Muş Alaniçi Köyü’nde başlayan mısır hasadı, modern tarım makineleriyle değil geleneksel yöntemlerle yapılıyor.
İlkbaharda ekilen mısırlar, yetişme döneminde titiz bir şekilde sulandıktan sonra hasat zamanı oraklarla biçiliyor. Biçilen mısırlar saplarından ayrılarak damlara seriliyor ve 15 gün kadar kurutuluyor. Kuruyan mısırlar torbalara koyulduktan sonra tanelerinden ayrılsın diye sopalarla dövülüyor. Geleneksel yöntemler kullanılarak hazırlanan mısırlar değirmende öğütülerek un haline getiriliyor. Mısır unundan ekmek ve çorba yapan bölge halkı, unu balık kızartmasında kullanmayı tercih ediyor.

“MESLEK BİZE DEDEMİZDEN, BABAMIZDAN KALDI”
Mesleğinin dede ve baba mirası olduğunu söyleyen Murat Gürtürk, "Mısır ekimi yapıyorum. İlkbahar mevsiminde tarlamı sürdükten sonra mısır ekimini yaptım. Sulamasını da büyük bir titizlikle yapıyoruz. Hasat döneminde biz bu mısırları orakla biçiyoruz. Biçtikten sonra saplarından ayırıyoruz. Mısırları damlara seriyoruz ve kuruması için yaklaşık 15 gün bekliyoruz. Kuruduktan sonra torbaların içine doldurup tanelerini ayırmak için sopalarla dövüyoruz. Mısır unundan ekmek yapıyoruz, çorba yapıyoruz. Balık kızartırken de kullanıyoruz. Bu meslek bize dedemizden, babamızdan kaldı. Dedem yaptı, babam yaptı, şimdi de bu işi ben yapıyorum. İnşallah çocuklarımız da bu işi yapar" ifadelerini kullandı.

Makinenin arttığı günümüzde eski usulden vazgeçmediklerine değinen Gürtürk, Şimdi makineler var, kimileri makinelerle yapıyor. Biz ise eski usullere devam ediyoruz. El emeği ile yaptığımız için daha keyifli oluyor, daha güzel oluyor. Biz bunu kendimiz tüketmek için yapıyoruz, fazla kalanı da satıyoruz. Faydalarının olduğunu da söylüyorlar ama ben bilmiyorum. Yaptığımız ekmekleri yoğurda ve süte doğrayıp yiyoruz. Çok lezzetli oluyor. Bu köyde bu işi sadece ben ve amcam yapıyoruz. Herkes bu işi bırakmış, sadece biz yapıyoruz. Biz bu işi istediğimiz için uğraşıyoruz. Mısır ununun faydası da var. Bugün İstanbul’a kadar da gönderdiğimiz oluyor” diye konuştu.
