İBB Davası’nın 64. duruşmasında tansiyon yükseldi. Dün mahkeme başkanının kararıyla duruşmaya getirilmeyen ve Fatih Keleş’in savunmasını dinleyemeyen Ekrem İmamoğlu, bugün salondaki yerini aldı.
Duruşma öncesinde izleyiciler İmamoğlu’nu “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla karşıladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de duruşma salonuna geldi.
İMAMOĞLU: BEN SORGU VERMEYE GELMEDİM
Mahkeme heyetinin salona girmesinin ardından İmamoğlu sanık kürsüsüne çıktı.
İmamoğlu, “Ben sorgu vermeye gelmedim, bazı taleplerimi dile getirmek için kürsüye çıktım” diyerek savunma sürecine ilişkin tespitlerini anlatmak istediğini söyledi.
İmamoğlu, kendisinden önce Murat Ongun’un ve Fatih Keleş’in avukatlarının kısıtlandığını belirterek, “Savunma süreci ile ilgili tespitlerimi dinlemeniz gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Mahkeme başkanı ise yeni bir planlama yapılmadığını, duruşma takviminin baştan belli olduğunu ve en son sıranın İmamoğlu’na geldiğini söyledi.
İmamoğlu Casusluk Davası’nda savunma yaptı: Yakında halkın hükmünü sağır sultan bile duyacak
“SANIK ARKADAŞLARIMI DİNLEMEKTEN MAHRUM EDİLDİM”
İmamoğlu, dün duruşma salonuna getirilmemesine tepki gösterdi.
“Sanık arkadaşlarımı dinlemekten mahrum edildiğim bir hak ihlaliyle karşı karşıyayım” diyen İmamoğlu, en ağır suçlamalarla karşı karşıya kalan isimlerden Fatih Keleş’in savunmasını dinleyemediğini belirtti.
İmamoğlu, “Pazartesi günü olan duruşmalarımdan bahsettim. Ne mahkemeye bir hakaretim ne sürece ilişkin olumsuz bir yorumum var. Siz benimle ilgili salondan çıkarılma kararı verdiniz” ifadelerini kullandı.
HAKİM: YA SAVUNMA YAPARSINIZ YA SUSMA HAKKINIZI KULLANIRSINIZ
Mahkeme başkanı, 9 Temmuz tarihinin önceden belirlendiğini ve yargılamanın planlanan takvim içinde bitirileceğini söyledi.
Başkan, “Kuralda değişiklik yapmayacağız. Yargılamayı belirlediğimiz takvimde bitireceğiz. Savunma yapıp yapmamak sizin takdirinizde. Ya savunma yaparsınız ya susma hakkınızı kullanırsınız. Susma hakkınızı kullanmayacaksanız savunma alacağız” dedi.
İmamoğlu ise savunmanın birkaç saatle sınırlandırılmasının davanın niteliğiyle bağdaşmadığını savundu.
“BU DAVA TÜMÜYLE SİYASİDİR”
İmamoğlu, davanın kamuoyu tarafından siyasi görüldüğünü belirterek, kendisine 4-5 saatlik bir savunma süresi tanınmasının yargılamayı zedeleyeceğini söyledi.
“Bu dava tümüyle siyasidir ve yüce Türk milletini ilgilendiren bir davadır” diyen İmamoğlu, “Ekrem İmamoğlu’nu kısıtlamak size, kürsünüze, Türk yargısına zarar verir” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, mahkeme başkanına hitaben, “Sizin verdiğiniz kararı umursamıyorum, siz bununla baş başa kalırsınız ama Türk yargısı zarar görür” dedi.

“BUGÜN NE KONUŞACAĞIMA KARAR VERECEK DEĞİLSİNİZ”
İmamoğlu, savunmasının içeriğine mahkemenin karar veremeyeceğini belirterek, “Bugün ne konuşacağıma karar verecek değilsiniz, metni ben belirlerim” dedi.
63 duruşma yapıldığını ve savcılığın tek bir delili bile duruşma salonundaki ekrana yansıtamadığını söyleyen İmamoğlu, Ankara’da NATO Zirvesi için dünya liderlerinin bulunduğunu hatırlattı.
İmamoğlu, “Böyle bir ortamda Ekrem İmamoğlu’nun susturulmasını nasıl anlatabilirsiniz?” diye sordu.
Mahkeme başkanı ise “Heyet olarak duruşmaların uzamasına biz sebep olmadık” yanıtını verdi.
İmamoğlu yapay zeka ile çağrı yaptı: Hazır olun, az kaldı
HAKİM SALONDAN ÇIKARILMASINA KARAR VERDİ
Tartışmanın büyümesi üzerine mahkeme başkanı, İmamoğlu’na “Burası senin yargılayacağın mekan değil, sen yargılanmaya geldin” dedi.
Ardından İmamoğlu’nun duruşma salonundan çıkarılmasına karar verildi.
Kararın ardından salonda gerginlik yaşandı. Mahkeme başkanının SEGBİS kaydını kapattırdığı aktarıldı.
İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASI
Ekrem İmamoğlu: Ben sorgu için gelmedim sayın heyet, sayın başkan. Sorgu için gelmedim. Bazı düşüncelerimi, sorgu düzenine, zaman kısıtlamasına yönelik bazı düşüncelerimi ve bazı kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile getirmek için kürsüye geldim.
Hakim: Ekrem bey, savunma alacağız, planlamamız o şekil."
Ekrem İmamoğlu: Ben savunma hakkıyla ilgili, savunma düzeniyle ilgili tespitlerimin dinlemesi gerektiğini düşünüyorum. Açıkçası, beni buraya çağırdınız, açıklamalarınız var, 9 Temmuz'da bitireceğinize dair. Dolayısıyla, sizin şu anda beni buraya çağırdığınız an itibariyle ben planlamanızı bilmiyorum. Kaldı ki benden önce iki kısıtlanmış arkadaşım var. Hem Murat Bey'in avukatı hem Fatih Bey'in avukatı. Şu anda sizin nasıl bir planlamayla beni buraya çağırdığınızı ben şu an bilmiyorum.
Hakim: Yargılamamız 4 aydır devam ediyor. Zaten planlamamız baştan da belliydi, hani yeni bir planlama yapmadık zaten. Planlamamız baştan da belli. Dinlenmeyen tanıklarımızın sırası da belli. En son dinlenmek istediğinizi belirttiniz. Yine bu noktada en son sırası da geldi. Yani bu anlamda şu an savunma yapmamanızın nedeni nedir?
Ekrem İmamoğlu: Hayır, ben de tam da onu soruyorum. 9'unda bitirmekle ilgili bir kararınız var ve şu anda bunu ısrarla da dile getirdiğinizi ben duydum. Çünkü malum dün ben burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten de mahrum edildim. Bu da bir aslında hukuken hakkım ihlal edilmiş olduğu, ağır bir hak ihlali içerisindeyim. Kaldı ki ben geçen hafta, ne diyorsunuz ona, 203 kararı diyorsunuz, 203 kararı ile ilgili Perşembe günü ben sözünüze yönelik hiçbir sözüm olmadı. Kalktım gayet nezaketli bir şekilde programımı anlattım. Yani nasıl olması gerektiği noktasında önerimi sundum. Makul bir zamana ihtiyacımız olduğunu ifade ettim. Hem sıralamayı yaparken, Pazartesi olan duruşmalarımdan bahsettim. Burada benim katılımımla, burada dinlemem gereken insanların sorgularıyla olan sürecin en adil bir şekilde yönetilmesi hususunda taleplerimi anlattım. Siz bana bunlara ret cevabını verdiniz ve yerime geçtim oturdum. Ne mahkemeye bir hakaretim var ne sürece dair olumsuz bir sözüm var.
Siz ısrarla “böyle olacak” dediniz, ben de sadece oradan kendimce “ben de o zaman sorguya çıkmam” dedim, bu kadar. Ama siz bana salondan çıkmamla ilgili bir karar yüklediniz. Yani o bakımdan ben açıkçası dün sadece, anladığım kadarıyla, yazılı da olmayan bir şekilde, burada hemen yan tarafta olan hapishaneden buraya getirilişim engellendi. Ve saat 8.10 geçe odama gelip, görevlilerin “bugün hakim tarafından mahkemeye getirilmememiz” noktasında bilgi verilmiş, “jandarma sizi almayacak” dendi. Bu şekilde ben buraya getirilmedim. Ve en önemli, yani en çok önem verilen, en çok hakarete, suçlamaya, tacize maruz bırakılan Fatih Keleş arkadaşımın ne sorgusunu dinleyebildim, ne sorularımızı dinleyebildim, ne sorularımı sorabildim. Çok ağır bir hak ihlali. O bakımdan bunları yaşamışken ve bugün de yine sabah gelip gelmeyeceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu ne yazık ki. Sabahleyin ben kendim ısrarla, böyle saat 8.45 gibi sordum “ne olacak” diye. “Bugün bir sorun yok” diye bilgi verildi. Geldim ve ne yazık ki avukatın da kesilişini burada izledim.
Bu manada bir “suç örgütü lideri” diye tariflendiğim, bana göre asrın hukuksuzluğu iftirasının yüklü olduğu bir iddianamede, beni bu kürsüde sizin daha önce “9 Temmuz'da bitireceğim, bu konuda kararlıyım” dediğiniz noktada, yaklaşık 10 saatlik, 11 saatlik zaman diliminin, verimli zaman diliminin kaldığı bir atmosferde, beni kürsüye çağırıp “sorgunuza başlayın” dediğinizde şunu bilmem lazım, şöyle bir program; sonuçta ben de burada sizin yönettiğiniz mahkemede deneyimliyorum sayın başkan. Benim savunmam bitecek; ki benim ihlale uğrayan hem Fatih Keleş'in hem Murat Ongun'un avukatların da sözünü dinlemesi, dinlenmesinin, tamamlanmasının buradaki hak ihlallerimin giderilmesi ve gerçekten bu mahkemede, bütün Türkiye'nin de dünyanın da izlediği bu mahkemede, adil bir işlem yapılıyor hissinin kamuoyuna verilmesi adına bunu sorumluluk olarak görüyorum. Onların da avukatlarının sözünün tamamladığı bir noktada, benim kendi savunmam bitecek. Üç avukatımın savunması bitecek. Ondan önce sizlerin soruları var, sanık arkadaşlarımın doğal olarak bana soracağı belki, her birinin soracağı sorular vardır, aklına gelen... Benim onlara nasıl soruyorsam belki onların da soracağı. Artı, avukatların soracağı sorular var, bunlar bitecek. Bir de yarın, doğal olarak siz ara karar için mütalaa isteyeceksiniz iddia makamından ve sonra ara vereceksiniz, sonra karar açıklayacaksınız. Bunlara baktığımda, yukarıdan aşağı topladığımda ve ettiğimde, sayın başkan, sayın heyet, 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Eğer sizin bu kararınız net ise, bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez.
Bakınız, bir iki örnek vereyim size; komşuluk yaptım, Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ, sadece Cumhurbaşkanına hakaretten dolayı tam gün savunma yaptı, hiç kesilmedi. Sevgili Demirtaş, sevgili Selahattin Demirtaş yani ağır bir hukuksuzluğa maruz bırakılıyor ve ne yazık ki serbest bırakılmıyor Edirne'de. 14 gün kesilmeden Selahattin Demirtaş, Sayın Selahattin Demirtaş savunma yaptı, 14 gün kesilmeden. Ve malum muhatap olduğu tekil konulardı ve o konu üzerinden tabii ki siyasi içerikli bir savunma yaptı.
Bu dava, tek başına bir dava olmadığı için Sayın Başkan, Sayın Heyet; bu dava, tam 143 eylem, 109 tutuklu arkadaş, 400’ün üzerinde bir işten mesul tutulan ve "sanık" diye yargılanan insanların olduğu bir dosyada. Artı, ilişkili ve ilintili, 20’nin üzerinde mahkemesi olan... Bakınız, ben daha evvelsi gün bu binada —dünyada tektir, bir daha olmaz inşallah, olmasın da, hiç olduğunu da zannetmiyorum— burada casusluk davasındaydım. Burayla ilişkili, çünkü orada yargılandığım kişi, aynı zamanda burada örgüt yöneticisi Sayın Başkan.
Diploma davası, diplomada sahtecilik davası... 19 Mart darbesi yapılmadan bir gün önce benim diplomam iptal edildi. Ve o diploma iptal edilişiyle ilgili hakkımda 18 yaşındaki Ekrem’e, evraktaki sahtecilik davası açıldı. Buna benzer 20 dava. Sayın Başkan, Sayın Heyet; söyleyeceklerim elbette bunlarla kısıtlı değil itirazlarıma dair, ama siz eğer 9'unda biz netiz ve bu şekilde diyorsanız bazı itirazlarımı hukuken burada size beyan etmek istiyorum ve kayda da geçsin istiyorum. Ama başka bir düşünceniz varsa onu ben duymak hakkımdır diye düşünüyorum. O konuda siz bu tahmini, tahminimi daha doğrusu... Dünkü kararda net netseniz, müsaade ederseniz bunlara geçmek istiyorum. Birkaç husus, çok uzun olmayacak.
Hakim: İki haftadır biz programı zaten sürekli salonda da deklare ediyoruz. Bunun 4 ay, bu ilk celsenin 4 ay sürmesini, bu anlamda sizin ve avukatlarınızın da bu kadar uzamasında katkısı olduğu kanaatindeyiz. Gereksiz yere çok fazla uzatıldı yargılama. Birçok gün duruşma yapamadık, bu da dahil oldu. Birçok gün duruşma yapamadık. Burada savunmalarda sizin de buna riayet etmeniz gerekiyordu, diğer sanıkların da aynı şekilde. Biz, 9 Temmuz olarak bitireceğimizi belirttik savunmaların. Avukatlarımıza da bunu söyledik. Ancak ısrarla devam ettiler bu şekilde savunmalarını sürdürmeye. O yüzden biz programda bir değişiklik yapmayacağız. Yargılamayı belirlediğimiz takvimde, ilk celsesini sona erdireceğiz. Savunma yapıp yapmamak sizin takdiriniz. Savunma yapmak istemiyorsanız "susma hakkımı kullandım" şeklinde zapta geçer, celseyi kapatırım.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, ben susma hakkımı kullanmıyorum. Beni susturacak insan... Allah...
Hakim: Savunma yapacaksanız savunmanızı alalım yoksa zapta geçeriz....
İmamoğlu: Hayır efendim ne alakası var? Hayır ben susma hakkımı... Ona siz karar veremezsiniz, böyle siz pazarlık yapacağınız mecra değil.
Hakim: Ya savunma yaparsınız ya susma hakkınızı kullanırsınız.
İmamoğlu: Hayır Sayın Başkan, bu nasıl bir şey? Tam aksine...
Hakim: Evet, Avukat Bey... Avukat Bey... Susma hakkı... Susma hakkını kullanmayacaksanız o zaman savunma alacağız tamam susma hakkı... Kimlik tespitine geçelim savunma alalım tamam susma hakkı... Kimlik tespitine geçelim o zaman kimlik tespitinizle başlayalım savunmanızı alalım.
İmamoğlu: Sayın Başkan susma hakkını kullanmadığım gibi...
Hakim: Kullanmıyorsanız, susma hakkını kullanmıyorsanız kimlik tespitini yapalım, savunmanızı alalım.
İmamoğlu: Buraya çıkma amacım... Buraya çıkmadaki amacım...
Hakim: Kimlik tespitine geçelim o zaman.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, susma hakkını kullanmadığım gibi… Az önce diyorsunuz ki… Müsaade ederseniz…
Hakim: Avukat Bey... Avukat Bey aceleniz yok diyorum yani süreden dolayı şikayet ediyorsunuz ve acelemiz yok diyorsunuz yani bunun böyle bir...
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Başkan müsaade ederseniz bakın, ilk celseyle ilgili beni suçladınız ilk celseyle ilgili beni suçladınız. 9 Mart'ta başladığı zaman ısrarla ilk konuşmacı olmam gerektiğini ifade etmiştim size bunu reddettiniz. İfade ettiniz, reddettiniz ona göre başladınız. Sonra listenin yanlış olduğunu söyledim. Niye? Çünkü herkesin yargılandığı bir ortamda, bakın Sayın Başkan buradan söyleyeyim size. Fatih Bey 143 eylemin 138'inden yargılanıyor mesela Murat Bey de 64 eylemden yargılanıyor. Bu kadar ağır bir isnatla maruz kalmış arkadaşlarım ve ben suç örgütü lideriyim bir tek Fatih Bey benden sonra yer almış. Bunun hukuka izah edilemeyecek şekilde yanlış olduğunu ifade ettim size. Siz de bunu kabul ettiniz. Hatta ara kararda ona göre bana söz hakkı verdiniz. Daha sonra İnan Güney, Beyoğlu Belediye Başkanımız dosyaya dahil oldu. Ben size geldim dedim ki Sayın Başkan İnan Bey de benzer durumda o da listede sonraya eklendi bakınız uygun görürseniz İnan Bey de benden önce dinlenmeli diye söyledim hatta aynı düşüncemi İnan Bey'e de aktardım.
Sonra 9'u diye açıklama yaptığınız yani geçen hafta pazartesi günü ben size buradan ifade ederek şuradan gelip dedim ki Sayın Başkan biliyorsunuz dedim ben böyle bir talepte bulunmuştum en son konuşmacı olmamın doğru olduğunu düşünüyorum demiştim. Siz bana tamam dediniz. Ama perşembe günü gelip bu sıralamayla ilgili ve zaman planıyla ilgili konuşmamı yaptığımda hayır dediniz siz en son görüş konuşmayacaksınız Fatih Bey sona kalacak hatta uzarsa dediniz Fatih Bey 10 Ağustos'ta devam eder dediniz. Bakın, dolayısıyla karar değiştiren siz oldunuz. Ama karar değiştirmiş olmanızın hani burada bugün hiç karar değiştirmedik şu oldu bu oldu diye bana ithamda bulunmanız yani birkaç gün duruşma yapamadık demeniz baştaki birtakım burada yaşanan olaylarla ilgili Ekrem İmamoğlu'nu suçlamaya kalkmanız çok tek yanlı bir suçlama anlayışıdır yanlıştır sizi de Türk yargısını da yaralar. Asla öyle bir şey... Bir hak arayışı vardır hak arayışıyla ilgili taleplerimiz olmuştur. Ha siz de o gün yargı... Bu da en fazla yanılmıyorsam iki ya da üç gün yaşadığımız bir olaydır 4 aylık süreç içinde. Şu an yanılmıyorsam bugün 64. duruşma. 64. duruşmada 4 gün yarıda kesilmiştir. O yarıda kesilmeler bir kusur olmaz. Bir ilave daha yapayım burada ben soru sorarken ufak bir açıklamayla kısa bir açıklamayla soruya geçmek istediğim kısa derken iki dakika üç dakika beş dakika... Her defasında şunu tekrarladınız dediniz ki Ekrem Bey zaten sizin savunma sıranız geldiğinde bunları uzun uzun anlatırsınız burada niye bu konuya giriyorsunuz dediniz. Dolayısıyla şimdi buraya bir mazeret şerhi koyup o mazereti bugüne taşımanızı ben doğru bulmuyorum. Ağır bir hak ihlaline doğru gidiyor bu iş.
“Ekrem İmamoğlu” davası yani İBB davası Ekrem İmamoğlu suç örgütü diye tarif edilen edilen dava burada bu mahkemeye sığacak bir dava değil zaten. Biz burada her mahkemede yüce millete konuşuyoruz yüce Türk milletine dönük konuşuyoruz. Türk milletini ilgilendiren bir konu. Tümüyle siyasi bir davadır. Bu, benim olduğu kadar kamuoyunun yüzde 70'inin, 75'inin kanaatidir. Bu kadar kanaati yüksek bir şekilde yani yüzde 70'inin, 75'inin siyasi dava dediği bir şekilde gelip siz Ekrem İmamoğlu'na gel 4-5 saatte de konuş 4-5 saatin içinde avukatların da savunmalarını bitirsin dediğiniz zaman gerçekten bugüne kadar verdiğiniz bütün emekler heba olur. Siz 109 tane arkadaşımın bazen bir eylemini yarım gün dinlediniz bazen bir eylemini tam gün dinlediniz. Bu sizin takdiriniz. Bu da burada takdir görüyordur. Yani birçok insan size teşekkür etti. Şimdi gelip Ekrem İmamoğlu'nun yani 2500-3000 yılla yargılanan Ekrem İmamoğlu'nu ben kısıtluıyorum demek size kesinlikle zarar verir kürsünüze zarar verir Türk yargısına zarar verir. Size verdiği zararı da umursamıyorum bak çok net söyleyeyim siz bununla kalırsınız baş başa ama Türk yargısı zarar görüyor. O bakımdan bu konudaki kanaatinizi hem kendinizi düşünerek hem heyetinizi düşünerek hem bu işin siyasi saikleri noktasından sorumlusu olanları dahi düşünerek bakın sorumlusu olanları dahi düşünerek bizim adımıza başka yerlerde de açıklama yapan bazı siyasiler var onları da düşünerek artı ilave ediyorum Türkiye'nin yargısını düşünerek Türk yargısını düşünerek karar vermeniz gerekiyor.
Bir-iki hatırlatma yapmak isterim. Sayın Başkan, kısa hatırlatmalar bunlar. Nelerle karşı karşıyayız? 203 uygulanıyor, ağır bir ihlal bana yönelik. Savunmam hangi gün, hangi sırayla? Bütün bu konularda bir dayatma süreci yaşıyoruz 10 gündür, ağır bir ihlal. Ekrem İmamoğlu'nun illa 9 Temmuz'da bitecek, izah olunamaz bir şey. Bakın izah olunamaz bir şey, gerçekten izah edilemeyecek bir şey bu şekilde. O bakımdan sizin kara... yani bugün benim burada ne konuşacağıma karar verecek değilsiniz. Zaten böyle bir şey mümkün de değil. Bu metni ben belirlerim. Türkiye'de en tepeden tırnağa ne yaşadı, ne yaşatıldı? Yani şurada iddianamede “Ekrem İmamoğlu'nun mensubu bulduğu siyasi parti olan CHP'nin ele geçirilmesi, sonrasında gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi için kol oluşturulması amacına matuf İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” diyor.
Yani işin temelinde Cumhurbaşkanı adaylığı var, Cumhurbaşkanı olmak var. Ülkenin bugünkü Cumhurbaşkanı'nın bu işe nasıl muhatap olduğuyla ilgili bizim düşüncelerimiz var. Ekrem İmamoğlu'nun Türkiye'ye nasıl baktığı meselesi var. Elbette burada yargılanan bütün arkadaşlarımızın da sizin huzurunuzda gelip anlattıkları, kendilerini savundukları, olaylara dair olmadıkları hususlar var. Bakınız, 63 duruşma bitti. Tek bir delil evrak ekrana iddia makamınca yansıtılamadı. Tek bir evrak, tek bir ses kaydı, tek bir delil, tek bir husus yansıtılamadı. Şimdi siz, iddia makamını zaten biz kınıyoruz, yok sayıyoruz. Her türlü bunu bir saldırı olarak, hukuk cinayeti olarak görüyoruz. Ama şu anda bizim güven duyarak yüzünüze baktığımız ve ömür boyu yüzünüze bakacağımız böyle bir süreçte bu yanlış kararın altında gerçekten yere düşen Türk yargısına kimsenin tekme vurmasına müsaade etmeyin, çok net söylüyorum. Tekmelemesine müsaade etmeyin. Onun için beni susturmanın ne faydası var? Bakın yani dünya liderleri Türkiye'de, Ankara'da, böyle bir ortam oradayken Ekrem İmamoğlu'nun burada susturulmasını kime izah edebilirsiniz? Yani hangi ülkeye, hangi paydaşa, hangi ortama ikna anlatabilirsiniz?
Hakim: Şöyle, itirazları sabırla dinliyoruz. Sabırla dinliyoruz.
Ekrem İmamoğlu: Sabırla dinlemiyorsunuz.
Hakim: Sabırla dinliyoruz itirazları, sabırla dinliyoruz. Şimdi şöyle; bu programın bu kadar, yine söylüyorum, gecikmesine neden olan bir sebep de ben değilim. Biz ısrarla ve sabırla tüm, tüm yargılama boyunca, tüm yargılama boyunca savunma haklarına müdahil olmadık. Ancak burada iyi niyetli, iyi niyetli, iyi niyetli... iyi niyetli olmayan birtakım davranışlarla yargılama süreci bu noktaya getirildi. Şimdi sus... Bizim burada sizi susturma gibi bir durumumuz söz konusu değil. Biz bir program yaptık, bu programı belirttik. Alt katlarımız da buradayken, sanıklarımız da buradayken bunu herkese takvimi söyledik, tamamlayacağımız günü söyledik. Israrla uzatmak için sürekli pazarlık halinde biz burada iki gün kaybettik fazladan. Yani bunu sizin savunmanızın üzerine ekledik. Yani bu anlamda...
Ekrem İmamoğlu: Hangi 2 günü kaybettik Sayın Başkan? O pazarlıklar nerede? Hangi pazarlık Sayın Başkan? Ben pazarlık falan yapmadım. Perşembe sabahı saat
Hakim: Ekrem Bey şu anda da aynısını yapıyorsunuz. Bakın ben size şu an şimdi bakın bir yargılama, bir usul var.
Ekrem İmamoğlu: Mikrofonu alıp size sadece 10 dakika izahta bulundum. Nasıl engel oldum ben anlamadım?
Hakim: Şimdi yargılamanın bir usulü var.
Ekrem İmamoğlu: Evet.
Hakim: Bu usulün dışında hiçbir şey yapmıyoruz. Şu an huzura almışız. Hakkınızdaki isnatlar belli, iddianame belli. 4 ay yargılama sürdü. 4 ay öncesinde tensip zaptından yargılama başlayıncaya kadar 8 aylık bir süre geçti. Yani burada şu an ya savunmanızı alacağız ya da savunma almıyorsak susma hakkınızı kullandığınızı yazacağız zapta, celseyi kapatacağız. Takdir sizin. Yani bu anlamda ben ben şimdi burada hani bunun pazarlığını yapacak mecrada, makamda değilim. Belirlediğimiz belirlediğimiz bir takvim var, bu takvime uyun. Yani biz makul de bir süre veriyoruz herkese. Bu anlamda da savunma hakkım kısıtlandı algısı yaratarak böyle şey yapmayın yani. Biz burada hangi soruyu sormanızı engelledik? Ya avukatlarınız niye ısrarla ses çıkarıyorlar ya? Yani niye? Şimdi hangi soruyu hangi soruyu sordunuz engelledik? Ya ısrarla takvimi bu hale getirmek için elinizden geleni yaptınız hep beraber. Yani burada şu an bu şekilde bağıran, ses çıkaran avukatlarımız mı bu şekilde aynı zamanda? Burada bize burada bize iddianame dışında bakın Ekrem Bey iddianame dışında bize burada ses kayıtları dinlettirilmedi, sporcu görselleri izlettirilmedi yani yapmadığınız şey kalmadı burada. Ondan sonra da savunma hakkımız kısıtlandı. Böyle bir şey yok yani. Savunma hakkı bu kadar sınırsız da bir şey değil yani bunun makul bir süresi var yani.
Ekrem İmamoğlu: Kimin kısıtlanmasından bahsediyorsunuz? Buradaki sanıklar hak arama derdinde. Neyin sporcusu, neyin şeycisi? Sayın Başkan, ne gerekiyorsa
Hakim: Biz buradayken beraber izledik bunu.
Ekrem İmamoğlu: Bakın bu insanlar 16 aydır hapiste, 16 aydır tutuklu.
Hakim: Ekrem Bey savunmanızı yapıyorsanız savunmanıza geçelim. Savunma yapmayıp bu şekilde dönüp buraya pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.
Ekrem İmamoğlu: Hayır, siz…
Hakim: Avukatlarımız hiçbir şekilde ses çıkarmasın.
Ekrem İmamoğlu: Şimdi bu noktadan bu noktadan bu niyetini tutun, bakın bu bu bu tutumla beni beni…
Hakim: Bakın burası böyle şey değil yani böyle söz hakkı vermeden rahatça bağırıp çağıracağınız yerler değil.
Ekrem İmamoğlu: Tamam bakın…
Hakim: Ekrem Bey ya savunmanıza geçelim kimlik tespitini alalım ya da savunma yapmayacaksanız sizi salondan çıkartacağım.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, tekrar ediyorum, müsaade edin arkadaşlar. Sayın Başkan, tekrar ediyorum. Siz ağır bir hak ihlali yapıyorsunuz. Siz Türk yargısına büyük bir zarar veriyorsunuz. Siz açıklanamaz bir şekilde 9 Temmuz'u milat koydunuz. Ne adli tatil başlangıcı, ne Sayın mahkeme
Hakim: Duruşma günü verirken duruşma takvimini verirken altına gerekçe yazmaz şundan dolayı şu tarihte diye. Yani bunun neden böyle başka mecralara çekmeye ısrarla...
Ekrem İmamoğlu: Siz böyle yapınca uzuyor işte, siz yaptınız, siz uzattınız. Böyle yapınca uzuyor, müsaade edin, bitireyim.
Hakim: Ekrem Bey müsaade edin, müsaade edin.
Ekrem İmamoğlu: Tamam son cümlelerimi kurayım. Avukat Bey müdahil olmayın.
Hakim: Ne dinliyoruz şu an savunma mı alıyoruz? Ne dinliyoruz biz şu anda? Savunma mı alıyoruz, neyi dinliyoruz? Tamam, kimlik tespitini alalım. Ekrem Bey yani neden ısrarla? Bakın savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz. Kimlik tespitinizi alalım. Bu çok siyasi bir yaklaşım. Hayır, kimlik tespitini alalım. Ben hiçbir şey, ben kimseye zorla savunma yaptırmam.
Ekrem İmamoğlu: Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım, yargılayacağım.
Hakim: Sen yargılayacak makamda değilsin.
Ekrem İmamoğlu: Ben iddianameyi yargılamaya geldin. İddianame yapanlar…
Hakim: Sen buraya yargılanmaya geldin, burası senin yargılayacağın makam değil. Burası senin yargılayacağın makam değil, biz de senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. Biz seni yargılayacak makamda oturuyoruz. Hakkında 203 uyguladım, salondan dışarı çıkartın. Alın, dışarı çıkartın.
Ekrem İmamoğlu: Benim Ankara'da yargılayacaklarım, buradaki yargıyı yürütmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı bir çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir. Ben millete konuşuyorum. Millete yüzümüzü dönelim.
FATİH KELEŞ’İN AVUKATI DA SAVUNMA SÜRESİNE TEPKİ GÖSTERMİŞTİ
Duruşmanın önceki bölümünde Fatih Keleş’in avukatı Nergiz İnce, yarım kalan savunmasına devam etti.
Mahkeme başkanı, saat 13.00’te savunmanın sonlandırılacağını ve ardından İmamoğlu’na geçileceğini söyledi. İnce ise savunmasının yüzde 60’ını tamamladığını belirterek, “13.00’te mikrofonum kesilecek, savunma hakkım sınırlandırılıyor, hak ihlalidir” dedi.
İnce, savunmasında Fatih Keleş’e yöneltilen suçlamaların tanık ve etkin pişmanlık beyanlarına dayandığını, doğrulanmış HTS kayıtlarının bulunmadığını savundu.
İBB Davası’nda 9 Temmuz gerilimi: Hakim, İmamoğlu’nu salondan çıkardı
“HERKES” TANIK OLARAK DİNLENSİN TALEBİ
Avukat İnce, Fatih Keleş’in “İmamoğlu’nun kasası” olarak nitelendirilmesine de tepki gösterdi.
Savcılığın iddianamede Keleş’i kimi zaman “İmamoğlu’nun kasası”, kimi zaman “örgütün kasası”, kimi zaman da “kasalardan biri” olarak gösterdiğini belirten İnce, “Nasıl bir kasa olduğumuzu bilirsek biz de ona göre daha etkili bir savunma yapabiliriz” dedi.
İnce, müvekkilinin suçlu olduğunun “herkes tarafından bilindiği” yönündeki soyut ifadelere de itiraz ederek, “Bu ‘herkes’ isimli şahıs ya da ‘herkeslerden oluşanların’ tespit edilerek mahkemeniz huzurunda tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
TAHLİYE TALEBİ
Avukat İnce, dosyada tutuklu yargılamayı gerektiren bir durum bulunmadığını savunarak Fatih Keleş’in tahliyesini talep etti.
Duruşma, İmamoğlu’nun salondan çıkarılması ve SEGBİS kaydının kapatılması sonrası yaşanan gerginlikle devam etti.
İBB Davası’nın 64. gününde yaşananlar, savunma hakkı, duruşmayı izleme hakkı ve mahkemenin yargılama takvimi üzerindeki kısıtlama kararları nedeniyle yeni bir tartışma başlığına dönüştü.


