23 Nisan 2025 Marmara depremi, büyük felaketin habercisiydi!

23 Nisan 2025 Marmara depremi, büyük felaketin habercisiydi!

Marmara Denizi'nin tabanında sismik hareketlilik endişe verici boyutlara ulaştı. Science dergisinde yayımlanan çarpıcı araştırmaya göre, fay hattındaki depremlerin büyüklüğü artarak doğuya, yani İstanbul'a doğru adım adım ilerliyor. Uzmanlar, mevcut yapı stoğu ve yoğun nüfus nedeniyle kentin büyük bir felaketle karşı karşıya kalabileceği ve sarsıcı bir yıkımın kapıda olduğu konusunda uyarıyor.

Gündemdeki son dakika deprem haberleri ve uzmanların beklenen İstanbul depremi ile ilgili analizleri toplumda geniş yankı uyandırırken, bilim dünyasından gelen yeni veriler Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki riskin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.

MARMARA DENİZİ'NİN DERİNLİKLERİNDE TEHLİKE

Türkiye'nin en kritik su yollarından biri olan ve Karadeniz ile Ege Denizi'ni birbirine bağlayan Marmara Denizi'nin derinliklerinde, bilim dünyasını alarma geçiren sismik bir hareketlilik göze çarpıyor.

Bölgeyi mercek altına alan yer bilimciler, bu iç denizin tabanından geçen fay hattında olağan dışı bir durum tespit etti.

Son 20 yıllık periyot incelendiğinde, meydana gelen sarsıntıların büyüklüğünün istikrarlı bir şekilde arttığı ve bu sismik aktivitenin doğuya doğru kaydığı görülüyor.

İSTANBUL HEDEF TAHTASINDA

Söz konusu sismik zincirin en son ve en dikkat çekici halkası, 23 Nisan 2025 tarihinde kaydedilen 6.2 büyüklüğündeki sarsıntı oldu.

Bilim insanlarına göre, eğer fay hattındaki bu davranış modeli devam ederse, silsilenin bir sonraki aşamasında çok daha büyük bir deprem meydana gelebilir.

University College London bünyesinde çalışmalarını sürdüren ve araştırmayı dışarıdan değerlendiren sismolog Stephen Hicks, mevcut tabloyu, "İstanbul hedef tahtasında" sözleriyle özetledi.

SCIENCE DERGİSİNDEKİ KRİTİK ARAŞTIRMA

Dünyanın en saygın bilimsel yayınlarından Science dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırma, tehlikenin boyutlarını somut verilerle ortaya koydu.

Çalışma, şiddetli sarsıntıların Ana Marmara Fayı olarak adlandırılan hattın yaklaşık 15 ila 21 kilometre uzunluğundaki kilitlenmiş bölümüne doğru ilerlediğini gösteriyor.

Bu sismik baskı, 16 milyon insanın yaşadığı megakentte 7.0 veya daha büyük bir depremi tetikleme potansiyeli taşıyor.

ERKEN TESPİT HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Beklenen bu sismik şokun tam olarak ne zaman gerçekleşeceği ve karakteristiğinin nasıl olacağı henüz net değil.

Araştırmanın yazarlarından Almanya GFZ Helmholtz Yer Bilimleri Merkezi sismologlarından Patricia Martínez-Garzón, depremlerin önceden tahmin edilemez doğasına vurgu yaptı.

Ancak Patricia Martínez-Garzón, "Olağan dışı bir aktiviteye işaret eden her türlü sinyalin erkenden tespit edilmesi ve etkilerin azaltılmasına odaklanılması gerekiyor" diyerek hazırlık sürecinin önemine dikkat çekti.

Türkiye, yıkıcı yer sarsıntılarının yarattığı travmayı henüz atlatabilmiş değil.

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 'asrın felaketi' olarak nitelendirilen 7.8 ve 7.5 büyüklüğündeki ikiz depremler, Türkiye'nin güney illeri ile Suriye'de büyük bir yıkıma neden olmuş, resmi rakamlara göre en az 55 bin kişi hayatını kaybetmişti.

YAKIN TARİHİN EN AĞIR FELAKETİ SENARYOSU

İstanbul'u etkileyecek olası bir deprem senaryosu uzun yıllardır konuşulsa da uzmanların görüşü, durumun kaçınılmaz ve karanlık bir sona doğru gittiği yönünde birleşiyor.

Cornell Üniversitesi'nden deprem bilimci Judith Hubbard, "İstanbul yakınlarında meydana gelecek çok büyük bir sarsıntı, yakın tarihin en ağır insani felaketlerinden birine yol açabilir" değerlendirmesinde bulundu.

KUZEY ANADOLU FAY ZONU'NUN SESSİZLİĞİ

Araştırmada işaret edilen tehlike, Anadolu tektonik levhasının Avrasya levhasına göre yatay hareket ettiği jeolojik sınır olan Kuzey Anadolu Fay Zonu ile doğrudan bağlantılı.

Yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki bu devasa kırık hattının büyük bölümü modern zamanlarda hareketliliğini korudu.

Ancak İstanbul'un güneybatısında, deniz tabanında yer alan Ana Marmara Fayı, şüphe uyandırıcı bir sessizlik içinde.

1766 yılında kenti vuran 7.1'lik depremden bu yana, yaklaşık 160 kilometrelik bir hat hiç kırılmadı.

ADIM ADIM YAKLAŞAN TEHLİKE

Fay üzerindeki son 20 yıllık sismik hareketliliği inceleyen yeni çalışma, dikkat çekici bir kronoloji sunuyor.

2011 yılında Ana Marmara Fayı'nın batı ucunda 5.2 büyüklüğünde bir deprem yaşandı.

Bunu 2012'de doğu tarafında 5.1'lik bir sarsıntı izledi.

Eylül 2019'da hattın orta kesiminde 5.8 büyüklüğünde bir hareketlilik kaydedildi.

Son olarak Nisan 2025'te, bu noktanın hemen doğusunda 6.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

ENERJİ BİRİKİMİ VE KIRILMA RİSKİ

Bilim dünyasının cevabını aradığı en kritik soru şu: Bir sonraki deprem, öncekinden daha mı şiddetli olacak?

Eğer öyleyse, bu kırılma tam olarak İstanbul'un altındaki hatta mı gerçekleşecek?

Çalışmayı yürüten bilim insanları, bunun güçlü bir olasılık olduğunu belirtiyor.

Bir sonraki sarsıntının, herkesin korkulu rüyası olan 7 ve üzeri büyüklükteki o büyük yıkıcı deprem olacağının garantisi yok.

Ancak fay üzerinde yaşanacak görece güçlü bir başka sarsıntı, doğu segmentine daha fazla stres yükleyerek o korkulan büyük kırılmayı tetikleyebilir.

6.5 ve üzeri bir depremin bile kentte ciddi hasara yol açabileceği unutulmamalı.

DEPREMLERİN GÖÇ ETMESİ TARTIŞMASI

Depremlerin neden zaman zaman bir fay hattı boyunca ilerleyerek göç ettiği kesin olarak bilinmiyor; ancak Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun geçmişinde bu tür örnekler mevcut.

Öte yandan araştırmacılar, analizlerine yalnızca dört adet orta büyüklükteki depremi dahil etti.

Cornell Üniversitesi'nden Judith Hubbard, veri sayısının azlığına dikkat çekerek, "Bunların sadece göç ediyormuş izlenimi veren sıradan, bağımsız depremler olma ihtimali de oldukça yüksek" yorumunu yaptı.

ANİ VE YIKICI BİR ŞOK İHTİMALİ

Veri seti üzerindeki bilimsel tartışmalar sürse de fay hattında tehlikeli bir gerilimin biriktiği gerçeği değişmiyor.

Büyük ve yıkıcı bir deprem İstanbul'a yaklaşıyor.

Judith Hubbard, tehlikenin geliş biçimiyle ilgili belirsizliği şu sözlerle ifade etti:

"Bunun makalede imâ edildiği gibi adım adım yaklaşan bir deprem dizisiyle mi, yoksa ansızın, adeta gökten düşer gibi mi geleceğini hâlâ tam olarak söyleyemiyoruz."

Bu kaçınılmaz doğa olayının ne kadar ölümcül olacağı, kırılmanın hangi yöne doğru ilerleyeceği gibi birçok değişkene bağlı.

Patricia Martínez-Garzón'un da aralarında bulunduğu ekibin yaptığı yakın tarihli bir çalışma, kırılmanın doğuya, İstanbul yönüne doğru ilerleme ihtimalinin daha yüksek olduğu uyarısını yaptı.

İNSAN FAKTÖRÜ VE YAPILAŞMA SORUNU

Tüm bu jeolojik gerçeklerin ötesinde, 2023 yılındaki çifte deprem felaketinde de acı bir şekilde tecrübe edildiği üzere, İstanbul'u trajediye açık hale getiren temel unsur insan faktörü olabilir.

Judith Hubbard, kentin kırılgan yapısını şu sözlerle özetledi:

"10 yıllardır süregelen denetimsiz büyüme ve kentin aşırı yoğunlaşması, etkin biçimde denetlenmeyen yapı standartları ve zayıf zeminler üzerindeki yapılaşmayla birleşince, karşımıza bu son derece tehlikeli tablo çıkıyor."

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN