Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz, iklim krizine ilişkin haftalık değerlendirmesinde okyanuslarda kaydedilen yeni sıcaklık rekorunu gündeme taşıdı.
Climate Reanalyzer’ın NOAA OISST V2.1 verilerine dayanan ölçümlerine göre kutup bölgeleri dışındaki dünya okyanuslarının yüzey sıcaklığı 23 Ağustos’ta ortalama 21,235 dereceye ulaştı. Böylece Nisan 2024’te ölçülen 21,173 derecelik önceki rekor geride bırakıldı.
REKORDAN ÇOK ZAMANLAMASI ENDİŞELENDİRDİ
Kurnaz, “Okyanusların Rekor Kırması Şaşırtıcı Değil, Rekorun Ağustos Sonunda Gelmesi Şaşırtıcı” başlıklı yazısında, iklim sistemi açısından asıl dikkat çekici noktanın rekorun tarihi olduğunu vurguladı.

Küresel ortalama okyanus yüzeyi sıcaklıkları, güney yarımküredeki yaz mevsiminin ardından genellikle mart ve nisan aylarında zirveye ulaşıyor. Önceki sıcaklık rekorunun da Nisan 2024’te ölçüldüğünü hatırlatan Kurnaz, ağustos sonunda gelen yeni rekorun okyanus sistemindeki mevsimsel işleyişin alışılmış kalıplardan uzaklaştığına işaret ettiğini belirtti.
Kurnaz, durumu şu sözlerle değerlendirdi:
“Asıl dikkat çekici olan rakamın kendisi değil, geldiği zaman. Bu rekorun ağustos sonunda gelmesi, sistemde bir şeylerin her zamankinden farklı işlediğinin işareti.”
NOAA OISST veri setinin Eylül 1981’den bu yana uydu, gemi ve şamandıra gözlemlerini bir araya getirdiği, son iki haftaya ait değerlerin ise öncü nitelikte olduğu belirtiliyor. Farklı yöntem ve coğrafi kapsam kullanan Copernicus veri setinde rakamlar küçük farklılıklar gösterse de Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi de okyanus sıcaklıklarının yılın bu dönemi için rekor seviyelere ulaştığını doğruluyor.
EL NİNO ISINMAYI DAHA DA GÜÇLENDİRİYOR
Okyanuslardaki olağanüstü sıcaklığın arkasında, insan faaliyetlerinden kaynaklanan uzun vadeli küresel ısınmanın yanı sıra gelişmekte olan güçlü El Nino’nun da etkisi bulunuyor.
Kurnaz’a göre El Nino’nun kısa vadeli ısıtıcı etkisi, onlarca yıldır sera gazı salımları nedeniyle ısınan okyanusların üzerine ekleniyor. El Nino’nun henüz zirve noktasına ulaşmamış olması ise önümüzdeki aylara ilişkin endişeleri artırıyor. Mevcut tahminler El Niño’nun kasım ile ocak arasında en güçlü seviyesine ulaşabileceğini gösteriyor.

OKYANUSLAR DÜNYANIN ISI DEPOSU
İnsan faaliyetleri nedeniyle iklim sisteminde biriken fazla ısının yüzde 90’dan fazlası okyanuslar tarafından emiliyor. Bu nedenle okyanus yüzeyinde kaydedilen sıcaklık artışı yalnızca denizlerdeki değişimi değil, dünyanın enerji dengesindeki bozulmayı da ortaya koyuyor.
Okyanusların daha fazla ısınması;
Suyun genleşmesi nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesine,
Deniz sıcak hava dalgalarının sıklaşmasına,
Mercanlar ve diğer deniz canlılarının yaşam alanlarının zarar görmesine,
Atmosfere daha fazla nem ve enerji aktarılmasına,
Bazı bölgelerde şiddetli yağış ve fırtına riskinin artmasına yol açabiliyor.
AVRUPA’DA EN AZ 35 BİN FAZLA ÖLÜM
Kurnaz, değerlendirmesinde Avrupa’nın art arda yaşadığı dört sıcak hava dalgasına da dikkat çekti. Henüz kıtanın tamamını kapsamayan verilere göre sıcaklıkların etkili olduğu dönemlerde beklenenin üzerinde en az 35 bin ölüm kaydedildi.
Almanya’da yaklaşık 14 bin, Fransa’da 7 bin 300, İspanya’da ise 4 bin 947 fazla ölüm hesaplandı. Kurnaz, bu rakamların ölüm belgelerinde doğrudan “aşırı sıcak” yazan vakaları değil, sıcak hava dalgaları sırasındaki ölümlerle normal dönemlerde beklenen ölüm sayısı arasındaki farkı gösterdiğini vurguladı.

BUZULLAR VE KURAKLIK İÇİN DE UYARDI
Kurnaz’ın gündeme getirdiği bir diğer gelişme, Nepal-Çin sınırında bir buz ve kaya kütlesinin çökmesiyle başlayan büyük sel felaketi oldu. Himalayalar’daki ısınmanın buzulları eritmekle sınırlı kalmadığını belirten Kurnaz, dağlardaki donmuş kaya ve toprak tabakalarının çözülmesinin yamaçların fiziksel kararlılığını da bozduğuna dikkat çekti.
Avrupa’daki uzun süreli sıcaklık ve su açığının tarımsal verimleri düşürdüğünü kaydeden Kurnaz, sürecin bir sonraki aşamasında ürün kayıplarının gıda fiyatları ve çiftçi gelirleri üzerinde etkili olabileceğini belirtti.
Kurnaz, değerlendirmesini şu ifadeyle tamamladı:
“Bu bir kötümserlik değil. Bu, verilere dayalı bir gerçekçilik.”
