İngiltere’de gerçekleştirilen kapsamlı araştırmalar, günlük işe gidiş-geliş sürelerinin çalışanların ruh sağlığı, iş memnuniyeti ve sosyal yaşamı üzerindeki doğrudan etkilerini gözler önüne serdi. Finans kuruluşu Chase tarafından 2 bin çalışanın katılımıyla yapılan ankete göre, çalışanların kendilerini en rahat hissettikleri ideal işe gidiş süresi 29 dakika olarak belirlendi.
Araştırma sonuçları, yolculuk süresi 45 dakikaya ulaştığında çalışanlardaki stres seviyesinin belirgin şekilde arttığını ve bireylerin mesaiye başlamadan önce olumsuz bir ruh haline büründüklerini gösteriyor. İşe ulaşımda en rahat hisseden grubun genellikle kendi özel araçlarını kullanan ve yolculuk esnasında müzik dinleyen kişilerden oluştuğu tespit edildi. Ayrıca bu çalışanların, trafiğe yakalanmamak adına yola erken çıkma ve güzergahlarını önceden planlama eğiliminde oldukları kaydedildi.
20 DAKİKALIK ARTIŞ, YÜZDE 19 MAAŞ KESİNTİSİ HİSSİYATI YARATIYOR
İşe gidiş sürelerinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisini inceleyen bir diğer çalışma ise Batı İngiltere Üniversitesi (UWE) tarafından yürütüldü. Beş yıl boyunca 26 binden fazla çalışanın verilerinin analiz edildiği araştırmada, günlük yolculuk süresinde yaşanan 20 dakikalık bir artışın iş memnuniyeti üzerinde yarattığı olumsuz etkinin, yüzde 19’luk bir maaş kesintisine eşdeğer olduğu saptandı.
Ulaşım türünün de ruh sağlığı üzerinde farklı etkiler yarattığına dikkat çekilen çalışmada; özellikle otobüs kullanan çalışanların uzun yolculuk sürelerinden daha olumsuz etkilendiği, yürüyerek veya bisikletle işe gidenlerin ise yolculuk tecrübelerini çok daha olumlu değerlendirdikleri aktarıldı. UWE araştırmacıları ayrıca, evden çalışma modelinin iş memnuniyetini artıran olumlu faktörler arasında yer aldığını vurguladı.
"İŞE GİDİP GELME PARADOKSU" VE YAŞAM MEMNUNİYETİ KAYBI
NTV'nin haberine göre; ekonomistler Bruno Frey ve Alois Stutzer, insanların uzun yolculuk sürelerini göze alma durumunu "işe gidip gelme paradoksu" (commuting paradox) kavramıyla açıklıyor. Teoriye göre bireyler, daha yüksek gelir elde etmek amacıyla evlerinden uzaktaki iş tekliflerini kabul edebiliyor ya da konut giderlerini düşürmek için iş yerlerine uzak bölgelerde yaşamayı tercih edebiliyor.
Ancak ekonomistler, uzun yolculukların yaşam memnuniyetine getirdiği yükün çalışanlar tarafından genellikle hafife alındığına işaret ediyor. Yapılan hesaplamalara göre, her gün tek yönde bir saat yolculuk yapan bir çalışanın, hiç yolculuk yapmayan bir kişiyle aynı yaşam memnuniyeti seviyesine ulaşabilmesi için yaklaşık yüzde 40 oranında daha fazla gelir elde etmesi gerekiyor.
HER 10 DAKİKALIK ARTIŞ SOSYAL İLİŞKİLERİ YÜZDE 10 AZALTIYOR
Konunun toplumsal boyutuna dikkat çeken Harvard Üniversitesi siyaset bilimcisi Robert Putnam’ın değerlendirmeleri ise işe gidiş-geliş süresindeki her 10 dakikalık artışın, bireyin sosyal ilişkilerinde yüzde 10’luk bir azalmaya yol açtığını ortaya koyuyor. Veriler, uzayan yolculuk sürelerinin yalnızca iş memnuniyetini düşürmekle kalmayıp, çalışanların aileleri ve arkadaşlarıyla geçirebildikleri zamanı da doğrudan kısıtladığını gösteriyor.
