Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı ve Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş dönemine ve hanedan şeceresine ışık tutacak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Uzun yıllardır "Süleyman Şah" olarak bilinen Osman Gazi’nin dedesinin aslında "Gündüz Alp" olduğunu savunan Öz, bu tezi tarihi belgeler, paralar (sikkeler) ve coğrafi kanıtlarla destekledi. Ankara’nın Osmanlı tarihindeki stratejik önemine dikkat çeken Öz, imparatorluğun yükseliş rotasında Ankara’nın kilit bir durak olduğunu vurguladı.
“GÜNDÜZ ALP’İ SÖYLEYENLERİN HEPSİ OSMANLILARIN YOLUNUN ANKARA’DAN GEÇTİĞİNİ SÖYLER"
Prof. Dr. Mehmet Öz, şunları kaydetti:
"Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda, tarihi kaynaklarda karışık birtakım ifadeler var. Bu konu tarihçiler arasında bir tartışma konusudur. Klasik Osmanlı geleneğine göre, Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah olarak gösterilir. Süleyman Şah Türbesi günümüzde de Suriye olayları vesilesiyle çok gündeme gelmiş bir olaydır. Fakat tarihte Süleyman Şah diye bildiğimiz kişi, eğer Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tan bahsediyorsak, bunun Osmanlılarla alakası yok ama Osmanlı tarihinde Ertuğrul Gazi’nin babasına Süleyman Şah diyorlar. Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu fatihidir, Selçuklu Hanedanı’ndandır. 1075’te İznik merkezi olarak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kuran kişidir. Onun ölümü de aslında Suriye Selçuklular arasında çıkan bir savaş dolayısıyla, bugünkü Suriye’nin kuzeyinde bir savaş sonunda gerçekleştiği için, bu iki Süleyman Şah’ın hatıralarının karıştığına dair tarihçiler arasında tartışma var. Süleyman Şah’ın dört ya da üç oğlundan bahsedilir. Bunların Anadolu’ya gelişleri anlatılır. Fakat başka kaynaklar da var. Şimdi mesela Enveri diye bir adam var. Bunun Düsturname isimli bir eseri var. Ondan sonra Yazıcızade Ali var ve bir de Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa var. Şimdi bunlardan bir kısmı işte 15. yüzyıl ortalarında bunların eserlerine baktığımız zaman, bir Gündüzalp ve Gökalp’i görüyoruz. Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır. Yani demek ki tarih kaynaklarının bir kısmında Süleyman Şah, bir kısmında Gündüz Alp var. Bunlar Ankara civarına geliyorlar. Ankara burada şöyle önemli. Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçiler de Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi de Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini ve bir müddet Karacadağ etrafında oturduklarını söylerler. Önce Ahlat var, bazılarına göre Urfa civarı var. Sonra Halep’ten Sürmeli Çukuru’na gidiş, tekrar Ankara’ya geliş var. Ankara’da Karacadağ var. Karacadağ’dan Sultanönü’ne, oradan Söğüt var. Oraya yerleştiler deniliyor. Demek ki Osmanlı’nın Anadolu’daki seyahatinde Ankara’da bir duraklama, bir durma dönemleri var."
OSMAN GAZİ’NİN SİKKESİNDEKİ SIR: "OSMAN BİN ERTUĞRUL BİN GÜNDÜZ ALP"
Tarihsel verilerin sadece metinlerden ibaret olmadığını, arkeolojik bulguların da bu tezi doğruladığını söyleyen Prof. Öz, Osman Gazi dönemine ait sikkelerin en somut kanıt olduğunu belirtti. 1300 yılı civarında darp edilen paralarda şecerenin açıkça yazıldığını ifade eden Öz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Osmanlı’da ilk sikkeyi Osman Gazi’nin bastırdığı biliniyor. Bu sikkelerden birinin üzerinde 'Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp' ibaresi yer alıyor. Bu durum, Osman Gazi’nin kendi soyunu nasıl tanımladığını ve hükümdarlığını nasıl ilan ettiğini gösteriyor. Eğer Süleyman Şah hikayesinin sonradan kurgulanan bir anlatı olduğunu varsayarsak, Gündüz Alp’in gerçek dede olduğu sonucu kaçınılmaz hale geliyor."
ANKARA’NIN ROLÜ: OSMANLI YOLUNUN KARACADAĞ DURAĞI
Osmanlıların Anadolu içindeki hareketliliğinde Ankara’nın sanılandan çok daha merkezi bir konumda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Öz, hem Süleyman Şah hem de Gündüz Alp rivayetini savunanların ortak noktasının Ankara olduğunu söyledi. Öz, Kayı boyunun izlediği rotayı şu sözlerle özetledi:
"İster Süleyman Şah deyin ister Gündüz Alp, tüm kaynaklar Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini doğrular. Ahlat ve Urfa hattından sonra Ankara civarındaki Karacadağ bölgesine gelmişler, bir süre burada konaklamışlardır. Buradan Sultanönü ve nihayetinde Söğüt’e geçilmiştir. Yani Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecindeki o kritik duraklama ve güç toplama evresi Ankara topraklarında gerçekleşmiştir."
BEYPAZARI’NDAKİ GİZEMLİ KABİR: HIRKATEPE VE KIZIL SARAY
Haberin can alıcı noktalarından biri ise Gündüz Alp’in mezarının bulunduğu yer oldu. Prof. Dr. Öz, Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın kayıtlarına dayanarak, Gündüz Alp’in öldükten sonra "Kızıl Saray" denilen bölgeye defnedildiğini söyledi. Bu bölgenin günümüzde Beypazarı’nın Hırkatepe köyü yakınındaki Sekli köyü olduğunu belirten Öz, arşiv belgelerinin de bu yerleşim yerlerini doğruladığını kaydetti.
YEREL HALK VE TARİHÇİLER: "BEYPAZARI TURİZMİN MERKEZİ OLMALI"
Gündüz Alp’in mirasını yaşatmak için 2016 yılında dernek kuran Gündüzalp Ünal ve bölge sakinleri de bu tarihi gerçeğin yeterince bilinmemesinden dertli. Her yıl mayıs ayı sonunda "Gazi Gündüz Alp Şenlikleri" düzenlediklerini belirten Ahmet Gündüzalp, tarihçilerin büyük bir kısmının mezarın Hırkatepe’de olduğu konusunda hemfikir olduğunu söyledi. 2002 yılında Devlet Bahçeli’nin katkılarıyla restore edilen türbenin, Osmanlı tarihini öğrenmek isteyenlerin ilk durağı olması gerektiği vurgulandı.
Bölge sakinlerinden İbrahim Sergi ise, "Gündüz Alp buraya Kayı Boyu ile yaralı olarak gelmiş ve 40 yoldaşıyla birlikte vefat etmiştir. Osmanlı’nın gerçek köklerini görmek isteyenler burayı mutlaka ziyaret etmeli" diyerek yetkililere ve tarih meraklılarına çağrıda bulundu.
