Sosyal medyada yürüme odaklı şehircilik anlayışını savunan Yürünebilir Şehirler platformunun kurucusu Dilara Salva, 2 Eylül 2026 tarihinde Youtube kanalında yayınladığı videoda, modern metropollerin otomobil merkezli politikalar yüzünden insan yaşamından nasıl uzaklaştığını anlattı.
Japonya'nın Osaka kentinde ikamet eden Dilara Salva; 1900'lü yılların başından bu yana süregelen yaya hakları mücadelesini, Türkiye'deki hatalı altyapı uygulamalarını ve yayaların daralan yaşam alanlarını somut verilerle anlattı.
Çalışma, sokakların otomobiller tarafından adım adım nasıl ele geçirildiğini ayrıntılarıyla ortaya koydu.
BİR ASIR ÖNCEKİ MANİFESTO, OTOMOBİL TEKELİNE İSYAN ETTİ
Analizine 1900'lü yılların ilk çeyreğinde bir yayanın kaleme aldığı tarihi mektupla başlayan Dilara Salva, taşıtların sokaklara indiği ilk dönemlerde halkın gösterdiği büyük tepkiyi hatırlattı.
Geçmişte sokakların otomobillerden arındırılmış bir yapıda olduğunu vurgulayarak o devrin metninde yer alan şu ifadelere dikkat çekti:
"Yayalar otomobilcilerin zorbalığına boyun eğmek zorunda kalıyorlar.
Otomobilcilere karşı örgütlenmenin vakti gelmiş olabilir.
Bir araya gelmeliyiz ve sokakları kullanma hakkımızda ısrar etmeliyiz.
Ta ki otodomuzlar sokaklarımızı diledikleri gibi kullanmayacaklarını ve tekelleştiremeyeceklerini anlayana dek.
İmza bir yaya."
O devirde insanların henüz arabasız hayatın konforunu ve güvenliğini çok iyi bildiğini belirten içerik üreticisi, günümüzde bunu hayal etmenin dahi zorlaştığını dile getirdi.

Dilara Salva
MAHALLE YAŞAMI İKİ TONLUK METAL CANAVARLARLA YOK OLDU
Otomobillerin yaygınlaşmasından önce yerleşim yerlerinin tamamen yürüme ve bisiklet mesafesine göre tasarlandığını kaydeden Dilara Salva, ailelerin çocuklarını kapı önüne güvenle bıraktığını ve komşuluk ilişkilerinin doğrudan sokakta kurulduğunu söyledi.
Yolların önüne masa sandalye atılarak sosyalleşilen günlerden bugüne gelinen noktayı özetleyen Youtuber, dışarıdan gelen iki tonluk araçların sokakları işgal etmesiyle birlikte ölümcül tehlikelerin başladığını kaydetti.
Sosyal medyada karşılaştığı bir paylaşıma da değinen Dilara Salva, bir kullanıcının, "İki tane arabanın park edebileceği yerde baksanıza 16 kişi oturuyor. Belediye acilen bu duruma çözüm bulmalı ve bu masa sandalyeler kalkmalı. Biz arabalarımızı park etmek istiyoruz" şeklindeki şikayetini aktararak, kamu yararının hangi tarafta olduğunun ciddi biçimde tartışılması gerektiğini vurguladı.
OTOYOLLAR DEMİRYOLU AĞLARINI YIKARAK ŞEHİRLERİ KUŞATTI
Ulaşım politikalarındaki dönüşümü Amerika Birleşik Devletleri (ABD) örneği üzerinden ele alan Dilara Salva, ülkeyi bir uçtan diğerine saran köklü demiryolu ağlarının, otomobillerin 'yeni nesil özgürlük sembolü' olarak pazarlanmasıyla tasfiye edildiğini aktardı.
Raylı sistemlerin yıkılarak yerine çok şeritli otoyolların inşa edildiğini ifade eden ünlü yayıncı, alan verimliliği açısından otomobillerin en mantıksız ulaşım aracı konumunda kaldığını belirtti.
Aynı genişlikteki yol güzergahında saatlik yolcu taşıma kapasitesini gösteren tabloları paylaşan Dilara Salva; yüzlerce kişinin yalnızca iki otobüse veya bisikletlere sığabildiğini, buna karşın şahsi otomobillerin takip mesafesi zorunluluğu nedeniyle kentin devasa arazilerini yuttuğunu kaydetti.

KGM MEVZUATI VE AĞAÇ KESİMLERİ KALDIRIMLARI FIRINA ÇEVİRDİ
Yol genişletme ve hız limitlerini artırma politikalarının kamu bütçesini tükettiğine işaret eden Dilara Salva; köprülere ve asfaltlara aktarılan devasa kaynakların toplu taşımadan, bisiklet yollarından, yaya kaldırımlarından ve kentsel peyzajdan kısıldığını açıkladı.
Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) mevzuatında sürücülerin görüş açısının kapanmaması gerekçesiyle yol kenarlarına ağaç dikilmesini kısıtlayan maddelerin yer aldığını anlatan sosyal medya fenomeni, Türkiye genelinde ağaçların trafik tabelaları ile sinyalizasyonu engellememesi adına biçimsiz şekilde budandığını kaydetti.
Gölgelikten yoksun kalan caddelerin yaz aylarında fırına dönüştüğünü söyleyen Dilara Salva, egzoz kokusu ve korna gürültüsü sebebiyle yürümenin eziyete dönüştüğünü, bu baskının insanları mecburen araç satın almaya ittiğini ifade etti.
GÖKÇEADA'DA 50 YAYA KÜÇÜCÜK KALDIRIMA SIKIŞIP KALDI
Tatil için gittiği Çanakkale'ye bağlı Gökçeada'da şahit olduğu yaya krizini anlatan Dilara Salva, turistik bölgelerin de hızla akan araçlar yüzünden kimliğini kaybettiğini dile getirdi.
Kalabalık caddede hızla seyreden taşıtlar nedeniyle insanların yola taşamadığını belirten Youtube; ana güzergahta yalnızca 8 otomobil geçerken, 50 kişinin kaldırımdaki pastane kuyruğuyla birlikte daracık alana sıkıştığını söyledi.
Ziyaretçilerin 'en yakın yere park edip yürüyeyim' mantığıyla kıyı şeritlerini istila ettiğini aktaran Dilara Salva, "Arabalar dertli dertli denizi izlesin diye denize sıfır otoparklar açılıyor" diyerek doğal kıyıların otoparka dönüştürülmesine tepki gösterdi.
Geçmiş yıllarda bir aracın yayaya çarpması durumunda toplumda infial ve derin yas yaşandığını, günümüzde ise bu can kayıplarının olağan karşılandığını kaydetti.

HER DAİREYE BİR ARAÇ TÜRKİYE'DE FİZİKSEL OLARAK İMKANSIZ
Şehirlerin taşıt yoğunluğunu kaldıramayacak bir mimari gerçekliğe sahip olduğunu matematiksel verilerle açıklayan Dilara Salva, Türkiye'deki apartman dokusuna dikkat çekti.
Dört katlı, her katında dörder daire bulunan ve her dairede iki yetişkinin yaşadığı ortalama bir apartmanda 32 kişinin ikamet ettiğini belirten yayıncı, bu kişilerin tamamının araba alması halinde bütün sokağın tek bir binanın otopark ihtiyacına yetmeyeceğini hesapladı.
Türkiye'deki bitişik nizam yapılaşmada herkese otomobil aldırmanın fiziksel olarak imkansız olduğunu vurgulayan ünlü fenomen, bu ısrarın ciddi güvenlik sorunları ve sosyal krizler doğurduğunu kaydetti.
Otomobil odaklı politikaların sürdürülebilir bir tarafının kalmadığını aktardı.
ÜST GEÇİTLER VE YOL BARİYERLERİ YAYALARA MENTAL ENGEL OLUYOR
Türkiye'de yaya güvenliği adı altında inşa edilen altyapıların aslında araçların hızını kesmemek amacıyla üretildiğini savunan Dilara Salva, üst geçitlerin yayalar üzerinde psikolojik ve fiziki bariyerler kurduğunu ifade etti.
Şehir merkezlerinden altı şeritli otoyolların geçirilmesini eleştirerek Kocaeli'deki İzmit Sahili örneğini verdi.
İzmit sahil bandının hemen kenarından geçen çok şeritli otoyol nedeniyle ilçe sakinlerinde kıyıya gitme konusunda üşengeçlik oluştuğunu dile getirerek, bu bölünmüşlüğün çarşı esnafı ile sahil kitlesi arasındaki bağı kopardığını söyledi.
İstanbul Beşiktaş'taki trafik ışıklarına da işaret eden Youtuber, dakikalarca bekleyen yayalara karşıya geçiş için yalnızca 29 saniye süre tanındığını, yayaların karşıya yetişemeden araç trafiğinin başladığını belirtti.
Kaldırıma park eden sürücülere tek fotoğrafla ceza yazdırın
SOKAKLARI GERİ ALMAK İÇİN ARAÇLARIN HUZURU KAÇMALI
Yayaların hayatını zorlaştıran şehirlerde vatandaşların mecburen araç kullanmaya yöneldiğini kaydeden Dilara Salva, kalıcı çözümün otomobillerin konfor alanını daraltmaktan geçtiğini savundu.
Sokakları geri kazanmanın formülünü şu sözlerle özetledi:
"Trafiği daha güvenli bir hale getirmek, insanların daha az araba sürmesini sağlamak ve sokaklarımızı geri almak istiyorsak arabaların huzurunu kaçırmamız gerekiyor."
Türkiye'deki yayayı tecrit eden bariyer ve üst geçit mantığının aksine, araçların hızını yavaşlatan kentsel tasarımlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Dilara Salva, yayaları ayıran değil, araçları sakinleştiren modellerin uygulanmasını önerdi.
JAPONYA'DA KALDIRIMSIZ SOKAKLARDA ÇOCUKLAR GÜVENLE YÜRÜYOR
Yaşadığı Japonya'daki şehircilik pratiklerini aktaran Dilara Salva, pek çok mahallede kaldırım bulunmadığını, buna rağmen yayaların, bisikletlilerin, pusetli ebeveynlerin ve otomobillerin aynı yolu barış içinde paylaştığını açıkladı.
Sokakta yaya yoğunluğu yüksek olduğu için araçların utana sıkıla ve çok yavaş ilerlemek zorunda kaldığını belirten ünlü yayıncı, bu durumun insanları araba kullanmaktan vazgeçirdiğini aktardı.
Japonya'da ilkokul çocuklarının okula tek başlarına yürüyerek güvenle gittiğini söyleyen Dilara Salva, kendi yaşamından da bir detay paylaştı.
Osaka'da evinin önünden otoyol geçtiğini ve gürültü nedeniyle sıcak gecelerde dahi pencereleri kapatmak zorunda kaldığını dile getiren Youtuber; Japonya'daki tren biletlerinin pahalı olduğunu, toplu taşıma sisteminin tamamen kusursuz sayılmayacağını fakat yaya ağırlıklı mahalle yapısının hayati bir model sunduğunu sözlerine ekledi.
Kentin en büyük sorunu: Kaldırım işgali! Vatandaşların kent hakkı ihlal ediliyor
