Şaşırtan araştırma: Organik yumurta çevreye daha çok zarar veriyor

Şaşırtan araştırma: Organik yumurta çevreye daha çok zarar veriyor

İngiltere’deki yumurta üretim modellerini karşılaştıran araştırma, sektörün tamamen organik serbest dolaşım sistemine geçmesi halinde sera gazı salımının yılda 2 milyon 316 bin ton karbondioksit eşdeğerine ulaşabileceğini ortaya koydu. Tamamen kafesli üretim senaryosunda ise bu miktarın 1 milyon 184 bin ton olacağı hesaplandı. Araştırmacılar, sonuçların hayvan refahı kaygılarının göz ardı edilmesi veya kafes sistemine dönülmesi gerektiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Organik ve serbest dolaşım yumurtaların çevre açısından her koşulda daha sürdürülebilir olduğu yönündeki yaygın görüş, yeni bir araştırmayla tartışmaya açıldı. Royal Society Open Science dergisinde yayımlanan çalışmada İngiltere’deki kafesli, kümes içi, serbest dolaşım ve organik serbest dolaşım üretim modellerinin karbon salımı, arazi kullanımı, su kirliliği ve hayvan kayıpları üzerindeki etkileri karşılaştırıldı.

Araştırmacıların modellemesine göre İngiltere’deki yumurta üretiminin tamamının organik serbest dolaşım sistemine dönüştürülmesi, yılda yaklaşık 2 milyon 316 bin ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı salımına yol açacak.

Üretimin tamamen kafes sisteminde yapılması halinde ise emisyonun yaklaşık 1 milyon 184 bin ton olacağı hesaplandı. Buna göre organik üretim senaryosunun karbon salımı, tamamen kafesli sisteme kıyasla yüzde 96’ya yakın daha yüksek. İngiltere’de halen kullanılan karma üretim modelinin yıllık salımı ise yaklaşık 1 milyon 439 bin ton olarak tahmin edildi.

Organik sisteme tam geçiş, mevcut karma üretim yapısına göre emisyonların yaklaşık yüzde 60 artması anlamına geliyor.

DAHA FAZLA TAVUK VE YEM GEREKİYOR

Araştırmaya göre farkın temel nedeni, organik ve serbest dolaşım sistemlerinde aynı miktarda yumurta üretmek için daha fazla tavuğa ve yeme ihtiyaç duyulması.

Kafes sistemindeki tavukların daha az yem tüketerek daha fazla yumurta üretebildiği; organik üretimde kullanılan tarım ürünlerinin veriminin daha düşük olması nedeniyle yem için daha geniş arazi gerektiği belirtildi. Yem üretimi, taşınması ve işlenmesi de yumurtanın toplam karbon ayak izinin önemli bölümünü oluşturuyor.

Organik serbest dolaşım sistemi; arazi kullanımı, su kaynaklarında aşırı besin birikimine yol açabilen ötrofikasyon ve toprağın ya da suyun asitlenme potansiyeli bakımından da incelenen modeller arasında en yüksek etkiye sahip sistem olarak belirlendi.

TAVUK ÖLÜMLERİ DE ORGANİK SİSTEMDE DAHA YÜKSEK ÇIKTI

Araştırmada organik ve tamamen serbest dolaşım sistemlerinde tavuk ölüm oranlarının da daha yüksek olduğu hesaplandı. Araştırmacılar bunun hastalıklar, yırtıcı hayvanlar, yaralanmalar ve tavukların birbirlerinin tüylerini yolması gibi nedenlerle ilişkili olabileceğini belirtti.

Ancak ölüm oranının hayvan refahını ölçen göstergelerden yalnızca biri olduğu vurgulandı. Tavukların hareket edebilmesi, açık alana çıkması ve doğal davranışlarını sergilemesi gibi refah avantajları araştırmadaki ölüm verileriyle tam olarak ölçülmedi.

“KAFES SİSTEMİNE DÖNÜN” SONUCU ÇIKMIYOR

Araştırmacılar, çalışmanın kafesli üretimi savunmak amacıyla yapılmadığını özellikle vurguladı. Çalışmanın vardığı temel sonuç, hiçbir üretim sisteminin çevresel etki ve hayvan refahının bütün ölçütlerinde aynı anda en iyi sonucu vermediği oldu.

Araştırma ekibine göre hedef; kafessiz sistemlerde hayvan refahını korurken yetiştirme, beslenme, yem verimliliği ve çiftlik yönetimini geliştirerek çevresel maliyetleri azaltmak olmalı.

ARAŞTIRMANIN ÖNEMLİ BİR SINIRLAMASI VAR

Çalışmanın dayandığı çiftlik verileri 2009 ve 2010 yıllarına ait. Araştırmacılar, yumurta üretim teknikleri ile hayvan ölüm oranlarının geçen yıllarda değişmiş olabileceğini kabul etti. Bununla birlikte verilerin, İngiltere’deki farklı üretim sistemlerini doğrudan karşılaştırmaya imkân veren en kapsamlı kaynak olduğu belirtildi.

Araştırmada pestisit kullanımı, çiftliklerdeki biyolojik çeşitlilik, toprak sağlığı ve sentetik girdilerin etkisi gibi başlıklar da hesaba katılmadı. Bu nedenle sonuçlar, organik ve geleneksel üretimin bütün çevresel etkilerini kapsayan kesin bir sıralama olarak değerlendirilmiyor.

ORGANİK ÜRETİM CEPHESİNDEN “EKSİK TABLO” ELEŞTİRİSİ

Araştırmaya katılmayan Soil Association Certification yöneticisi Lee Holdstock, yoğun üretim sistemlerinde tavukların yemi daha verimli kullanması nedeniyle ürün başına emisyonun daha düşük olabileceğini ancak bunun çevresel tablonun yalnızca bir bölümünü gösterdiğini söyledi.

Holdstock, sürdürülebilirlik değerlendirmelerinde doğa, toprak sağlığı, su kalitesi, sentetik girdiler ve hayvan refahının da birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN