ukrayna’da yaşananlar” ifadelerini kullandı. Kiev yönetiminden Trump’ın çağrısına henüz yanıt gelmezken, açıklama enerji savaşının yeni bir boyutunu ortaya koydu. Hürmüz ve Babülmendep’te petrol taşımacılığı tehdit altındayken, Rus rafinerilerine yönelik saldırılar da dizel piyasasında ikinci bir baskı yaratıyor.
