İş insanı Murat Ülker, LinkedIn hesabından paylaştığı “Yapay Zekâ Furyası Nereye Evriliyor?” başlıklı yazısında, yapay zekâ konusunda kamuoyunda oluşan yanlış algıları ve aşırı beklentileri ele aldı.
Ülker, geçmişte siyaset üzerinden üretilen bazı şehir efsanelerine atıfta bulunarak, bugün benzer bir durumun yapay zekâ için yaşandığını savundu.
“Kesin birtakım amaçlara hizmet etmesi için bilinçli olarak üretilen veya kendiliğinden gelişen, gerçek ile pek işi olmayan efsaneleri tanımlamak hepimiz için önemli” diyen Ülker, değerlendirmelerini Harvard Business Review’un 2026 tahminleriyle ilişkilendirdiğini belirtti.
YAPAY ZEKÂYLA İLGİLİ 10 YAYGIN MİT
Ülker’in yazısında öne çıkardığı başlıca “mitler” şöyle sıralandı:
* Agentic AI’ın kendi kendine tamamen çalışabilecek seviyeye ulaştığı,
* Blockchain teknolojisinin yapay zekâdaki güven sorununu eksiksiz çözeceği,
* Sağlıkta hiper kişiselleştirmenin tamamen hayata geçtiği,
* “Yaşayan zekâ” (Living Intelligence) çağının başladığı,
* Büyük teknoloji şirketlerinin sistemlerinin kusursuz olduğu,
* Şirket verileri üzerinde çalışanların söz hakkı bulunmadığı,
* DeepSeek gibi modeller nedeniyle Batı’nın yapay zekâ üstünlüğünün sona erdiği,
* Yapay zekânın çevresel maliyetinin önemsiz olduğu,
* Uzun vadeli teknoloji stratejilerine ihtiyaç bulunmadığı,
* Yapay zekânın ağırlıklı olarak beyaz yakalıların işlerini ortadan kaldıracağı.
Ülker, bu başlıkların önemli bölümünün gerçeği tam olarak yansıtmadığını ve teknolojinin bugünkü durumunu doğru anlamak gerektiğini ifade etti.
ASIL KONUŞMAMIZ GEREKEN SİSTEM
Yazısının devamında bu mitlerin arkasındaki gerçekleri ele alacağını belirten Ülker, özellikle Türkiye’nin yapay zekâ alanında nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler paylaşacağını söyledi.
Ülker, şu soruların önemine dikkat çekti:
* Türkiye yapay zekâ çağında nasıl bir strateji izlemeli?
* Yapay zekâ çağında çalışan mı hızlanmalı, sistem mi?
* İnsan ve yapay zekâ performans göstergeleri (KPI) nasıl uyumlu hale getirilmeli?
YAPAY ZEKÂYI ÜRETEN İNSAN EMEĞİNİ UNUTMAYIN
Murat Ülker, yapay zekânın yalnızca algoritmalardan ibaret olmadığını da vurguladı.
2025 yılında yayımlanan Feeding the Machine: The Hidden Human Labor Powering AI (Makineyi Beslemek: Yapay Zekâyı Güçlendiren Gizli İnsan Emeği) kitabını örnek gösteren Ülker, yapay zekâ sistemlerinin arkasında büyük ölçüde görünmeyen insan emeğinin bulunduğunu belirtti.
Yapay zekâ ekosisteminin doğru anlaşılabilmesi için bu emeğin de görülmesi gerektiğini ifade eden Ülker, teknolojinin nihai hedefinin çalışanların yaşam kalitesini artırmak olması gerektiğini savundu.
“Neticede hedefimiz çalışan mutluluğu için olmalıdır; yoksa yapay zekâ ne işe yarar ki?” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE’NİN YAPAY ZEKÂ VİZYONUNA DİKKAT ÇEKTİ
Ülker, yazısının sonunda kısa süre önce katıldığı Cerebrum Tech tarafından düzenlenen “Generation Next Summit” etkinliğine de değindi.
Söz konusu organizasyonu, Türkiye’nin yapay zekâ geleceğinin üst düzeyde ele alındığı önemli buluşmalardan biri olarak nitelendiren Ülker, etkinlikte edindiği notları da değerlendirmelerine eklediğini belirtti.
