Tokat'ta 9 Ekim Cuma akşamından bu yana etkisini gösteren ve kentteki hastanelerin acil servislerinde olağanüstü bir yoğunluğa yol açan salgının kaynağı netleşti. Çok sayıda vatandaşın benzer semptomlarla sağlık kuruluşlarına başvurmasının ardından yapılan laboratuvar incelemelerinde, vakalara mide ve bağırsak sistemini hedef alan norovirüsün neden olduğu tespit edildi.
Tokat’ta hastanelere başvuru sayısı 5 bine çıktı: Test sonuçları bekleniyor
Eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı ve çevre mühendisi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Tokat'taki tabloyu değerlendirerek bulaş yolları ve risk faktörlerine dair kritik uyarılarda bulundu.
"MİDE GRİBİ" TEŞHİSİ: BİNLERCE KİŞİ ACİLLERE KOŞTU
Halk arasında "mide gribi" olarak da adlandırılan norovirüsün son derece agresif ve hızlı bulaşan bir yapıya sahip olduğunu belirten uzmanlar, enfeksiyonun temel olarak sindirim sisteminde akut iltihaplanmaya yol açtığını kaydetti. Tokat'taki sağlık kuruluşlarına başvuran binlerce hastada da baskın olarak bulantı, kusma ve karın ağrısı semptomlarının öne çıktığı bildirildi.
Virüsün klinik seyrine değinen Prof. Dr. Öztürk, bağışıklık sistemi güçlü ve sağlıklı yetişkinlerde enfeksiyonun genellikle destekleyici bakımla kendiliğinden iyileşebildiğini ifade etti. Buna karşın bebekler, küçük çocuklar, ileri yaştaki bireyler ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlar için durumun ciddi risk oluşturabileceği, özellikle hızlı sıvı kaybına karşı dikkatli olunması gerektiği hatırlatıldı.
"SU KAYNAKLI YAYILMA İHTİMALİ ÇOK YÜKSEK"
Salgının kent genelinde binlerce kişiyi aynı anda etkileyecek boyuta ulaşmasını değerlendiren Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bulaş kaynakları arasında içme ve kullanma sularına işaret etti. Norovirüsün ağırlıklı olarak su kaynakları üzerinden yayılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Öztürk, iletim hatları ve su depolarının hijyen güvenliğine dikkat çekti.
Virüsün doğadaki dayanıklılığı nedeniyle geniş kitlelere hızla ulaşabildiğini aktaran uzmanlar; kontamine olmuş kirli yiyeceklerin, arıtılmamış su kaynaklarının, virüs bulaşmış kapı kolları ve musluk gibi ortak kullanım yüzeylerinin yanı sıra havaya karışan mikroskobik partiküllerin de en yaygın bulaş kanalları arasında yer aldığını belirtti.
