Türkiye'nin birinci derece deprem kuşağında yer alan metropollerinden İzmir'de, olası bir sarsıntıda hangi sokağın ne kadar etkileneceğini yüksek çözünürlükle tahmin eden yeni nesil bir teknoloji devreye giriyor. Yaşar Üniversitesi bünyesinde geliştirilen yapay zekâ destekli sismik tehlike haritası, kent genelindeki 17 bin 657 farklı noktayı analiz ederek depremde en şiddetli sarsıntının yaşanacağı riskli bölgeleri afet gerçekleşmeden önce tespit ediyor.
30 EKİM İZMİR DEPREMİ SONRASI HİBRİT SİSTEM KURULDU
Özellikle 30 Ekim 2020'de yaşanan İzmir depreminde, fay hattına uzak olmasına rağmen zemin yapısı nedeniyle bazı bölgelerin çok daha yıkıcı sarsılması, bilim dünyasını yerel zemin etkilerini daha derinlemesine araştırmaya yöneltti.
Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Şahin Çağlar Tuna yürütücülüğünde hayata geçirilen “İzmir’de Sismik Tehlike Haritalarının ve Risk Azaltma Stratejilerinin Geliştirilmesinde Yapay Zekânın Uygulanması” projesi, bu soruna neşter vuruyor. Geliştirilen "hibrit" model, yıllardır güvenle kullanılan klasik deprem mühendisliği hesaplamalarını devre dışı bırakmak yerine, fiziksel modellerin çözmekte zorlandığı karmaşık zemin farklılıklarını makine öğrenmesiyle birleştirerek hata payını en aza indiriyor.
YANYANA 2 MAHALLE BİRBİRİNDEN FARKLI SARSILIYOR
Klasik deprem haritaları genellikle bir bölge için tek bir ortalama risk değeri sunarken, yeni geliştirilen bu sistem depremin büyüklüğüne, kırılan faya ve toprağın karakterine göre değişen dinamik senaryolar üretiyor.

Araştırma kapsamında İzmir'in dört bir yanındaki 17 bin 657 ayrı ölçüm noktası mercek altına alınarak her bir noktanın "zemin büyütme katsayısı" tek tek hesaplandı. Yapay Sinir Ağları, XGBoost, Rastgele Orman (Random Forest) ve Destek Vektör Regresyonu (SVR) gibi gelişmiş algoritmaların kullanıldığı çalışmada, aynı deprem anında birbirine komşu iki mahallenin veya sokağın neden bambaşka şiddette sarsıldığı bilimsel olarak haritalandırıldı.
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE YENİ BAŞLAYACAK
Ortaya çıkan yüksek çözünürlüklü sarsıntı haritaları, sadece tehlikeyi göstermekle kalmayıp belediyeler ve kamu kurumları için adeta bir yol haritası görevi üstlenecek.
Ekonomik ve teknik kaynakların sınırlı olduğuna dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Tuna, bu haritalar sayesinde kentte acil zemin etüdü yapılması gereken noktaların, bina güçlendirme çalışmalarının ve kentsel dönüşüm projelerinin hangi mahallelerden başlaması gerektiğinin nokta atışı belirlenebileceğini vurguluyor. Sistem, kritik altyapı yatırımlarının ve acil durum eylem planlarının deprem kapıyı çalmadan önce en doğru şekilde kurgulanmasına doğrudan bilimsel zemin hazırlıyor.
ZEMİN BÜYÜTMESİ NE DEMEK?
Deprem dalgaları sert kayalık zeminlerde hızla ilerlerken yüzeye daha az sarsıntı iletir. Ancak alüvyonlu, yumuşak veya dolgu zeminlere ulaştığında dalgaların hızı düşer ve genliği (şiddeti) katlanarak artar. Tıpkı bir jölenin üzerindeki sarsıntı gibi, zemin depremi büyüterek binaya iletir. Yapay zekânın İzmir'de 17 binden fazla noktada ölçtüğü bu katsayı, binanız sağlam olsa bile altındaki toprağın depremi kaç kat şiddetlendireceğini ortaya koyan en kritik veridir.
BİNANIN ZEMİN RİSKİ NASIL ÖĞRENİLİR?
Yapay zekâ destekli akademik haritalama çalışmaları yerel yönetimlerin kentsel dönüşüm stratejilerine yön verirken, vatandaşlar da kendi yaşadıkları sokağın risk durumunu resmi kanallardan sorgulayabiliyor. e-Devlet kapısı üzerinden erişilebilen AFAD Türkiye Deprem Tehlike Haritaları İnteraktif Web Uygulaması ile adres bazlı zemin ivme değerleri görülebiliyor. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yürüttüğü mikro-bölgeleme etütleri ve yapı envanteri çalışmaları üzerinden bina ve zemin güvenliğine dair ön değerlendirme verilerine ulaşılabiliyor.
