TBB Başkanı Erinç Sağkan’dan yeni adli yıl mesajı: Konuşma sırası hukukta

TBB Başkanı Erinç Sağkan’dan yeni adli yıl mesajı: Konuşma sırası hukukta

TBB Başkanı Erinç Sağkan, yeni adli yıl açılışında yaptığı konuşmada yargı bağımsızlığı, tutuklama tedbirleri ve ifade özgürlüğüne dikkat çekerek Anayasa Mahkemesi ile AİHM kararlarının uygulanmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay'daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda düzenlenen yeni adli yıl açılış töreninde değerlendirmelerde bulundu. Tören; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Yargıtay üyeleri, hakimler ve savcıların katılımıyla gerçekleştirildi.

"TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN HUKUK ARACILIĞIYLA TESİSİ GEREKİYOR"

Türkiye'nin çevresinde savaşların sürdüğü bir coğrafyada yeni adli yıla girdiğini belirten TBB Başkanı Erinç Sağkan, Türkiye'nin çatışmasızlık süreçleri ile barış çabalarının önemli aktörlerinden biri olmasının ve insanlığa karşı suçlarda mağdurun yanında yer almasının önemine değindi.

Terörün ülke gündeminden çıkarılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması bakımından tarihi bir eşikten geçildiğini ifade eden Sağkan, yaklaşık 40 yıldır süren terör sürecinin demokrasi ve hukuk pratiğinde derin krizler yarattığını söyledi. Sürecin hukuki zemininin açık, öngörülebilir, denetlenebilir ve anayasal ilkelerle uyumlu olması gerektiğini belirten Sağkan, meselenin sadece silahların susması değil, demokratik hukuk devletinin inşası ve kalıcı toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla tesisi olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

"HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN BAŞAT GÖSTERGESİ İKTİDARIN SINIRLANDIRILMASIDIR"

Hukukun üstünlüğünün devletin kendi koyduğu hukuka bağlı kalabilme iradesi olduğunu ifade eden Sağkan, bu durumun başat göstergesinin iktidarın hangi sınırlar içinde tutulduğu ve bağımsız yargı kararlarına riayet edilmesi olduğunu aktardı. Adaletin yargı kararının verilmesiyle değil, uygulanmasıyla varlık kazandığına dikkat çeken Sağkan, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının gereğinin yerine getirilmesinin bir tercih değil, anayasal ve uluslararası bir yükümlülük olduğunu dile getirdi. Sağkan, yüksek mahkeme kararlarının uygulanmasını sağlayacak güvencelerin güçlendirilmesine ilişkin önerilerinin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda yer almasını kıymetli bulduklarını ifade etti.

TUTUKLAMA TEDBİRLERİ, GİZLİLİK İHLALİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ELEŞTİRİSİ

Son dönemde tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin kanuni koşullar dikkate alınmadan ve ölçüsüz şekilde uygulandığını dile getiren Sağkan, ceza soruşturmalarındaki gizlilik ilkesinin kamu makamlarınca ihlal edilmesinin lekelenmeme hakkını ve masumiyet karinesini zedelediğini vurguladı. Yargılama süreçleri ile infazın iç içe geçtiği gözlemini paylaşan Sağkan, bu durumun ceza adalet sistemine duyulan güveni sarstığını kaydetti.

Türkiye'deki ifade hürriyetine ilişkin yargı pratiklerinin özgürlük alanlarını genişletmek yerine daralttığını belirten Sağkan, Türk Ceza Kanunu’ndaki "Kamu Barışına Karşı Suçlar" kapsamındaki yargısal uygulamaların ifade özgürlüğü üzerinde baskı yarattığını söyledi. Koruma tedbirlerinin cezalandırmaya dönüşmesinin ve tahliye kararlarına tahammül gösterilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ekledi.

"SİYASETİN DİLİ İLE YARGININ DİLİ BİRBİRİNE YAKLAŞIYOR"

Türkiye'de siyasetin dili ile yargının dilinin giderek birbirine yaklaştığına işaret eden Sağkan, siyasi ihtilafların mahkeme salonlarına taşınmasının adalete olan güveni zedelediğini ifade etti. Yargı kararlarının hukuki içeriğinden ziyade siyasi sonuçlarının konuşulmaya başlandığını belirten Sağkan, kararların gerekçesinden çok arkasındaki iradenin aranır hale geldiğini söyledi.

GECİKEN ADALET VE AVUKATLARIN YAŞADIĞI SORUNLAR

Yargılamaların uzun sürmesi sorununa da değinen Sağkan, Anayasa'nın 141'inci maddesinin davaların süratle sonuçlandırılmasını görev yüklediğini ancak geciken adalet sorununun her yıl artarak sürdüğünü ifade etti.

Avukatlara yönelik şiddetin yaygınlaştığını vurgulayan Sağkan, öldürülen Avukat Hatice Kocaefe ve Avukat Zekeriya Polat'ı anarak caydırıcı yaptırımlar çağrısında bulundu. Avukatların mesleki faaliyetlerinin suçlama konusu yapılmasını, hukuka aykırı gözaltı ve tutuklamaları ile bürolardaki usulsüz aramaları eleştiren Sağkan; hukuk fakültelerinde başarı sıralamasının 50 bine yükseltilmesi, genç avukatlara prim muafiyeti, zorunlu müdafi ödemelerinin artırılması ve kamu avukatlarının özlük haklarının iyileştirilmesi taleplerini sıraladı.

Konuşmasını Cicero'nun sözüne atıfla tamamlayan Sağkan, siyasi iradelerin çatışmaları bitirebileceğini ancak kalıcı bütünleşmenin hukuk düzeniyle sağlanacağını belirterek, "Silahlar susuyorsa konuşma sırası da artık hukuka geçmelidir" dedi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN