Kılıçdaroğlu'ndan Cumhurbaşkanı adayı çıkışı: Egosunun esiri olmayacak

Kılıçdaroğlu'ndan Cumhurbaşkanı adayı çıkışı: Egosunun esiri olmayacak

Kemal Kılıçdaroğlu, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Kulübü öğrencileriyle dün CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Burada konuşan Kılıçdaroğlu, "Şu çok önemli; seçeceğiniz cumhurbaşkanı adayı, egosunun esiri olmayacak. Egosunun esiri olursa şöyle bir tablo ortaya çıkar; ‘Oh ne güzel ya cumhurbaşkanı seçildim, bir imzayla her şey oluyor, nereden çıktı bu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, ben bunu kabul ediyorum, böyle devam edeceğim’ derse olmaz bu" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kadir Has Üniversitesi öğrencilerini ağırladı ve onların sorularını yanıtladı. Bir öğrenci, İstanbul Taksim’deki bombalı terör saldırının ardından sosyal medyaya getirilen bant daraltma uygulamasını anımsattı ve Kılıçdaroğlu’na, “Bu durumun aynısının seçim gecesi olması durumunda ne gibi önlemler almayı planlıyorsunuz” diye sordu. Başka bir öğrenci de Altılı Masa’nın parlamenter sisteme dönüş vaadini hatırlattı ve “İktidara gelindiği taktirde başkanlık sisteminde, mevcut sistemde kalınma ihtimali var mı” sorusunu yöneltti. Diğer bir öğrenci, CHP’nin gençlere nasıl ulaşmayı planladığını sordu. Başka bir öğrenci ise “Türkiye, hak edilmiş demokrasiye layık mı? Siz, olası iktidarınızda halktan yana mı, Hak’tan yana mı bir politika izlemeyi mi düşünüyorsunuz? Siz halkın mı, Hak’ın mı yanındasınız” diye konuştu.

"Eğitim sisteminin tümüyle iflas ettiğini düşünen birisiyim" diyen CHP lideri "Eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması lazım. Başarılı bir eğitimin göstergesi şudur; eğitim alan kişinin -ister kreşte ister üniversitede- merak duygusunu büyüten eğitim, başarılı bir eğitimdir. Yani hayatı, geleceği, geçmişi sorgulayan ve ‘güzel bir gelecek nasıl inşa edilebilir’ diye düşünen bir eğitim, düşünmeyi sağlayan bir eğitim başarılıdır. Bizde ise eğitim sistemi ezbere dayandığı, hayat tümüyle test çözme ile geçtiği için merak duygusunu büyüten, ‘geleceğini nasıl inşa edebiliriz’ diye düşünmeyi engelleyen bir eğitim sistemimiz var. Buradan eğitim sisteminin çıkması lazım" dedi.

DENEMESİNİ İSTANBUL SEÇİMLERİNDE YAPTIK

Seçimlerle ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, "Sandık başında olan arkadaş, cep telefonu ile fotoğrafını çekecek, bize gönderecek. Yavaşladı, 10-15 dakika sonra gelir. Önemli olan, tutanağı imzaladığı andan itibaren onun fotoğrafını çekmiş ve bize göndermiş olması. Biz, burada toplayacağız. Biz, bunun denemesini İstanbul seçimlerinde yaptık. Yüksek Seçim Kurulu bir ara seçim sonuçlarını vermedi ama bizim elimizde bütün tutanaklar vardı. İsterse üç gün sonra versin ne fark eder, o tutanaklar zaten elimizde" ifadelerini kullandı.

CUMHURBAŞKANI ADAYININ, EGOSUNU YENEN BİRİSİ OLMASI LAZIM

Cumhurbaşkanı adayı olacak kişinin profiliyle ilgili de değerlendirmede bulunan Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

Şu çok önemli; seçeceğiniz cumhurbaşkanı adayı, egosunun esiri olmayacak. Egosunun esiri olursa şöyle bir tablo ortaya çıkar; ‘Oh ne güzel ya cumhurbaşkanı seçildim, bir imzayla her şey oluyor, nereden çıktı bu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, ben bunu kabul ediyorum, böyle devam edeceğim’ derse olmaz bu. O nedenle cumhurbaşkanı adayının, egosunu yenen, devleti bilen, devleti tanıyan, Altılı Masa’yı yine çalıştıracak olan, temel bazı kararları beraber, müşterek alma sözü veren birisinin olması lazım. Bu çerçevede hareket ediyoruz. ‘Başkanlık sisteminde kalma ihtimali var mı?’ Hayır.

BABANIZDAN DAHA DÜŞÜK BİR GELİRE MAHKUM EDİLİYORSUNUZ

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

Üniversiteyi bitirmiş işsiz bir genç, iş ister. Onun beklentisi iş. Atama bekleyen öğretmen var. Onun beklentisi atama. ‘Atama nasıl olacak?’ Her bir alanın kendine özgü... Üniversitede öğrenci olanların da kendilerine göre beklentileri var; mezun olduklarında ‘Bir yere girip çalışabilecek miyim?’ Daha da önemlisi, bütün bunların üstünde gençler, özgürlük istiyorlar. ‘Benim özgür dünyama neden siyasetçi müdahale ediyor? Benim tweetime neden müdahale ediyor?’ diye eleştiriler de var. Bu çerçevede biz, gençlere yaklaşıyoruz, gençlerle konuşuyoruz. Geleceği büyük ölçüde yurt dışında arayan umutsuz bir gençliğimiz de var. Neden gençler umutsuz ve geleceği yurt dışında arıyor? Bunun temel bir nedeni var. Benim kuşağım, bizler, babamızdan daha iyi bir eğitim aldık ve babamızdan iyi bir gelir standardını yakaladık. Sizin kuşağınız ise babanızdan daha iyi bir eğitim almanıza rağmen onlardan daha düşük bir gelire mahkum ediliyorsunuz. Bu, umutsuzluk yaratıyor. Bunu sakın unutmayın. Bu, bizim Cumhuriyet tarihinde ilk kez yaşanıyor. Daha iyi eğitim alan bir kuşak, annelerinden ve babalarından daha düşük bir gelire mahkum ediliyor. Çünkü gelir dağılımında olağanüstü bir bozulma var.

SİSTEM DARBE HUKUKUNDAN AYRILMADIKÇA DEMOKRASİ OLMAZ

Demokrasi… Çok şey kaybettik aslında. Bir şey yaşadık aslında. Türkiye’de insanımız, yaşayarak görüyor, okuyarak değil. Kararını ondan sonra veriyor. Demokrasinin nasıl kaybedildiğini gördük. Her askeri darbeden sonra veya askerlerin her müdahalesinden sonra bir hukuk oluştu. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, buna ‘darbe hukuku’ diyoruz. Sistem darbe hukukundan ayrılmadıkça demokrasi olmaz. YÖK, bir darbe hukuku ürünüdür. Seçim Kanunu, bir darbe hukuku ürünüdür. Gerçek anlamda demokrasiyi getirmeliyiz. Darbe hukukundan hukuk sistemini arındırmamız lazım. Örnek; sandığa gideceksiniz, oy kullanacaksınız, milletvekili seçeceğinizi sanıyorsunuz. Milletvekili seçmiyorsunuz ki. Milletvekillerini seçen, genel başkanlar. Sizin önünüze liste konuluyor. Siz, listenin altına oyunuzu kullanıyorsunuz. Millet, kendi milletvekilini seçmiyor. Darbe hukukunun ürünü bu. Bizim dışımızda bunu dile getiren yok, herkes hayatından çok memnun. Peki diyeceksiniz, ‘Böyle olsa ne olur?’ Parlamentonun iradesi ipotek altına alınıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün en güçlü olduğu dönemde bile Meclis, Mustafa Kemal Atatürk’e başkomutanlık yetkisini sadece 3 ay süreyle vermiştir. ‘Yetki bende’ demiştir. ‘Mücadele mi edeceksin Sakarya Savaşı, diğer savaşlarda… 3 ay süreyle verdim. 3 ay sonra gel, Meclis’e tekrar bilgi ver.’ O nedenle adı Gazi Meclis’tir. Şimdi yok öyle bir şey. Demokraside çok şey kaybettik ama kazanmak zorundayız.

SAKIN ‘SANDIĞA GİTMİYORUM’ DEMEYİN

Halkın her katmanıyla sıcak, samimi ilişkiler kurmak istiyoruz. Tek isteğim; sakın ‘Sandığa gitmiyorum’ demeyin. Mutlaka gidin, mutlaka. Vicdanınızın sesini dinleyeceksiniz, oyunuzu ona göre kullanacaksınız. 6 milyon genç, ilk defa sandığa gidecek. Demokrasiden yana oy kullandığınızda zaten Türkiye’nin kaderini değiştirmiş olacaksınız.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN