Türkiye genelinde kent sakinleri, bebek arabalı aileler ve engelli bireyler, vatandaşların kent haklarına aykırı biçimde işgal edilen kaldırımlar nedeniyle her gün araç yoluna inerek tehlikeyle burun buruna geliyor.
Şehir plancılarının hazırladığı 'Kentsel İşgalin 5 Boyutu' başlıklı yaya hakkı çalışması, sokaklarda yürümenin sıradan bir ulaşım eylemi olmaktan çıkıp adeta bir engelli parkuru mücadelesine dönüştüğünü gösteriyor.
Cadde ve sokaklardaki denetimsizlik, yayaların can güvenliğini her an tehdit eden ciddi bir kentsel krize yol açıyor.

TSE STANDARTLARINA GÖRE KALDIRIM ÜÇ AYRI BANTTAN OLUŞUYOR
Kentsel tasarım kriterlerine göre, bir yaya yolu sadece rastgele dökülen bir beton tabakasından ibaret değil.
Türk Standardları Enstitüsü (TSE) standartlarına dayanan kentsel tasarım planlamasında bir kaldırımın üç temel koridordan meydana gelmesi şart.
Bu planlamada vitrin önü ve bina giriş payı için en az 0,60 metrelik cephe bandı ayrılıyor.
Yayaların kesintisiz, engelsiz ve sıfır eşikle güvenle yürümesi adına en az 1,80 metre genişliğinde yürüme bandı oluşturulması zorunlu tutuluyor.
Ağaçlar, aydınlatma direkleri ve yön levhalarının ise yalnızca yol kenarındaki 0,80 metrelik mobilya bandında tek sırada toplanması gerekiyor.
Şehir plancıları hazırladıkları raporda, "Ağaçlar ve direkler asla yürüme bandına giremez; sadece mobilya bandında yer alabilir" uyarısında bulunuyor.

RAMPAYI KAPATAN ARAÇLAR YAYAYI AKAN TRAFİĞE ATIYOR
Otopark ücreti ödemekten kaçınan otomobil sürücüleri ile kaldırıma çıkan motokuryelerin yarattığı istila, yayaların karşılaştığı ilk büyük engeli oluşturuyor.
Özellikle engelli rampalarının önüne park edilen araçlar yüzünden tekerlekli sandalye kullananlar ve bebek arabalı ebeveynler, saatte 50 kilometre hızla seyreden araç yoluna inmek zorunda kalıyor.
Kentsel tasarım uzmanları, rampa önüne park etmenin basit bir kural ihlali sayılmayacağını, doğrudan engelli ve bebek arabalı vatandaşların hareket özgürlüğünü gasp etme anlamına geldiğini vurguluyor.
Dahası, kaldırımı taşıtlardan koruma gerekçesiyle yola çakılan demir ve plastik dubalar bile yayaların yolunu daraltan yeni bir fiziksel bariyere dönüşüyor.

BELEDİYELERİN İŞGALİYE HARCI ALMASI YAYA HAKKINI ÇİĞNİYOR
Yaya yollarındaki ikinci büyük sorun kafelerin, restoranların ve mahalle esnafının kontrolsüz yayılımı.
Masa, sandalye, dondurma dolapları ve tabelalarla doldurulan yürüme koridorları yer yer 30 santimetreye kadar daralıyor.
Kamusal alanların özel işletmelerin ek bir açık hava salonu haline getirilemeyeceğini hatırlatan hukukçular, belediyelerin işgaliye harcı alarak yürüme bandını işletmelere kiraya vermesini açık bir yaya hakkı ihlali olarak niteliyor.
Kendi mahallesinde yürümeye çalışan vatandaşlar, işletmelerin yayılmacı tutumu sebebiyle sığıntı konumuna itiliyor.

YOLUN ORTASINA DİKİLEN DİREK VE TRAFOLAR PLANLAMA AYIBI SAYILIYOR
Şehir içi altyapı çalışmalarında kurumlar arası koordinasyon eksikliği, yaya yollarını adeta içinden çıkılmaz bir labirente çeviriyor.
Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ), Türk Telekom, Karayolları Genel Müdürlüğü ve ilçe belediyeleri arasındaki kopukluk nedeniyle yalnızca 1,20 metre genişliğindeki kaldırımların tam ortasına beton direkler ile elektrik trafoları yerleştiriliyor.
Bu plansız yerleşimler nedeniyle görme engelli bireyler için döşenen sarı kılavuz çizgileri doğrudan beton direğe toslayarak tehlikeli bir bariyer çıkmazına yol açıyor.
Uzmanlar, yürüme bandının ortasına dikilen altyapı elemanlarını büyük bir mühendislik ve şehircilik ayıbı olarak tanımlıyor.

E-SCOOTER PARKI İÇİN KALDIRIMDAN DEĞİL TAŞIT YOLUNDAN ALAN AYRILMASI GEREKİYOR
Mikromobilite araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte kaldırımlara gelişigüzel devrilen e-scooter yığınları, yayaların hareket alanını daraltan dördüncü boyutu oluşturuyor.
Çevre dostu bir ulaşım çözümü sunan bu araçlar, sokaklarda özel park cepleri ve kilit istasyonları bulunmadığı zaman yayalar için ciddi bir engele evriliyor.
Yayalar, kaldırımlarda devrilen onlarca iki tekerlekli aracın üzerinden atlayarak yoluna devam etmek durumunda kalıyor.
Şehir plancıları kalıcı çözüm için yaya kaldırımlarının değil, taşıt yolundan tek bir araçlık park cebinin e-scooter park alanına dönüştürülmesini öneriyor.
Kentsel tasarımcılar, bir şehrin uygarlık düzeyinin otoyolların şerit sayısıyla değil, bir çocuğun veya engellinin kaldırımda tek başına kesintisiz yürüyebilmesiyle ölçüleceğini dile getiriyor.


