Türkiye’nin gündemine oturan geniş kapsamlı bir dolandırıcılık zinciri, Şerife Yılmaz’ın tutuklanmasıyla yargıya taşındı. Yılmaz, kullandığı kritik unvanlar ve üst düzey devlet görevlisi imajıyla güven kazanarak çok sayıda kişiyi maddi ve manevi zarara uğratmakla suçlanıyor.
"MSB’DE ONAY BEKLİYOR" YALANIYLA 135 BİN TL
Soruşturma dosyasındaki ilk şikâyet, Ocak ayında Ö.G. isimli bir vatandaşın başvurusuyla ortaya çıktı. İddiaya göre Yılmaz, kendisini Millî Savunma Bakanlığı (MSB) ile koordineli çalışan bir "diplomat" olarak tanıttı.
Bakanlıkta bekleyen bir işlemin onaylandığına dair sahte bir mizansen kurgulayan Yılmaz, "arkadaşıma vereceğim" diyerek Ö.G.’den toplam 135 bin TL talep etti.
Pazartesi günü onayın çıkmadığını gören mağdur, parasını geri istediğinde ise Yılmaz’ın "dayısının MİT’te üst düzey yönetici olduğu" tehdidiyle karşılaştığını ileri sürdü. Yılmaz ise savunmasında diplomat olduğunu reddederek parayı "borç" olarak aldığını iddia etti.
ESTETİK KLİNİĞİNDE "ULUSLARARASI DEKONT" OYUNU
Gazeteci İsmail Saymaz'ın aktardığı detaylara göre, ikinci büyük suçlama ise bir estetik cerrahtan geldi. Şerife Yılmaz’ın kendisini "Ebru" ismiyle tanıttığı, ABD’de yaşayan zengin bir iş kadını olduğu imajını çizdiği belirtildi.
24 bin TL’lik tedavi sonrası havale dekontu gönderen ancak ödeme emrini hemen iptal eden Yılmaz’ın, paranın hesaba geçmemesini "hesaplarımın merkezi Amerika olduğu için gecikme yaşanıyor" diyerek açıkladığı kaydedildi.
DEPREMZEDELER VE HACI ADAYLARI DA HEDEFTE
Dosyadaki iddialar sadece bireysel şikâyetlerle sınırlı değil. Şerife Yılmaz’ın "savaş gazisiyim" veya "kritik görevlerin sorumlusuyum" gibi ifadelerle en hassas kesimleri de hedef aldığı öne sürülüyor:
Depremzedeler: Konut veya yardım vaadiyle kandırıldıkları iddia ediliyor.
Hacı Adayları: Kontenjan sağlama sözüyle paralarının alındığı ileri sürülüyor.
Tehdit ve Sindirme: Parasını geri isteyen mağdurların, Yılmaz tarafından "MİT üzerinden gözaltına aldırmakla" tehdit edildikleri dosyadaki sarsıcı detaylar arasında yer alıyor.
