TBB Başkanı Sağkan adli yıl töreninde sert konuştu: Tahliye kararına dahi tahammül kalmadı

TBB Başkanı Sağkan adli yıl töreninde sert konuştu: Tahliye kararına dahi tahammül kalmadı

TBB Başkanı Sağkan’ın Yargıtay'daki yeni adli yıl açılış töreninde yaptığı konuşma, yargının bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve yüksek mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin sert mesajlarıyla öne çıktı. “İzin verilen, verilmeyen düşünce” anlayışının özgürlük alanını daralttığını belirten Sağkan, “Kararların hukuki içeriğinden ziyade kime yarayacağı konuşuluyor, tahliye kararına dahi tahammül kalmadı” dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay’daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu’nda düzenlenen yeni adli yıl açılış töreninde yargının mevcut işleyişine yönelik dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, siyasi parti liderleri, bakanlar ve yüksek yargı mensuplarının bulunduğu salonda konuşan Sağkan; ifade özgürlüğünden tutuklama uygulamalarına, tahliye kararlarından AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasına kadar birçok başlıkta mesaj verdi. Sağkan, hukuk devletinin gerçek ölçüsünün devletin kendi iktidarını hukukla sınırlandırabilmesi olduğunu belirterek, “Devletin kendi gücüne hukuk eliyle sınır çizebilmesi, demokratik düzenin en ileri olgunluk ölçülerinden biridir” dedi.

Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ise, adaletin güç ilişkilerinden bağımsız olması gerektiğini vurguladı. Kerkez, “Adalet güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olur” diyerek, hâkimin karar verirken hiçbir korku veya beklenti içinde olmaması gerektiğini söyledi.

Kerkez, hâkimlerin yalnızca önlerindeki dosya, olay ve delillerle ilgilenmesi gerektiğini belirterek, “Hâkim hiçbir korku veya beklenti içinde olmadan kararını verir. Özellikle sosyal medyadan olumlu veya olumsuz asla etkilenmez” ifadelerini kullandı. Adaletin devletin gücünden değil, vatandaşın devlete ve yargıya duyduğu güvenden beslendiğine dikkat çeken Kerkez, “Bir devleti gerçekten güçlü kılan, vatandaşının o devletin adaletine duyduğu güvendir” dedi.

aa-20260901-42361790-42361768-yargitayda-20262027-adli-yil-acilis-toreni-duzenlendi.jpg

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay'daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda düzenlenen yeni adli yıl açılış töreninde değerlendirmelerde bulundu. Tören; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Yargıtay üyeleri, hakimler ve savcıların katılımıyla gerçekleştirildi.

"TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN HUKUK ARACILIĞIYLA TESİSİ GEREKİYOR"

Türkiye'nin çevresinde savaşların sürdüğü bir coğrafyada yeni adli yıla girdiğini belirten TBB Başkanı Erinç Sağkan, Türkiye'nin çatışmasızlık süreçleri ile barış çabalarının önemli aktörlerinden biri olmasının ve insanlığa karşı suçlarda mağdurun yanında yer almasının önemine değindi.

Terörün ülke gündeminden çıkarılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması bakımından tarihi bir eşikten geçildiğini ifade eden Sağkan, yaklaşık 40 yıldır süren terör sürecinin demokrasi ve hukuk pratiğinde derin krizler yarattığını söyledi. Sürecin hukuki zemininin açık, öngörülebilir, denetlenebilir ve anayasal ilkelerle uyumlu olması gerektiğini belirten Sağkan, meselenin sadece silahların susması değil, demokratik hukuk devletinin inşası ve kalıcı toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla tesisi olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

aa-20260901-42361790-42361771-yargitayda-20262027-adli-yil-acilis-toreni-duzenlendi.jpg

"HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN BAŞAT GÖSTERGESİ İKTİDARIN SINIRLANDIRILMASIDIR"

Hukukun üstünlüğünün devletin kendi koyduğu hukuka bağlı kalabilme iradesi olduğunu ifade eden Sağkan, bu durumun başat göstergesinin iktidarın hangi sınırlar içinde tutulduğu ve bağımsız yargı kararlarına riayet edilmesi olduğunu aktardı. Adaletin yargı kararının verilmesiyle değil, uygulanmasıyla varlık kazandığına dikkat çeken Sağkan, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının gereğinin yerine getirilmesinin bir tercih değil, anayasal ve uluslararası bir yükümlülük olduğunu dile getirdi. Sağkan, yüksek mahkeme kararlarının uygulanmasını sağlayacak güvencelerin güçlendirilmesine ilişkin önerilerinin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda yer almasını kıymetli bulduklarını ifade etti.

TUTUKLAMA TEDBİRLERİ, GİZLİLİK İHLALİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ELEŞTİRİSİ

Son dönemde tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin kanuni koşullar dikkate alınmadan ve ölçüsüz şekilde uygulandığını dile getiren Sağkan, ceza soruşturmalarındaki gizlilik ilkesinin kamu makamlarınca ihlal edilmesinin lekelenmeme hakkını ve masumiyet karinesini zedelediğini vurguladı. Yargılama süreçleri ile infazın iç içe geçtiği gözlemini paylaşan Sağkan, bu durumun ceza adalet sistemine duyulan güveni sarstığını kaydetti.

Türkiye'deki ifade hürriyetine ilişkin yargı pratiklerinin özgürlük alanlarını genişletmek yerine daralttığını belirten Sağkan, Türk Ceza Kanunu’ndaki "Kamu Barışına Karşı Suçlar" kapsamındaki yargısal uygulamaların ifade özgürlüğü üzerinde baskı yarattığını söyledi. Koruma tedbirlerinin cezalandırmaya dönüşmesinin ve tahliye kararlarına tahammül gösterilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ekledi.

aa-20260901-42361790-42361772-yargitayda-20262027-adli-yil-acilis-toreni-duzenlendi.jpg

"SİYASETİN DİLİ İLE YARGININ DİLİ BİRBİRİNE YAKLAŞIYOR"

Türkiye'de siyasetin dili ile yargının dilinin giderek birbirine yaklaştığına işaret eden Sağkan, siyasi ihtilafların mahkeme salonlarına taşınmasının adalete olan güveni zedelediğini ifade etti. Yargı kararlarının hukuki içeriğinden ziyade siyasi sonuçlarının konuşulmaya başlandığını belirten Sağkan, kararların gerekçesinden çok arkasındaki iradenin aranır hale geldiğini söyledi.

GECİKEN ADALET VE AVUKATLARIN YAŞADIĞI SORUNLAR

Yargılamaların uzun sürmesi sorununa da değinen Sağkan, Anayasa'nın 141'inci maddesinin davaların süratle sonuçlandırılmasını görev yüklediğini ancak geciken adalet sorununun her yıl artarak sürdüğünü ifade etti.

Avukatlara yönelik şiddetin yaygınlaştığını vurgulayan Sağkan, öldürülen Avukat Hatice Kocaefe ve Avukat Zekeriya Polat'ı anarak caydırıcı yaptırımlar çağrısında bulundu. Avukatların mesleki faaliyetlerinin suçlama konusu yapılmasını, hukuka aykırı gözaltı ve tutuklamaları ile bürolardaki usulsüz aramaları eleştiren Sağkan; hukuk fakültelerinde başarı sıralamasının 50 bine yükseltilmesi, genç avukatlara prim muafiyeti, zorunlu müdafi ödemelerinin artırılması ve kamu avukatlarının özlük haklarının iyileştirilmesi taleplerini sıraladı.

Konuşmasını Cicero'nun sözüne atıfla tamamlayan Sağkan, siyasi iradelerin çatışmaları bitirebileceğini ancak kalıcı bütünleşmenin hukuk düzeniyle sağlanacağını belirterek, "Silahlar susuyorsa konuşma sırası da artık hukuka geçmelidir" dedi.

YARGITAY BAŞKANI KERKEZ: ADALETİ BAĞIMSIZ OLMAYAN MİLLETİN DEVLET VARLIĞI KABUL OLMAZ

Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, "Adalet güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olur. Adalet haklı ile güçlü arasındaki tercihini yaparken yalnızca hakkı esas alır. Tarafların haklı veya haksız olmasına karar verirken hiç kimsenin güçlü veya güçsüz olmasına bakmaz. Hakim hiçbir korku veya beklenti içinde olmadan kararını verir" dedi. Kerkez, konuşmasının sonunda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün "Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul olunamaz" sözünü hatırlattı.

aa-20260901-42361790-42361780-yargitayda-20262027-adli-yil-acilis-toreni-duzenlendi.jpg

Törende konuşan Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, adaletin devletin gücü ve vatandaşın devlete duyduğu güven açısından taşıdığı öneme dikkati çekti. Kerkez, "Bize düşen bu bağımsız vatanı adalet ile yaşatmaktır. Bir devleti gerçekten güçlü kılan, vatandaşının o devletin adaletine duyduğu güvendir" dedi.

Adaletin güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olduğunu vurgulayan Kerkez, hakimlerin karar verirken tarafların güçlü veya güçsüz olmasına bakmaması gerektiğini söyledi. Kerkez,"Hakim hiçbir korku veya beklenti içinde olmadan kararını verir. Özellikle sosyal medyadan olumlu veya olumsuz asla etkilenmez. Sadece baktığı dosyadaki olay ve deliller ile ilgilenir. Dava konusundaki kendi şahsi görüş ve kanaatinden de sıyrılarak karar verir" ifadelerini kullandı.

Hakimliğin büyük bir sorumluluk gerektirdiğini belirten Kerkez, hakimlerin bağımsızlık ve tarafsızlık içinde hareket etmesinin yalnızca tarafların değil, toplumun adalete duyduğu güven açısından da önemli olduğunu söyledi.

"ADALETİN GÖZ BEBEĞİ İNSAN OLMALIDIR"

Yargılamaların yalnızca hukuki veya cezai bir olaydan ibaret olmadığını ifade eden Kerkez, her dosyanın arkasında insanların hayatlarının bulunduğuna dikkati çekti. Kerkez, "Bir çocuğun yarını veya bir ailenin geleceği vardır. Bir işçinin emeği veya bir tüketicinin alacağı vardır. Bir sanığın özgürlük beklentisi veya hakkın yerine gelmesini bekleyen bir mağduru vardır. Hukuk veya ceza dosyaları matematiksel bir problem değildir. Her dosyanın arkasında gerçek bir hayat vardır. Öyleyse adaletin göz bebeği insan olmalıdır" dedi.

Hakimlerin kararlarının gerekçeli, anlaşılır ve denetlenebilir olması gerektiğini belirten Kerkez, "Hakim doğru karar verir, gerekçeli kararı verir, anlaşılır karar verir, makul sürede karar verir, en önemlisi adil bir karar verir" ifadelerini kullandı.

Yargılamalarda zaman yönetiminin önemine değinen Kerkez, yargının görevinin yalnızca hızlı karar vermek olmadığını belirtti. Kerkez, "Bazen hızlı karar vermek de adaletin tecellisini engel olabilir. Bu nedenle yargının görevi hızlı karar vermekten ziyade zamanında karar vermektir" dedi.

aa-20260901-42361790-42361783-yargitayda-20262027-adli-yil-acilis-toreni-duzenlendi.jpg

Uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan çözülmesinin de önemli olduğunu ifade eden Kerkez, arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarının daha da geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

"TEKNOLOJİ İNSANIN YERİNE DEĞİL, İNSANIN YANINDA OLMALI"

Yargının dijital dönüşümüne de değinen Kerkez, UYAP, elektronik dosya sistemleri, elektronik tebligat, e-duruşma ve SEGBİS gibi uygulamaların adalet hizmetlerinin yürütülmesinde önemli değişiklikler yarattığını belirtti.

Yapay zekanın yargı alanında sağlayabileceği katkılara dikkat çeken Kerkez, bu teknolojilerin kararların incelenmesi, içtihat araştırması, dosya tasnifi ve yargı personelinin teknik yükünün azaltılması gibi alanlarda kullanılabileceğini söyledi.

Kerkez, yapay zeka destekli sistemlerin şeffaf ve denetlenebilir olması, kişisel verilerin korunması ve temel hakların gözetilmesi gerektiğini belirterek, "Teknoloji insanın yerinde değil insanın yanında olmalıdır. Çünkü teknoloji hızlı olabilir ama sağduyu gösteremez. Sunabilir ama sorumluluk üstlenemez. Benzer kararlar bulabilir ama vicdani kanaati oluşturamaz" dedi.

"HUKUKİ GÜVENLİK, KANUNLARIN ÖNGÖRÜLEBİLİR UYGULANMASIYLA ANLAM KAZANIR"

Vatandaşların yararına kanun çıkarmanın yanı sıra bu kanunların herkes için eşit şekilde uygulanmasının önemine vurgu yapan Kerkez, hukuki güvenlik ve belirliliğin benzer olaylarda hukuk kurallarının istikrarlı ve öngörülebilir biçimde uygulanmasıyla sağlanabileceğini söyledi.

Yargıtay içtihatlarının ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince istikrarlı biçimde takip edilmesinin hukuki belirliliğe ve kanun önünde eşitliğe katkı sağlayacağını belirten Kerkez, Yargıtay olarak ilgili mahkemelerle bölgesel çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

6 ŞUBAT DEPREMLERİNE İLİŞKİN DOSYALAR İÇİN TOPLANTI

Kerkez, 6 Şubat depremleriyle ilgili yargılamalara da değindi. Deprem bölgesindeki bölge adliye mahkemelerinin ilgili hukuk ve ceza daireleri ile ağır ceza mahkemesi başkanlarının, Yargıtay’ın hukuk ve ceza daireleriyle bir araya geldiği bir toplantının İzmir’de gerçekleştirildiğini belirtti.

Kerkez, toplantıların amacının deprem dosyalarının bir an önce sonuçlandırılması ve yargının farklı kademeleri arasında içtihat birliğinin sağlanması olduğunu söyledi.

"HAKİMLİK MAKAMI LİYAKAT, AHLAK VE CESARET GEREKTİRİR"

Hakim ve savcılara da seslenen Kerkez, yargı mensuplarının büyük bir sorumluluk taşıdığını belirterek, meslekte kıdemin bu sorumluluğu değiştirmediğini ifade etti.

Kerkez, "Bu makam için liyakat gerekir, ahlak gerekir, öngörü gerekir, cesaret gerekir, sabır gerekir, sağduyu gerekir ve bunların yanında tevazu gerekir. Çünkü bir hakim ne kadar güçlü yetkilere sahipse o yetkileri kullanırken o kadar ölçülü olmalıdır" dedi.

YARGI PERSONELİ VE AVUKATLARA TEŞEKKÜR

Yargı personelinin vatandaşların adliyede karşılaştığı ilk kişiler olduğunu belirten Kerkez, zabıt katiplerinden mübaşirlere, yazı işleri müdürlerinden icra personeline, teknik personelden infaz koruma memurlarına kadar adalet teşkilatının tüm çalışanlarına teşekkür etti.

Avukatların da yargının vazgeçilmez unsurlarından olduğunu kaydeden Kerkez, “Avukat kendi müvekkilinin vekili olmasının ötesinde aslında kutsal hak arama özgürlüğünün güvencesidir. Avukat bir insanın kendisini anlatabilme hakkının savunucusudur. Avukat vatandaşımızın mahkemedeki sesidir” ifadelerini kullandı.

aa-20260901-42361790-42361770-yargitayda-20262027-adli-yil-acilis-toreni-duzenlendi.jpg

"HEDEFİMİZ VATANDAŞIN ADALETE DUYDUĞU GÜVENİ YÜKSELTMEK"

Yeni adli yıldaki hedeflerinin vatandaşların haklarına daha hızlı ve eksiksiz ulaşmasını sağlamak, yargılamaların makul sürede tamamlanması, içtihat birliğinin güçlendirilmesi ve kararların niteliğinin artırılması olduğunu belirten Kerkez, adalete duyulan güvenin yükseltilmesinin temel amaçları arasında bulunduğunu söyledi. Kerkez, "Bizler aynı büyük idealin parçasıyız. O idealin adı da adalettir. Bizler Aziz milletimizin adalete olan inancını daha da güçlendirmek için aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

YARGITAY HUKUK MÜZESİ ZİYARETE AÇILDI

Yadgıtay Başkanı Ömer Kerkez ayrıca, yeni adli yılın ilk günü itibarıyla Yargıtay binasının protokol giriş katında Yargıtay Hukuk Müzesi’nin ziyarete açıldığını duyurdu. Projenin hayata geçirilmesine katkı sağlayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bakanlık çalışanlarına ve emeği geçenlere teşekkür eden Kerkez, konuşmasını Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün "Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul olunamaz" sözüyle tamamladı.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN