AK Parti’nin kurucu isimlerinden, eski Kültür ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Şule Aydın’ın sunduğu programa konuk oldu. Bir dönem AK Parti sözcülüğü, genel başkan yardımcılığı ve bakanlık görevleriyle partinin en görünür isimlerinden biri olan Çelik, programda hem AK Parti iktidarına hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası döneme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Hüseyin Çelik: Muhafazakâr camia Kemalizm karşısına Hamidizm çıkardı... Abdülhamid istibdatçıydı
Çelik, hâlâ AK Parti üyesi olduğunu ancak partinin hiçbir faaliyetine katılmadığını belirterek, “2015’ten itibaren aşağı yukarı noktayı koydum” dedi.
“GÖNÜL BAĞIM KOPTU”
AK Parti ile ilişkisini anlatan Çelik, partiden resmen ayrılmadığını ancak siyasi ve duygusal bağının koptuğunu söyledi.
Çelik, “Hâlâ AK Parti üyesiyim ama AK Parti’nin hiçbir faaliyetine katılmıyorum” dedi.
Bu kopuşun bir anda yaşanmadığını belirten Çelik, “Gönül bağım koptu. Çünkü yapılan yanlışlıkları sineye çekemedim. Eğer gerçek bir hukuk devletinden sapmışsanız, güçler ayrılığı prensibinde sıkıntılar başlamışsa, 3Y meselesinde ciddi arızalar varsa, gelir dağılımındaki adaletsizlik gittikçe bozuluyorsa; hak, hukuk, adalet, ekonomi hangi başlığı ele alırsanız alın, bugün dünden daha kötüye doğru gidiyoruz” ifadelerini kullandı.
“AK PARTİ PROGRAMINI HATIRLATIRDIM”
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bugün “ayna tutma” imkânı olsa ilk olarak AK Parti’nin kuruluş programını hatırlatacağını söyledi.
Parti programının hazırlanmasında kendisinin de yer aldığını belirten Çelik, AK Parti’nin kuruluş metninde özgürlük, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele ve adalet vurgusunun bulunduğunu hatırlattı.
Ancak asıl meselenin metinlerde yazanlar değil, uygulama olduğunu belirten Çelik, “Parti programında ne yazdığınız değil, anayasada ne yazılı olduğu değil; sizin neyi nasıl uyguladığınız önemlidir” dedi.
Çelik, “Dünyanın en güzel metinlerini yazabilirsiniz. Siz onu ne kadar hayata geçiriyorsunuz? Ne kadar çoğulculuk var? Hukukun üstünlüğü korunabiliyor mu? Biz demokratik bir ülke miyiz?” sözleriyle iktidara eleştirilerini sıraladı.
“ERDOĞAN’DAN SONRA AK PARTİ’NİN YAŞAMA ŞANSI YOK”
Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri Erdoğan sonrası AK Parti tartışması oldu.
Karizmatik liderlerin kendi yerlerine güçlü bir halef bırakmak istemediğini savunan Çelik, bu tip partilerin liderden sonra yaşama şansının sınırlı olduğunu söyledi.
Çelik, “Karizmatik liderlerin partilerinin kendilerinden sonra yaşama şansı zaten yoktur. Demirel gittikten sonra DYP yaşamamıştır. Özal gittikten sonra Anavatan Partisi yaşamamıştır. Tayyip Erdoğan’dan sonra da AK Parti’nin yaşama şansı yoktur” dedi.
AK Parti’nin bir anda yok olmayacağını ancak kademeli olarak zayıflayacağını ifade eden Çelik, partinin Erdoğan’la güçlü biçimde özdeşleştiğini söyledi.
Çelik, “Hiçbir parti AK Parti kadar lideriyle özdeşleşmemiştir. Dolayısıyla Sayın Erdoğan’dan sonra A, B, C, D hangi şahsı getirirseniz getirin AK Parti’nin başına tutmaz” değerlendirmesinde bulundu.
“VELİAHT SİSTEMİ BİZİ MUZ CUMHURİYETİ YAPAR”
Erdoğan sonrası olası liderlik tartışmalarında aile içinden bir ismin öne çıkarılması ihtimaline de değinen Çelik, cumhuriyet rejiminin veraset anlayışıyla bağdaşmayacağını söyledi.
Azerbaycan, Suriye, Türkmenistan, Irak ve Libya örneklerini veren Çelik, cumhuriyet adı taşıyan bazı rejimlerde iktidarın fiilen aile içinde devredildiğini hatırlattı.
Çelik, “Cumhuriyet, saltanat gibi veliahdınızın aile içerisinden seçildiği bir sistemin adı değildir” dedi.
AK Parti içinde de liderliğin veraset sistemiyle belirlenmesinin ağır sonuçlar doğuracağını belirten Çelik, “Veraset sistemiyle bu yapılırsa bu bizi muz cumhuriyeti yapar” ifadelerini kullandı.
MHP ORTAKLIĞINA SERT ELEŞTİRİ
Çelik, AK Parti ile MHP arasındaki ittifaka da sert sözlerle karşı çıktı.
Geçmişte MHP lideri Devlet Bahçeli ile yaşadığı tartışmalar hatırlatılan Çelik, bugünkü AK Parti-MHP ortaklığını “garipliklerden biri” olarak nitelendirdi.
Çelik, MHP’nin geçmişte ortak olduğu siyasi partilere zarar verdiğini savunarak, “MHP kiminle ortak olmuşsa onu bitirmiştir” dedi.
Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminden örnek veren Çelik, MHP’nin küçük oy oranına rağmen koalisyonlarda etkili konum elde ettiğini, ancak ortak olduğu partilerin siyasi olarak zarar gördüğünü söyledi.
Çelik, “MHP’nin AK Parti ile olan ortaklığı AK Parti’ye yaramayacaktır. AK Parti ile ortak olduğu günden beri her seçimde oyu düşüyor” değerlendirmesinde bulundu.
15 TEMMUZ İÇİN YANITLANMAMIŞ SORULAR
Hüseyin Çelik, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin de dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
15 Temmuz’un tüm sorularının yanıtlanmış bir dönem olmadığını belirten Çelik, Meclis’te kurulan darbe araştırma komisyonuna dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın neden gidip ifade vermediğini sordu.
Çelik, “Bu işin iki önemli muhatabı vardı. Biri dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, biri dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan. Bu insanlar niye gelip ifade vermediler?” dedi.
Çelik, 15 Temmuz’a ilişkin “bir değil, yüz tane soru” bulunduğunu belirterek, olayın görünmeyen yüzünün bilinmesinin istenmediği izlenimi doğduğunu söyledi.
“150 BİN KİŞİNİN ÇOLUK ÇOCUĞUNUN PERİŞAN EDİLMESİNE KARŞIYIM”
Çelik, 15 Temmuz sonrasında KHK’larla kamudan ihraç edilenlere ilişkin de eleştirilerde bulundu.
“İltisak” ve “irtibat” gerekçeleriyle çok sayıda kişinin hak kaybına uğradığını belirten Çelik, “150 bin kişi kararnameyle atıldı. Bunların ve çoluk çocuğunun perişan edilmesine karşı çıkıyorum. Barış akademisyenlerinin de perişan edilmesine, atılmasına karşı çıkıyorum” dedi.
Çelik, bu eleştirileri bir parti göreviyle değil, “aydın sorumluluğu” ile dile getirdiğini söyledi.
DENİZ GÖKTAŞ YORUMU: HAPSE ATILMASI GEREKMİYOR
Programda komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması da gündeme geldi.
Göktaş’ın gösterisini baştan sona izlediğini söyleyen Çelik, komedyenin Türkçeyi iyi kullanan, zeki ve meramını anlatabilen biri olduğunu belirtti.
Ancak bazı esprileri eleştirdiğini de ifade eden Çelik, özellikle haşemalı kadınlar ve “dört kitap” üzerinden yapılan mizahı doğru bulmadığını söyledi.
Çelik, “Eğer siz mizahınızı insanların kutsalları üzerine kurarsanız, insanların kutsalları mizah konusu yapılmamalı. Benim eleştirim bu” dedi.
Bununla birlikte Göktaş’ın hapse atılmasını savunmadığını belirten Çelik, “Bunun için hapse mi atılması gerekiyor? Belki uyarılabilir. Özür dilemek de bir erdemdir” ifadelerini kullandı.
NATO HAZIRLIKLARINA TEPKİ: ÜÇÜNCÜ DÜNYA GÖRÜNTÜSÜ
Çelik, Ankara’da NATO zirvesi nedeniyle alınan güvenlik ve trafik önlemlerine de tepki gösterdi.
Yabancı liderlerin gelişi nedeniyle hayatın durma noktasına getirilmesini “görgüsüzlük” olarak nitelendiren Çelik, “Bu gerçekten tam bir üçüncü dünya görüntüsüdür” dedi.
Çelik, misafirperverlik ile vatandaşın gündelik hayatını felç etmenin ayrı şeyler olduğunu belirterek, “Misafir geldiği zaman daha derli toplu olmak insani bir şeydir. Ama bu vatandaşı süpürmek değildir” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump için de çok sert ifadeler kullanan Çelik, “Trump geliyor diye bu görgüsüzlüklere başvurmak zorunda değiliz” dedi.
KADIN SUNUCU TARTIŞMASI: GERİ ADIM ATMADI
Programda Çelik’e geçmişte bir televizyon sunucusunun kıyafeti üzerinden yaptığı açıklamalar da soruldu.
Çelik, o dönemki yorumunu bugün de “aşırı” bulmadığını söyledi.
“Kimin nasıl giyindiğinin ölçüsüne siyasetçiler mi karar verir?” sorusuna yanıt veren Çelik, herkesin erişimine açık yayınlarda toplumun genel hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiğini savundu.
Çelik, “Bir konuda yanlış yaptığım zaman özür dilerim diyebilenlerdenim. Ama o gün yaptığım yorumu aşırı bulmuyorum” dedi.
“CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ TÜRKİYE’NİN FELAKETİ OLDU”
Çelik, Türkiye’de yasama, yargı ve yürütme dengelerinin bozulduğunu savunarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni sert sözlerle eleştirdi.
Meclis’in etkisiz ve yetkisiz hale geldiğini belirten Çelik, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, Türk tipi başkanlık, Türkiye’nin felaketi olmuştur” dedi.
Çelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarih boyunca hiç bu kadar etkisiz olmadığını savunarak, “Rus Duması ile bizim Meclis arasında fark yoktur” ifadelerini kullandı.
“YARGI BAĞIMSIZ DEĞİLSE TUZ KOKMUŞ DEMEKTİR”
Türkiye’de yargının hiçbir dönem tam anlamıyla bağımsız ve tarafsız olmadığını savunan Çelik, bugünkü yargı düzenini de sert biçimde eleştirdi.
Geçmişte farklı güç odakları adına hareket eden yargı anlayışının bugün başka bir siyasal güç adına çalıştığını söyleyen Çelik, “Dün bir başka grup adına bunu yapıyordunuz, bugün bir başka güç adına yapıyorsunuz. İkisi de yanlış” dedi.
Çelik, “Eğer yargı bağımsız olmazsa, eğer yargı tarafsız olmazsa, yani adalet bozulmuşsa tuz kokmuş demektir” değerlendirmesinde bulundu.
YENİ PARTİ SORUSUNA CEVAP
Çelik, aktif siyasete dönüp dönmeyeceği ve yeni bir parti içinde yer alıp almayacağı sorusuna ise mesafeli cevap verdi.
Türkiye’de çok sayıda parti bulunduğunu belirten Çelik, “Neredeyse 190 tane parti var. Parti enflasyonu var. Yeni bir parti kurmanın anlamı yok” dedi.
Kendisini siyasetten tamamen çekilmiş biri olarak tanımlamadığını söyleyen Çelik, “Ben zaten siyasetin içindeyim. Siyaset yapmak illa bir siyasi partinin çatısı altında tarafgirlik siyaseti yapmak anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
Milletvekilliği teklifleri aldığını ancak mevcut Meclis yapısında görev almak istemediğini belirten Çelik, “Bu etkisiz ve yetkisiz Meclis’te etkisiz bir eleman olmak istemiyorum” dedi.
